Sanatın dolmuşuna gelin!

'Yavaş yavaş! Cambalache! Gelin Vatandaşlar! Sokak Müzesi İstanbul'da; gelin minibüsümüze binin.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - 'Yavaş yavaş! Cambalache! Gelin Vatandaşlar! Sokak Müzesi İstanbul'da; gelin minibüsümüze binin. Sizi istediğiniz yere götürüyoruz. Para almıyoruz. Bize içinizden ne gelirse onu verin. Bizi arayın! Gelip sizi alalım! Telefonumuz, 0536 222 39 72...'
Sanatçılar tarafından elime tutuşturulan mikrofon ile benim de dile getirdiğim yukarıdaki sözler, 22 Eylül'de başlayacak 7. Uluslararası İstanbul Bienali nedeniyle, Mercedes marka beyaz minibüsten müteşekkil
'Sokak Müzesi' ile kenti turlayan İspanyol sanatçıları 'Cambalache Collective'den geliyor.
Gönlünden ne koparsa
17 Eylül'e kadar İstanbul'u turlayacak
'Sokak Müzesi' aynı zamanda hem sergi, hem de ulaşım aracı görevi yapıyor. Sanatçılar İstanbullulardan, bir yerden diğerine gitmek istedikleri takdirde, hizmetin bedeli karşılığında, para hariç, kendilerine ait özel bir eşyayı vermelerini ya da herhangi bir yeteneklerini sergilemelerini istiyor.
5. Uluslararası İstanbul Bienali'nde de yer almış İspanyol sanatçı Federico Guzman ile Kolombiyalı Adriana Garcia ve Carolina Caycedo, bazen Taksim Meydanı'na tezgâh açıyor, bazen ise kendilerini arayanların ayağına gidiyorlar. Etkinliğin diğer ismi Raimond Chaves ise maalesef İstanbul'da gelemedi.
Videoya çekilen toplanmış eşyalar ve performansların Bienal dahilinde Darphane-i Amire'ye park edecek minibüsün içindeki
müzede sergilenecek.
İkinci seferi 22-26 Eylül tarihlerinde düzenlenecek 'Sokak Müzesi'ne imzasını atan sanatçılar, dile getirdikleri çalışmalarında nesneler ve maddi değerlerin değil, manevi olanın ve tecrübelerin paylaşımıyla gelen diyaloğun önemini vurguluyor.
Seferler başladığından beri İstanbul'da neler yaşadınız?
İstanbul bu projeye çok uygun bir şehir. Çünkü burada yapılabilecek çok şey var ve sokaklar hayat dolu. Sürekli iyi tepkiler alıyoruz. Bizimle olan kimseler ellerinden geleni yaparak projemize katılıyor.
Daha geçen gün bir dans okulunun öğrenci grubuyla tanıştık ve bizim için dans ettiler. Bize armağanlar sundular. Proje için özel olarak yapılmış resimler ve giysiler verenler oldu. Basın ve minibüsteki megafon düzeneğini bu projenin tanıtımı için çok önemli buluyoruz. Projeyle değiş tokuş edilen nesneler ve duygular birbirine karışıyor.
Proje, sosyolojide karşılaştığımız 'Potlaç' (Armağan) kavramını akla geliyor...
Evet. Bu kavram ve 'armağan'ın sosyoekonomik yapısıyla yakından ilgileniyoruz. Bunu İstanbul'da aşırı düzeyde deneyimliyoruz. Çünkü insanlar son derece cömertler. Bir hafta daha sokaklarda insanlarla olacağız. Biriktirdiklerimizi Darphane-i Amire'de sergileyeceğiz. Buradan sonra da, projeyi başka mekânlar ve kentlerde sürekli değişimiyle birlikte sürdüreceğiz.
Proje nasıl işliyor?
Öncelikle kullanabileceğimiz taşıtı kamu kuruluşlarından talep ediyoruz. Bazen bize el arabaları da tedarik ediliyor. Bu nedenle herhangi bir taşıt olması da bizim için özellikle önemli. Kenti minibüste çaldırdığımız İspanyol ve Kolombiya şarkıları ve megafonlarımızdaki duyurular aracılığıyla geziyoruz. Her yeni gün beraberinde yeni tecrübeler doğuruyor.
Sokak Müzesi'nin dünya turu nereden başladı?
Üç yıl önce Bogota'da başladık. Sonra Barcelona, Porto Riko, Slovenya ve Paris'e gittik. Şimdi buradayız. Projeye doğal malzemeli, geri dönüşümlü, ahşap bir el arabasını sokaklarda gezdirerek başlamıştık. Ama İstanbul'da bize tahsis edilen araca çok sevindik. Onsuz bu kadar uzaklara gidemezdik. İstanbul çok büyük.
İstanbul, Bogota ve Barcelona gibi. Trafik, insanlar, davranışlar, yüzler birbirine çok benziyor. İletişim öteki şehirlerden daha yakından ve içten gerçekleşiyor. Minibüse her yaştan insanlar biniyor. Son olarak basına verdiğimiz ilanı gören bir Alman okulu bizi aradı ve bir sınıfın tüm öğrencilerinin müzeye vermek istedikleri şeyler olduğunu bildirdi. Minibüse binmeleri karşılığında son olarak bir kimseden de yazdığı bir şiiri aldık. Çok etkileyiciydi.
'Sokak Müzesi'yle iletişim için
Tel: 0536 222 39 72