Say: Nâzım için delice çalıştım

Doğumunun 100. yılı için Nâzım Hikmet'in şiirlerini besteleyen Fazıl Say, "Delice çalıştım. En sevdiğim eserim" dedi.
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

İSTANBUL - "Kültür Bakanlığı'ndan siparişi aldığım ocak ayından beri turneler sırasında olsun, uçakta otelde olsun delicesine bu esere çalıştım. Bu benim en severek yaptığım
eserimdir" diye anlatıyor, piyanonun dâhi çocuğu Fazıl Say, 'Nâzım' projesinin doğuşunu.
Kültür Bakanlığı'nın, 2002 yılında doğumunun 100. yılını kutlayacağımız Nâzım Hikmet'i anma etkinlikleri çerçevesinde Fazıl Say'a hazırlattığı 'Nâzım' adlı projede Genco Erkal da anlatıcı görevini üstlenerek şiir okuyacak.
200 kişilik orkestra
Say'ın ve Erkal'ın bu büyük buluşmasında ikiliye Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), Devlet Çoksesli Klasik Türk Müziği Korosu ve TRT Ankara Çoksesli Korosu eşlik edecek. Diğer solistlerin henüz belli olmadığı projede CSO'yu ise şef Naci Özgüç yönetecek.
Fazıl Say'ın "Genel itibarıyla dramatik yük taşıyan bir koro-orkestra eseri, ama aralarda şanson ve Genco'nun sunacağı müzikal melodram stilinde işlemelerden de mevcut bir proje" tanımlamasında bulunduğu eser, 5 Ekim tarihinde Ankara'da 'prömiyer' yapacak.
Sonra İstanbul başta olmak üzere pek çok yere turnye çıkacak. 'Nâzım'da yer alan Genco Erkal'ın varlığı içinse Say, "Genco ile aynı sahneyi paylaşacağım için uçuyorum" diyor.
Nâzım'ı müzikle anlatma fikriyle nasıl tanıştınız?
Yedi-sekiz yıl kadar önce Berlin'de yaşadığım yıllarda bir takım Nâzım şansonları besteledim. O zamankiler daha çok şairin vatan hasreti gibi temalar içeren şiirleriydi. Şanson bestelemesini çok severim. Çünkü şiiri çok severim, birçok Türk şairini de tanırım.
Ben olayı kültür olarak görmekteyim, ticaret olarak değil. Nasıl Schubert Goethe'nin şiirlerini, Schumann Heine'nin şiirlerini ele aldıysa, sanat olarak, kültür olarak, atmosferetik performans olarak, bende o çizgide gitmek istedim. Zaten içinde bulunduğum kültür de o çizgidir. Nâzım'ın yanında Orhan Veli, Cemal Süreya, Can Yücel, Metin Altıok, Ahmed Arif, Yunus ve Hayyam şiirleri de bestelemiştim.
Proje müzikal açıdan nasıl bir yapıya sahip?
Müzikal olarak üç ayrı stilde çalıştım; tutti, melodram ve şanson. Dokuz bölüm korolu orkestralı tutti; kimi zaman 200 kişinin dramatik yoğunluğunu yapabildiğim ve hissedebildiğim en yoğun bölümler bunlardır. (Kafamdaki orkestrasyon çok etkileyici, en azından benim en iyi orkestrasyonum diye düşunüyorum).
Beş-altı adet melodram yazdım. Genco'nun 'anlatıcı' olarak şiir okuduğu bölümler bunlar. Melodram olayı şudur: arkasına o şiir için bestelenmiş, o şiirin her satırını kelimelerle değil, aynı duyguyu taşıyan seslerle taşıyan, şiiri okunurken takip eden müzik.
Projede Nâzım'ın toplam 16 şiiri yer alıyor, bunların seçimini siz mi yaptınız?
Şiirlerin seçimi tamamen bana ait. Sadece 'Nereden Gelip Nereye Gidiyoruz' Genco'nun fikriydi. Ayrıca '2000 Yılının Sanatkârlarına' şiiri yerine de 'Salkım Söğüt' ya da 'Kerem Gibi' yi önerdi, bunu da dikkate aldım.
Kullandığınız şiirlerin tematik bir bütünlüğü ve dramatik kurgusu var mı?
Evet bir kurgu var. Biraz Nâzım biyografisi misali, onun gençliği, hapishane yılları, hapis sonrası Avrupa yılları, insan üzerine düşünceleri, memleket üzerine düşünceleri vs. Kurgu yüzde 100 kronolojik değilse de, Nâzım'ın dönemlerini kesin bir dille ayırmakta.
Nâzım'ın mısralarını notalara dökmek birtakım zorlukları da sırtlamak anlamına geliyor olmalı...
Nâzım şiirlerinin bestelemesi çok zor. Şiirlerin satırları çok farklı dizelerde (kelime ve hece sayısı olarak) bu durum elbette ki, şarkı (ya da sözlü müzik diyelim) yazan kişi açısından kâbus gibi. Mesela hoş bir tema buluyorsunuz, şiirin atmosferine çok uygun, 3. satırda ritm ve prozodi problemleri başlıyor.
Bir bestecinin sözlü müzik yazması için şiiri okurken ki emosyonlarından arınması lazım gelir. Yani ben bir Nâzım şiirinde ne kadar ağlasam, bu ağlamanın 'memleketim' kelimesindeki 'mem'in uzun nota, 'le-ke-tim'in kısa notalar olması zorunluluğunu etkilememesi gerekir, teknik hata en içten duyguları bile batırır, yani besteci için bir nevi sayısal çalışma gündemde. Ama sonrasında bütün bunların en derin türden bir duygusallığa dönüşmesi lazım.
O zamana kadar var olmayan yepyeni bir şiir biçemi ve dili oluşturan Nâzım'ın mısraları içinde bu sayısal çalışmanın bile yetersiz kaldığı olmadı mı?
Nâzım'ın çarpraşık şiirlerine gelince; bu durumdan kurtulmak için çesitli yöntemler icat ettim, bakalım herkes ne düşünecek? Biraz ısrarcı olmak lazım. Mesela 'Açların Gözbebekleri' şiirine bir göz atın, hece sayısı kimi satırda 4, kimi satırda 13, kimisinde 17! Buna hangi ölçüyü, hangi ritmi bulabilirsiniz? Zannedersem icat ettiğim yöntem mümkün olan ihtimallerin içinde en iyisiydi.
Kafamda 200 kişilik bir orkestra ve koronun işlevini düşünüyorum, sözlerin müthiş
iyi anlaşılır olmasına ve manaların her anının vurgulanmasına uğraştım. Bunları yaparken müziğin yüzde 100 güzel, Nâzım'ın ustalığına layık kalitede olması lazımdı, çok uğraştım en iyiyi yapabilmek için.
Nâzım Hikmet şiirlerini okumak konusunda Türkiye'de ve dünyada ilk akla gelen isim olan Genco Erkal'ı projede siz mi istediniz?
Elbette, bana Nâzım'ı sevdiren odur. Uçuyorum Genco'yla aynı sahneyi paylaşacağıma. Şansonları okuması için Zuhal Olcay'ı düşünmüştüm. Ama maalesef diğer herkese uygun olan tarihler onun film çekimi dönemine rastladı. Şimdi başka birini aramaktayız.
'Nâzım' projisi 5 ve 6 Ekim'de Ankara'da, 7 ve 8 Ekim'de İstanbul'da görülebilecek.