Saksofon ezgisi 'Simitçiiiii!' bağırtısına karışır...

Saksofon ezgisi 'Simitçiiiii!' bağırtısına karışır...
Saksofon ezgisi 'Simitçiiiii!' bağırtısına karışır...

Müzisyenlerle seyyar satıcılar, Santralistanbul da prova yaptı.

İsmet Sıral Yaratıcı Müzik Atölyesi, 5 ve 6 Ağustos'ta Eminönü Üst Geçidi ve Sepetçiler Kasrı'ndaki konserlerde seyyar satıcılardan martılara 'İstanbul seslerini' müziğe katacak. Provada saksofon ezgisi 'Simitçiiiii!' sesine karıştı
Haber: DİLAY YALÇIN / Arşivi

İSTANBUL - Geçen hafta gerçekleşen basın toplantısında Woodstock’taki Yaratıcı Müzik Atölyesi kurucularından Karl Berger, Türkiye’nin ilk caz orkestrası şeflerinden İsmet Sıral’la ilgili deneyimlerini aktarırken şöyle demişti: “İsmet geldi ve bize Türk müziğini sevdirdi. Çünkü Türk müziği adeta müziğin sıfır noktası gibiydi. Yaratıcı olmak için gereken bütün malzeme, her şey Türk müziğinde vardı.”
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında gerçekleşen İsmet Sıral Yaratıcı Müzik Atölyesi’nin ismini ondan almasının sebebi de bu: Yaratıcılığı ondan öğrenmişler. Geceleri sabaha kadar beraber müzik yaparlarmış.
İsmet Sıral’ın ‘yaratıcılık’ motivasyonuna ithafen düzenlenen Yaratıcı Müzik Atölyesi (ISCMS), Türkiye’nin müzik birikimini temel alarak deneysel işler peşinde koşuyor. ISCMS’nun programdaki en ilgi çekici işlerinden ikisi 5 ve 6 Ağustos’ta gerçekleşecek konserler. Etrafımızda duymaya alışık olduğumuz ama bu alışkanlıktan dinlemediğimiz İstanbul sesleri ISCMS projeleriyle müziğe dönüşüyor. Proje, seyyar satıcılardan, martılara, vapur düdüklerinden insan gürültüsüne kadar tüm ‘İstanbul seslerini’ müzikle bir araya getirecek. 

Düüüüüt! Ta-Tak Ta-tak!
Proje Direktörü Dost Kip’le Sepetçiler Kasrı’ndayız. Kip, sorularımızı cevaplarken yolun hemen karşısındaki Sirkeci Garı’na giren çıkan trenlerin ‘ta-tak ta-tak’ sesleri ve düdükleri kayıt cihazımıza giriyor. İşte ‘İstanbul’u Çalanlar’dan biri de bu trenler. ISCMS projesi 5 Ağustos Perşembe günü Eminönü Üst Geçidi’nde gerçekleştireceği ‘İstanbul’u Çalıyoruz’ konserinde İstanbul’un sesleri İstanbul Bilgi Üniversitesi Laptop Orkestrası’nın, Adam Rudolph’un Organic Orchestra’sının ve Sert Sessizler ikilisi Sumru Ağıryürüyen ve Anıl Eraslan’ın müziğine katılacak.

