Sanatı demokratikleştiren galeri İstanbul'da

Sanatı demokratikleştiren galeri İstanbul'da
Sanatı demokratikleştiren galeri İstanbul'da
'Sanatı demokratikleştirmek' söylemiyle Fransa'dan yola çıkan ve 20'yi aşkın ülkede şube açan galeri Carré d'artistes, İstanbul'a da geldi. Portföyünde bulununan 500'ün üzerinde sanatçının eserlerini 'ulaşılabilir' fiyatlarla sanatseverlerin beğenisine sunan Carre d'artistes İstanbul'u sahibi Nazlı Berberoğlu anlattı.

‘Sanatı demokratikleştirmek ve herkes için ulaşılabilir kılmak’ söylemiyle Fransa’da yola çıkan Carré d’artistes, dünya genelindeki 20’yi aşkın kentin ardından İstanbul ’da da şube açtı. Sanat başkentleri olarak tabir edilen şehirlerde bulunan galeri Carré d’artistes, 500’ün üzerinde sanatçının eserlerini sergiliyor. Pek çok uluslararası sanatçıyı portföyünde bulunduran Carré d’artistes, İstanbul ile birlikte Türk sanatçıları da bünyesine katarak, sanatçıların orijinal eserlerini ulaşılabilir fiyatlara sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Tüm dünyada yaygınlaşan ‘sanatı demokratikleştirme’ söyleminin arkasında duran Carré d’artistes, gerçek sanat eserlerini sertifikası ile teslim ederek eserlerin kalitesini de garantiliyor.
Galerinin bir başka özelliği de bünyesindeki sanatçıların eserlerinin başka şehirlerde de sergilenme şansı bulması. Her ay her galeriden bir sanatçı bir diğer şehirdeki Carré d’artistes’te yer alıyor.
Sanatçının sanatından para kazanmasını sağlamaktan yola çıkarak oluşan konsept, sanatçılara düzenli gelir kaynağı oluşturarak kendi yaratıcılığına ve sanatına konsantre olmasını sağlıyor. Sanatı herkesle buluşturan Carre d’artistes İstanbul’un sahibi Nazlı Berberoğlu ile galeriyi konuştuk.

Carre d’artistes ilk galerisini Fransa’da açıldıktan nasıl tepkiler aldı ve nasıl dünyaya yayıldı?Carre d’artistes, Stephanie Tosi ve Patrice Martineau tarafından sanatçılara ekonomik anlamda bir destek vermek ve böylece yaratıcı süreçlerini desteklemek amacıyla kurulmuş. Sanatın herkes için olduğu ilkesinden yola çıkarak ilk galerisini Fransa Aix en Provence’da açtı. İlk zamanlarda geleneksel galerilerden oldukça fazla tepki görmüş, çünkü varolan sisteme ters bir anlayış olarak algılanmış. Fakat sonra geleneksel galeriler de bu konseptin sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladığını ve de aslında sanat pastasını daha da büyüttüğünü anladılar. Bugün 20’yi aşkın ülkede 500’ün üzerinde sanatçının eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Dünyanın sanat başkenti olarak tabir ettiğimiz, Avrupa’nın bütün önde gelen şehirleriyle birlikte dünyada Amerika, Brezilya ve Japonya gibi bir çok ülkede Carre d’artistes şubeleri bulunuyor. Biz de Türkiye ’de İstanbul galerisini açtık.

İstanbul’a açma kararı nasıl aldınız? Carre d’artistes konseptiyle ilk Barselona’da tanıştım ve çok hoşuma gitti; Türkiye’de ‘ulaşılabilir sanat’ anlamında çok büyük bir boşluk olduğunu düşündüğüm için konsepti Türkiye’ye getirmeye karar verdim.

Burayı diğer sanat galerilerinden ayıran özellikler neler?En önemli özellik farklı bir konsepte sahip olması. “Sanat herkes içindir’’ söylemiyle sanatseverle sanatı buluştururken demokratik bir tavır sergileyerek sanatı daha ulaşılabilir kılıyor. Sanatı kapıları kapalı atölyelerden, büyük galerilerden çıkartıp ‘ulaşılabilir fiyatlarla’ daha fazla insanla buluşturuyor. Galerimizde büyük ebatlı tabloları yüksek fiyatlarla sunmak yerine farklı disiplinlerdeki eserleri 13x13, 19x19, 25x25 ve 35x35 olmak üzere 4 farklı boyutta sanatseverlerin beğenisine sunuyoruz.

“Sanatı demokratikleştiriyoruz’’ ve “herkes için sanat’’ diyerek yola çıkan bu galeriyi Türkiye’ye getirmeye karar verirken buradaki ilginin nasıl olabileceğini düşündünüz?
Aslında yeni bir oluşum herkes için bazı endişeleri beraberinde getirebilir. Fakat dünyada hızla kabul görmeye başlamış. Türkiye’ye getirme düşüncesi beni çok heyecanlandırdı. Bir sanatsever olarak sanata yatırım yapıp Türkiye’de yeni bir oluşuma öncü olmak, aldığım olumlu tepkiler de düşünülürse, doğru bir karar verdiğimi gösteriyor bana. Ulaşılabilir fiyatlar eserlerin daha kolay alıcıyla buluşmasını sağlıyor ve bu da eser sahibi sanatçıların düzenli olarak kazanç sağlamalarına neden oluyor. Tabii ki sanatçının da düzenli bir geliri olduğu zaman bazı kaygıları azalıyor ve bu sanatçının daha üretken olmasına da sebep oluyor.

Sergilenecek eserler ve sanatçılar hangi kriterlere göre ve nasıl belirleniyor?Carre d’artistes çatısı altındaki sanatçılar Fransa’da her ay düzenli olarak toplanan bir komite tarafından seçiliyor. Carre d’artistes’e belirlenen boyutlarda eserleri olan, yurt içinde ve yurt dışında en az bir sergide yer almış her sanatçı başvurabiliyor. Tabii ki üretkenlik ve teknik de önemli. Başvurular Fransa’daki Carre d’artistes’e yapıldığı için Fransa Carre d’artistes’in web sitesinden yapılıyor. Türkiye Carre d’artistes’in sitesinde de ayrıntılı bilgi mevcut. (www.carredartistesturkey.com) Seçilen eserler Türkiye dahil olmak üzere dünyadaki diğer Carre d’artistes galerilerinde sergileniyor. Eserler düzenli olarak dünyanın çeşitli ülkelerindeki diğer eserlerle yer değiştirerek dünyayı geziyor. Mesela şu anda galerimizde dünyanın farklı ülkelerinden 13, Türkiye’den de 3 sanatçımız var ve bizim sanatçılarımız da değişim programıyla başka ülkelerde sergilenecek. Carre d’artistes çatısı altındaki eserler imitasyon, kopya veya fabrikasyon bir baskı değil tamamiyle sanatçının kendi emeği ve orijinal.

Profesyonel iş hayatına Coca Cola Campany’de sponsorluk ve marka işbirlikleri yöneticisi olarak devam ediyorsunuz. Sanata merakınız ne zaman başladı?
Sanatla her zaman içiçe büyüdüm, annem seramikle babam da resimle uğraşıyor. Müze, sergi gezmenin dışında sanat eğitimi almamış olmamın açığını hep farklı kurslara katılarak ve bol bol okuyup araştırarak kapatmaya çalıştım. Zamanla bu merakımı sadece hobi seviyesinde tutmanın bana yetmeyeceğini anladım ve Barselona’da bu konseptle tanıştığımda “İşte aradığım budur!’’ dedim.