Sanki senaryosunu Aziz Nesin yazmış!

Sanki senaryosunu Aziz Nesin yazmış!
Sanki senaryosunu Aziz Nesin yazmış!
34. İstanbul Film Festivali'nin 11'nci gününde dünyanın doğusundan iki film var: Jaaponya'dan 'Altın Çağ', Hindistan'dan 'Mahkeme'. Aklımı başımdan alan 'Toprağın Tuzu'nun da son gösterimi bugün, kaçırmayın!
Haber: ELÇİN YAHŞİ / Arşivi

Altın Çağ / Huang Jin Shi Dai / Uluslararası Yarışma

Yabancı film dalında Oscar’a aday olan Hong Kong filmi Altın Çağ’ın yönetmeni Ann Hui, iki yıl önce de festivale bol ödüllü filmi Sade Bir Hayat / A Simple Life’la katılmış, hatta filmin izlediğim seansına konuk olmuştu. Bir film yapımcısının ailesine 60 yıl boyunca hizmet veren emektar kadının hayatına odaklanan bu çok sade ve samimi film tabii ki Altın Çağ’ın en büyük referansı oldu.
Film, Çin edebiyatının Batı’da pek bilinmeyen yetenekli bir edebiyatçısı Xiao Hong’un 32 yıllık yaşamına odaklanıyor. Spoiler değil, çünkü ilk sahnede öğrendiğimiz bir gerçek. Annesi intihar edince dayakçı babasıyla büyüyen, sonra ilk fırsatta evden kaçan bu sıradışı, arızalı, başına buyruk kadın karakterin edebi kimliğinden çok ilişkilerine odaklanıyoruz filmde. Sanki bir belgesel izliyormuşuz gibi, bir çok tanıdığı (oyuncular tabii), Xiao Hong’la ilgili bilgiler veriyor kameraya. O kadar çok kişi konuşuyor ki, bir yandan da hepsi aynı insan gibi, kimse öne çıkıp özel olarak akılda kalmıyor. Anlatılanlar da biraz öyle. Mesela iki kez doğuruyor, birini evlatlık verdiğini öğreniyoruz, ikincisine ne olduğunu bile bilmiyoruz. Öldürüp attığı ima ediliyor gibi ama öylece geçiyor bu konu da. Kitaplarını çok iyi biliyormuşuz gibi, isimlerinden söz ediliyor ama edebi kimliğiyle, yapıtlarıyla ilgili hemen hiç bilgi yok.

Bu sıradışı karakteri canlandıran Tang Wei’yi daha önce Ang Lee’nin ‘Lust, Caution’ında başrolde izlemişiz. Zaman zaman insana Charlotte Gainsbourg’u hatırlatıyor. 32 yıllık bir yaşamın üç saatlik filminin fonunda Çin’de komünizmin yükselmesi, Japon işgali gibi tarihi dönüm noktaları var. Fakat film bitince insanda yazarın kitaplarını bulup okuma isteği oluşmuyor. Sanki çok iyi bildiğimiz birinin yaşamındaki ayrıntılara odaklanıyormuşuz gibi. Bazı yerleri o kadar uzuyor ki, Allah affetsin ama insan, “ölse de gitsek” diyor. Allahtan Atlas sinemasında bir gösterimi yok. Yoksa bu üç saat küçük çaplı sakatlıkların yaşanmasına neden olabilirdi. (Beyoğlu, 21:30)

Mahkeme / Court / Yeni Bir Bakış

Hint filmi Mahkeme, senaryosunu Aziz Nesin’in yazdığı uzun bir ‘The Good Wife’ bölümü gibi; ancak olay Hindistan’da geçiyor. Sınıfsal farkların yanı sıra tüm bir hukuk sistemini son derece insancıl ve sıcak bir yaklaşımla masaya yatıran film, zaman zaman gerçekten çok eğlenceli.
Mumbai’de öğretmenlik de yapan ve ekibiyle birlikte şehrin işçilerin yoğun olduğu mahallerine kurulan sahnelerde şiirlerini seslendiren aktivist Narayan Kamble hakkında intihara teşvik gerekçesiyle dava açılıyor. Kamble’in şarkılı şiirlerini dinleyip kelimenin tam anlamıyla gaza gelen işçi, maskesiz girdiği lağımda gazdan zehirlenip intihar etmiş meğer. Bu davayı bütün aşamalarıyla izliyoruz. İddia makamı, savunma makamı, tanıklar, hakim, hatta bir şey yazması gerekmediği zamanlarda telefonundan twittera bakan ‘katibe’ bile var. Film yalnızca yasaların değil, onları okuyup uygulayanların da ne büyük bir reforma ihtiyacı olduğunu anlatırken, bütün karakterlerin mahkeme salonu dışındaki gerçek hayatlarını da yansıtıyor. Çok şık dükkanlardan peynir, şarap alışverişi yapan, modern gece kulüplerinde eğlenen avukat da var, mahkemeden çıkıp toplu taşıma araçlarıyla çocuğunu okuldan alan, alış veriş yapıp evde yemek hazırlayan, sonra daracık odasında dava için çalışan avukatı da. Yazıp yöneten Chaitane Tamhane’nin ilk filmi olan bol ödüllü Mahkeme, Antalya’da da SİYAD ödülünü almış. Bence kaçırmayın. (Atlas 2, 19:00)

AYRICA...

Bugün Atlas ve Rexx’te 21:30 seanslarında sürpriz film var. Ve Rexx’te 13:30 seansında ‘ToprağınTuzu’nun gösterimi olduğunu, mümkünse bu filmi kaçırmamanızı hatırlatalım.