‘Simitçiiiiiyyyyyyeeeee!’ 
Konserlerden bir diğeri de muasır medeniyetlerde asla duyamayacağınız seslere yer veriyor: Seyyar satıcı sesleri. 6 Ağustos Cuma günü Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleşecek konser için yapılan provada Ömer Faruk Tekbilek (ney), Ahmet ‘Hacı’ Tekbilek (ney, bağlama, alto saksofon), Ahmet Özden (zurna) ve Volkan Çanakkaleli (davul), röportajına yer verdiğimiz seyyar satıcılarla bir araya geldi.
Zurnaların, saksofonların ortasında giren ‘Simitçiiiiiyyyyeee!’ sesi Kasımpaşa’nın ünlü ‘Ben geldim gidiyorum’ poğaçacısı ve artık çoğumuzun duymadığı ‘Yorgancıyıııııam!’ sesi sayesinde ortama neşe hâkimdi. Provanın ortasında seyyar satıcıların arasında en genci olan simitçinin telefonunun gürültü biçimde tekno çalmaya başlaması da ayrıca kahkaha topladı.
ISCMS İstanbul’a bir şans veriyor; İstanbullu olmanın birikimini, ‘hiçbir etki altında kalmadan’, yaratıcılığa dökme şansı. En çok Avrupalıların İstanbul’u keşfetmesine yarayan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti’nin bu etkinliğinde çok önemli bir yan ortaya çıkıyor; kimseyi taklit etmeksizin, kendi birikiminden ortaya çıkardığı neyse onu, sergilemesi. Erdem Helvacıoğlu’nu, Ayşe Tütüncü’yü ya da CMS ekibini seyyar satıcılarla buluşturmak da yaratıcı ve taklitten uzak bir kafa yapısının ürünü.
Celal Aydemir: 14 yaşından beri yorgancılık yapıyor. 78 yaşında. Beyoğlu , Kurtuluş, Elmadağ, Taksim, Mecidiyeköy’de çalışıyor. Kasımpaşa’da oturuyor. İşleri kesat.
Salim Aydemir: “73 yaşındayım. Kardeşimle ayrı ayrı dolaşıyoruz. İş fazla olduğu zaman beraber de dolaşırız. Bizim meslek bitti. Bütün eski yorganları çöpe atmışlar. Bizim yavaş yavaş köyümüze çekilmemiz gerekiyor.” İlkokulu bitirmeden Trabzon’dan İstanbul’a kendi kendilerine gelmişler.
“Bağırmamızdan rahatsız olanlar oluyor. Biz 9-10’dan sonra bağırıyoruz ki insanlar rahatsız olmasınlar. Fena adamlardan korkuyorlar, bir şey diyemiyorlar ama biz iyi insanız diye bize ‘Sessiz ol’ diyebiliyorlar. Eskiden eskicisi, kalaycısı, zerzevatçısı hep bir ağızdan bağırırdı.”
Şahin Morkoç: Simitçi. Kadıköy’de çalışıyor. 23 yaşında. “15 sene önce Ardahan’dan geldim. Bir sene ayakkabı boyacılığı yaptım. Ondan beri simitçilik yapıyorum. En çok yabancı rap seviyorum. Türkçe, Kürtçe, hepsini dinliyorum ama en çok yabancı müzik seviyorum. Hayatta aklıma gelmezdi böyle bir işin içinde olacağım. Kendimle gurur duyuyorum.” 
Bedriye Yorgun: 58 yaşında. Çiçekçi. Tekirdağlı. “50 yıl oldu İstanbul’a geleli. 45 yıldır çiçekçilik yapıyorum. Bakırköy’de dükkanımız var, ondan önce seyyar satıcıydım. Dükkâna geldiler, beyim ordaymış. Beyim ‘Benim hanım yapar’ demiş. Her müziği dinliyorum. Eskiden kendi kendime şarkı söylerdim, kasetlere alanlar olurdu sesimi. Ama şimdi yaşlandım. Ama çok duygulu şarkılarda garipliyorum. Hemen ağlıyorum.”

İsmet Sıral’da yaratıcı konserler
* Üstgeçidin Üstüne: Oliver Lake (saksofon), Kenny  Wessel (gitar), John Lindberg (kontrbas), Adam Rudolph (vurmalı), Tani Tabbal (davul), Oğuz Büyükberber (klarnet), 5 Ağustos Perş. 21.30 Sepetçiler Kasrı

* Kültürler Arası Doğaçlamalar: Ömer Faruk Tekbilek (ney), Ahmet ‘Hacı’ Tekbilek (ney, bağlama),
Ahmet Özden (zurna), Volkan Çanakkaleli (davul), İzzet Kızıl (vurmalı), Oğuz Büyükberber (klarnet), Dawda Jobarteh (kora), Nana Osibio (bas), Adam Rudolph (vurmalı), Trilok Gurtu (vurmalı), Ravi Chary (sitar), Mukti Shri Mukku (kathak dansçısı), John Zorn (saksofon), Marc Ribot (gitar), Greg Cohen (bas), Cyro Baptista (vurmalı), Kenny Wollesen (vibrafon), 7 Ağustos Cts. 21.30 Sepetçiler Kasrı

* Masada: John Zorn (saksofon), Marc Ribot (gitar), Greg Cohen (bas), Cyro Baptista (vurmalı, Kenny Wollesen (vibrafon), 8 Ağustos Pz. 21.30 Sepetçiler Kasrı


    ETİKETLER:

    İstanbul

    ,

    caz

    ,

    Beyoğlu