'Saraydan Kız'ı kaçırmamalı!

'Saraydan Kız'ı kaçırmamalı!
'Saraydan Kız'ı kaçırmamalı!
Bir İstanbul Opera Festivali geleneği, Mozart operası 'Saraydan Kız Kaçırma', aryaları, düetleri ve dörtlüleriyle kulaklar için tam bir şenlik
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

İstanbul Opera Festivali’nin üçüncüsü önümüzdeki hafta başlıyor. Festivalin vazgeçilmezlerinden biri haline gelen Mozart’ın ‘Saraydan Kız Kaçırma’sı da üç gece Topkapı Sarayı’nda seyirciyle buluşacak. Aslında Yekta Kara’nın rejisiyle bir Samsun Devlet Opera ve Balesi-İstanbul Devlet Opera ve Balesi işbirliği olarak Yıldız Sarayı’na özel olarak hazırlanan proje, Yıldız renovasyonda olduğu için, Topkapı’da oynanacak, onun için mizansenler de haliyle değişecek. Yine de saray sonuçta ve mekânın kendisi ya da bahçesi de olsa, sarayların kullanılması bir Türk paşasının konağında geçen ‘Saraydan Kız Kaçırma’yı en çekici kılan unsurlardan biri. 

Ama bununla bitmiyor. Bir kere, Mozart’ın erken dönemine ait, ‘Turquerie’ akımının etkisinde yazılmış eser, aryaları, düetleri ve dörtlüleriyle kulaklar için tam bir şenlik. İspanyol soylusu Belmonte’nin uşağı Pedrillo’yla bir olup Selim Paşa’nın konağında esir sevgilisi Konstanze’yi kaçırma çabalarına dayanan basit konusu, ‘ötekileştirmeye’ dair bütün postmodern eleştirilere karşın oryantalist, daha doğrusu ‘turquerieist’ akımın egzotizmden, bilinmeyenin büyüsünden aldığı bütün cazibeye sahip; sırf Batılılar için değil, zaman olarak uzağında olduğumuz için, o kültürden gelen bizler için bile. Yekta Kara’nın rejisi, birçok iyi fikri ve buluşu içinde barındırıyor: Aslında bir ‘singspiel’ ‘Saraydan…’, yani bir şarkılı oyun.
 
Dolayısıyla aralarda resitatifler değil konuşmalar var ve bu konuşmalar geleneksel olarak her oynanan ülkenin kendi dilinde yapılır. Yekta Kara rejisinde, her millet kendi dilinde konuşturuluyor. Bu da rejinin dayandığı ‘Bu insanlar farklı dünyalardan geldikleri için birbirlerini anlamıyorlar’ konseptinin altını çiziyor. Belmonte’nin takım elbisesiyle Selim Paşa’nın bahçesine uzaydan düşmüş gibi durması da rejinin yabancılık-ötekilik-aynılık konseptiyle uyumlu. Bu yılki prodüksiyonda Konstanze’yi yine Eva Mei canlandırıyor ki mükemmel bir soprano. Opera başlamadan seyirciye lokum dağıtan ‘lokum gibi’ gençlerden oluşan Samsun Opera ve Balesi korosu da, orkestra da, kast da son derece başarılı. Topkapı Sarayı’nın bahçesinde oynanacağı da düşünüldüğünde, söylenecek tek şey kalıyor: Bu ‘Saraydan Kız Kaçırma’ kaçmaz!