Say: Nâzım'a 'vatan haini' diyenleri müziğimizle tokatlıyoruz

'Nâzım'ın İstanbul'daki ilk temsilinin ertesi sabahı Fazıl Say'la buluştuk.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - 'Nâzım'ın İstanbul'daki ilk temsilinin ertesi sabahı Fazıl Say'la buluştuk. 'Nâzım' projesi Efes, Aspendos,
İstanbul Tiyatro Festivali ve dünya kentlerini dolaşmadan önce, sanatçının ilk izlenimlerini aldık. Eserin sahibi olmakla birlikte, piyanist olarak projenin içinde çok fazla öne çıkmıyorsunuz. İlginin odağında ise şiirleri okuyan Genco Erkal usta duruyor.
Nâzım'ın şiiri yalnızca kitaplarla sınırlı değil. Onun şiirleri çok daha oral, daha fazla performansa yakın, teatral bir şiir. Genco'yu yıllar önce ilk kez izlediğimde de o tiyatro öğesini kapmıştım zaten. Nâzım'ın herhangi bir şiirinin bir sayfasına bakın: Bir tiyatro eseri olabilir.
Eserde belli bir koreografi var mı?
Tamamen emprovize gelişiyor. Genco her seferinde başka bir performans sergiliyor. Ben onunla tek başıma kaldığımda ise, benimki emprovizasyon halini alıyor. Besteyle beslenmiş çok fazla kısım
olsa da, yalnız başıma çaldığım kısımlar bunlar. Geride kalan korolu-orkestralı-piyanolu kısımlar beste. Dolayısıyla eserlerin 10-13 tanesinin üçü emprovize.
Kültür Bakanlığı'nın kültür politikasını nasıl yorumluyorsunuz?
15 besteciye konulu siparişler verilmesi projesi çok güzel. Benden başka üç-dört bestecinin daha Nâzım üzerine proje hazırladığını biliyorum. Kültür Bakanlığı'nın
Nâzım'la ilgili olarak son iki yılda aldığı kararlar doğruydu. En azından bastırmak, gündeme getirmek istediler. Getiremediler. Acıklı yani. Ama eserimde o bilinçli olarak var. 'Vatan Haini' şiirinde, 'Vatan Haini' kısmını tekrar ettirip arkasından orkestayla onu susturmak falan... Bilinçli ve kasıtlı olarak var. Kişisel olarak bunu yapma, ifade etme hakkım var.
Avrupa konserleri daha mı farklı olacak?
Genco'nun, eserdeki şiirleri gittiği ülkeye göre, o ülkenin diline göre okumasını istiyorum. Sertab'ın şansonlarını da ritimlerini prozodiye uyarlayarak değiştirmesi söz konusu olabilir. Koroyu ise değiştirmek mümkün olmadığından, üst yazı sistemini kullanacağız. Türk seyircisinin duygulanımını Avrupa izleyicisine de yaşatmaya çalışacağız. Bu bir hikâye, yalnızca müzik değil. Bir portre, bir 20. yüzyıl hikâyesi; bir dünya görüşü. Manifesto gibi.
'Nâzım'ın size yansıttığı en çıplak mesaj?
İlginç şeylerden biri, bir devlet orkestrasının 'komünist' kelimesini kullanabiliyor oluşu. Bu bir yumuşama göstergesi. DGM'den bile ses çıkmadı.
İkincisi, 'Vatan Haini' bölümü. Biz o bölümde resmen, Nâzım'a 'Vatan Haini' diye durmadan suçlamada bulunanları müziğimizle tokatlıyoruz; falakaya diziyoruz. Buna da -henüz- bir tepki yok. Bu da bir yumuşama. Dahası, Sertab'ın hafif müzik dünyasından arınarak bir anda böyle bir işin içine girmesi. Belki de tek istisnaydı. Ama diğerlerine emsal olabilecek bir örnek.
Konserlerde komik şeyler de oldu. Genco Erkal, 'Vatan Haini' şiirini farkında olmadan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in tam karşısında durarak söylemiş. Haliyle bütün o sövgüyü de o tarafa yapmış. Sezer her seferinde biraz daha geri çekilmiş. Sayın Cumhurbaşkanımız ona rağmen, konserden
sonra, üstelik bir Beethoven'dan değil, altında imzam olan 'Nâzım'dan sonra, belki de tarihte ilk kez kulise kadar gelerek, bizi tebrik ettiler. Tüm bunların olması için bir altyapı söz konusu. Bu altyapıda Genco'nun rolü de o kadar fazla ki! Bu noktaya çok uzak bir mesafeden geliniyor. Geride kalanların hepsine minnet duymak lazım.