Sandra Bullock ikinci baharını yaşıyor

Sandra Bullock ikinci baharını yaşıyor
Sandra Bullock ikinci baharını yaşıyor

?Speed? serisiyle çıkış yapan Sandra Bullock?un bir de Altın Küre?si var.

Sandra Bullock, Amerika'lı bir futbol yıldızını anlatan 'The Blind Side'la ikinci baharını yaşıyor. Gişesi 250 milyon dolara dayanan filmdeki rolüyle Bullock, Altın Küre ve Oyuncular Birliği ödüllerini kazandı; sırada Oscar var...

İSTANBUL- Holywood’un beğenilen yüzü Sandra Bullock son filmleriyle ikinci baharını yaşıyor. ‘Speed’ serileriyle çıkış yapan, ‘28 Gün’, ‘Göl Evi ve ‘Çarpışma’ gibi birçok başarılı çalışmada yer alan, ‘Sen Uyurken’le en iyi kadın oyuncu dalında Altın Küre alan Bullock, yeni filmi ‘The Blind Side’la almadık ödül bırakmıyor, Oscar’ı alacağına da kesin gözüyle bakılıyor. Öte yandan film, gişede de çok iyi başarı elde ediyor, zira ABD’de 20 Kasım’da gösterime girmesine karşın hâlâ izleniyor ve gişe hasılatı 250 milyon dolara dayandı.
Michael Lewis’in ‘The Blind Side: Evolution of the Game’ adlı kitabından sinemaya başarıyla uyarlanan filmde, 2009’da NFL’de en iyi oyuncu seçilen ünlü futbolcu Michael Oher’in gerçek hayat hikâyesi anlatılıyor. Evsiz ve kimsesiz bir çocuk olan Michael (Quinton Aaron), özverili bir kadın olan Leigh Anne (Sandra Bullock) ile tanışınca hayatında birçok şey değişmeye başlar. Ona bir ‘anne’ sıcaklığıyla yaklaşan Leigh Anne, tüm önyargılara ve eleştirilere rağmen garip bir bağ kurduğu bu çocukla ilişkisini koparmaz. Michael’ın ‘doğuştan bir sporcu’ olduğunu düşünen Leigh Anne, onu spora yönlendirmek için her türlü desteği verir.
Cüssesi iri bile olsa, kalbi bir çocuk gibi kırılgan olan koca Mike’ın, Leigh Anne’le tanıştıktan sonra hayattaki başarılarını konu alan, yerine göre duygu yüklü yerine göre eğlenceli olan film, ‘A Perfect World’den tanıdığımız John Lee Hancock’un imzasını taşıyor.

Irkçılığa dikkat çekiyor
‘The Blind Side’da Michael Oher’ın hayatı anlatılırken Amerika’daki ırkçılık da mercek altına alınıyor. İnsan haklarının gittikçe önem kazandığı bir dünyada, halen aşılamayan ön yargılar ve devam eden ırkçılık filmde de kendini hissettiriyor. Filmin trajedisini körükleyen bu ırkçılık teşhiri izleyicide bir farkındalık yaratmak gibi bir işe de yarıyor. Mike’ın hikâyesi genel olarak o bildik ‘biraz şans, biraz azim ve çalışmayla her şeyin mümkündür’ söylemini tekrar ediyor. Muhtemelen filmin ABD başarısını biraz da bu sağlıyor.
‘The Blind Side’, Sandra Bullock’un kariyerinde bir dönüm noktası niteliğinde. Romantik komedi filmlerinde görmeye alışık olduğumuz Bullock, ‘The Blind Side’da iyi oyunculuk göstererek herkesi şaşırttı. Filmde baskın bir anne karakteriyle karşımıza çıkan Sandra Bullock, başarılı performansıyla eleştirmenlerden de tam not aldı. Amerikalı film eleştirmeni Michael Medved ‘The Blind Side’ı Sandra Bullock’ın ‘kariyerinin en iyi performansı’ olarak nitelendirdi.
Sandra Bullock, filmde canlandırdığı Leigh Anne karakteriyle kazandığı ödüller küçük bir müze oluşturabilir. ABD’de birçok film eleştirmenleri örgütünün yılın en iyi kadın oyuncusu seçtiği Bullock, oyunculuk Oscar’ı için en iyi veri sayılan Amerikan Oyuncular Birliği (Screen Actors Guild) ve Altın Küre ödüllerinin de sahibi oldu.
Amerika’da 20 Kasım’da vizyona giren ‘The Blind Side’, açılış haftasında 35 milyon dolarlık bir hasılat elde ederek ‘Twilight’ serisinin son filmi ‘Yeni Ay’ın ardına yerleşti. Amerikan halkının da beğenisini kazanan film, üç ay sonra bile sinema salonlarında izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Geçen haftaya kadar ABD box office listesinin ilk 10’unda yer alan filmin toplam hasılatı 250 milyon dolara dayandı.
‘The Blind Side’ın Türkiye’de gösterime girip girmeyeceği ise henüz belli değil. Zira mevzu Amerikan futbolu, bizde izlenmez diye dağıtımcıların pek ilgisini çekmemiş görünüyor. (Kültür Sanat)