Sanat ve toplum nereye?

Sanat ve toplum nereye?
Sanat ve toplum nereye?

Evrim Kavcar/ Esteban

Borusan ArtCenter'daki 'What I Love' sergisinin küratörü Necmi Sönmez eserlere hiç müdahale etmemiş. Bu durum toplum ve sanat üretimi üzerine ciddi eleştiriler getiren işlerin ortaya çıkmasına vesile olmuş
Haber: HATİCE UTKAN / Arşivi

Borusan ArtCenter sanatçılarının üçüncü sergisi ‘What I Love’ katılan sanatçıların işleri sayesinde ‘toplumsal ve sanatsal’ eleştiriyi cesurca sergilemeyi amaçlıyor. Son zamanlarda sanatçıların işlerine müdahil olan küratörlüğün tam tersine serginin küratörü Necmi Sönmez, genç sanatçıların işlerine hiç müdahale etmemiş. Sonuç, Türkiye , İstanbul , toplum ve sanat üretimi üzerine ciddi eleştirel işleri bir araya getiren bir sergi.
21 Mart’a kadar Borusan Müzik Evi’nde görülebilecek sergi 10 genç sanatçıyı bir araya getiriyor. Asena Hayal’in ‘Bağışıklık’ isimli ses yerleştirmesi, Berkay Tuncay’ın fotoğrafları ‘Corrupted Family Portraits’, Burçak Konukman’ın ‘Enternasyonal’ başlıklı video çalışması, İlke Yılmaz’ın ‘Fishing’ isimli heykeli, Elif Öner’in web tasarım çalışması ‘Aynadan İçeri’, Evrim Kavcar’ın heykel ve animasyonu kullandığı ‘Esteban’, Gökçe Süvari’nin mürekkep, yağlıboya ve animasyonu bir araya getiren çalışması ‘Dog Exercises’, Özge Enginöz’ün ‘Mutluluk’ başlıklı dijital baskıları, Yağız Özgen’in ‘8-bit Renk Paleti Girdisi’ başlıklı renk kompozisyonları ve Zeynep Beler’in ‘Doğru Aydınlatma’ isimli fotoğrafları yer alıyor.
Eserler sosyal olgular, sanat piyasasının değişkenliği ve kayganlığı, bireylerin özgürleşme çabaları üzerine işlerle öne çıkıyor. 

Geleceğin sanat ortamı
Hiçbir genç sanatçının üretimine karışmayan küratör Necmi Sönmez, işler arasında bir ayrım yapılmadan olduğu gibi sergilendiğini belirtiyor. Sergideki işlerde geleceğin sanat ortamına, Türkiye’nin toplumsal düzenine ve sanat üretimine kadar birçok gönderme var.
Sanat ortamı ve sanat ortamını müze bağlamından eleştirmeyi seçen Elif Öner’in, www.museummodern.org ‘Aynadan içeri’ adlı işini geçen sergiden de hatırlamak mümkün. Öner, proje kapsamında başlattığı işi devam ettiriyor. Öner, www.museummodern.org isimli web tabanlı çalışmasında sanat-müze-koleksiyon üçgenindeki karmaşık ilişkileri eleştiriyor. Öner’in asıl eleştirmek istediği olgu art arda açılan özel müzeler, sanat piyasasının güçlenmesi, 2000’li yıllara dek hiç görülmemiş şekilde ‘koleksiyon-koleksiyoncu-halka açılım’ konuları. “Aslında sadece bir web sayfası olan bu projeye, bazı kişiler cv yollayıp iş başvurusu bile yapıyorlar” diyor Öner. Öner’in işi seyirciyi ‘katılımcı’ haline getiriyor. Sitede tıklanan linklerle tekrar aynı yere yönelen seyirciye, bu ‘kurumsal çoğullaşmanın’ nereye kadar devam edeceğini de sorguluyor.
Burçak Konukman’ın ‘Enternasyonel’ adlı eseri çıplak bir figürü arkası dönük şekilde tişörtler giyerken görüntülüyor. Bir video çalışması yapan Konukman’ın eserinde yavaş yavaş yükselen Enternasyonel marşını duyuyoruz. Konukman’a göre, bu video eser, sanat dünyasının genç sanatçılar üzerinden çıkar sağladığı baskıcı ortamına ve ikiyüzlülüğüne gönderme yapıyor. İzleyicinin arkadan gördüğü figür, sanatçının kendisi. Üzerine giydiği tişörtlerin tamamı da Burçak Konukman tarafından tasarlanmış. Konukman’ın tişörtlerinin üzerinde yine kendisinin sanat dünyasına gönderme yaptığı ‘No Market Shit’ adı altında bir mesaj var. 

Yabancılaşma ve ötekileşme
Sergide, toplumun yabancılaşması ya da ötekileşme üzerinden ilerleyen eserleri de görmek mümkün. İlke Yılmaz’ın ‘Fishing’ adlı eseri, İstanbul’da deniz ya da Boğaz kıyısına yakın oturanların son yıllarda gözlemledikleri farklılaşan ortamı anlatıyor. Yılmaz, bu farklılıkların başında, yeşil alanların talanı, gizli gizli kesilen ağaçlar, yok edilen korular kadar, balık tutan insanların gittikçe fazlalaştığını anlatıyor. İlke Yılmaz’ın gerçek bir insan boyuna yaklaşan heykeli isimsiz balıkçı bir kadını tasvir etmekte. Daha ilk bakışta renkli elbiseleri ve kendinden emin haliyle dikkati çeken bu figür, sanatçının son dönemde üzerinde durduğu ‘gerçeklik’ temasına ve Türkiye’nin sosyal yapısına ve değişimine gönderme yapıyor.
Sosyal yapıyı eleştiren diğer bir eser Evrim Kavcar’ın ‘Esteban’ adlı, farklı disiplinlerden oluşan mekân yerleştirmesinde bir sokak faresinin hikâyesini anlatıyor. Duvara yansıtılan animasyon farenin anlık hareketlerini gösterirken, bir köşede ölü fare heykeli ve sonar duvarda yazan yazı sosyal yaşantıda ‘ötekileştirme’ kavramını izleyiciye yeniden sorgulatıyor.
‘What I Love’, 21 Mart’a kadar Borusan ArtCenter’da 

HATİCE UTKAN: Hürriyet Daily News