Seher çok dişi bir roldü

Seher çok dişi bir roldü
Seher çok dişi bir roldü

Nilay Erdönmez: Çıplak sahnem çekilirken gerildiğim zaman Pelin Esmer, Çok daha çıplak olduğun sahneler var diyerek beni rahatlattı.

Sinemadaki ilk filmi 'Gözetleme Kulesi'yle Altın Koza'da en iyi kadın oyuncu seçilen tiyatro kökenli Nilay Erdönmez, "Senaryoyu okuyunca heyecanlandım. Çünkü her oyuncunun oynamak isteyeceği dişi bir roldü" diyor
Haber: Ceyda Aşar / Arşivi

Şehirlerarası bir otobüste hostes olarak görev yapan Seher’in acılı bir sırrı vardır. Bu sırrını senaryo matematiği gereği önce seyirciden, daha sonra ise, hayatın gerçekleri gereği en yakınlarından saklarken yaşanan çatışma ve gerilim, her oyuncunun oynamak için can atacağı sahneleri yaratıyor. Nilay Erdönmez, duru yüzünde duygularını saklamayı başararak bu sahnelerin hakkını veriyor. Televizyon dünyasının henüz aşina olmadığı, ‘Bir Zamanlar Osmanlı-Kıyam’ dizisinde sadece iki bölüm oynamış olan 26 yaşındaki Erdönmez, kendinden emin cümleler kurarak, kendi yolunu aydınlatıyor.
Keşfedilme öykünle başlayalım...
Pelin Esmer beni, kendi yönettiğim, Jean Genet’nin ‘Zenciler’ oyununda izlemiş. Görüşmeye çağırdı ve Olgun Şimşek ile karşılıklı bir deneme çekimi yaptık. Yaşadığım iyi deneme çekimiydi, oyuncuya oynayabileceği doneler vermesi açısından çok keyifliydi. Sonra senaryoyu okuyunca çok heyecanlandım. Her oyuncunun oynamak isteyeceği dişi bir roldü çünkü.
Jean Genet’yi sahnelemeyi tercih ettiğine göre klasikten ziyade daha alternatif diller ve biçimler ilgini çekiyor olmalı. ‘Gözetleme Kulesi’ni bu anlamda nasıl buluyorsun? İ
ki sezon Beşiktaş Belediye Tiyatrosu’nda Haldun Taner oynadım, bir sezon İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Steinbeck’in ‘Fareler ve İnsanlar’ında oynadım. Yani, klasiklerde de oynadım. Zaten Mimar Sinan mezunuyum, yüksek lisansımı da Mimar Sinan’da yaptım. Bir sezon Mahir Günşıray’la ‘Son Bir Kez’de çalıştım. Bu anlamda klasik-alternatif diye özel bir tercihim yok. Rol ve yönetmenin dünyası meselesi önemli. Pelin bu anlamda bence çok farklı bir yönetmen.
Hangi açıdan farklı buluyorsun?Bir oyuncu rolünü sonuna kadar sömürmek ve oynamak ister. Pelin’le role tamamen aynı noktalardan bakmadık ama mutlaka ortak bir noktada buluşuyorduk. Pelin bu teslimiyeti sağlıyordu, çünkü güven veriyordu. Çok titiz bir yönetmen ve bu benim için çok büyük bir şanstı.
Fiziğinden ödün vermen gerekti mi bu rol için?
Film için 10 kilo kadar aldım, tabii diyetisyen kontrolünde. Sanıldığının aksine makyaj hileleri yok. Rolün inandırıcı olması için kilo almam gerekiyordu. 
Rol gereği çıplak olarak son derece rahat ve doğal görünüyordun. Bu konuda tedirginlik yaşadın mı? 
Elbette. Ne de olsa sette tek başımıza değiliz, kalabalık bir ekiple çalışıyoruz. İster istemez geriliyorsunuz. Oynadığım role inanmasaydım zaten bunu yapamazdım.
Rol için ne tür araştırmalar yaptın?
 
Canlandırdığım karakterin öyküsü, sık rastlanan bir vaka değil tabii. Benzer deneyimleri yaşamış olan biri varsa, çok uzakta da olsa gidip konuştum. Karakterim hosteslik yaptığı için, kostümümü giyip, şehirlerarası yolda gerçekten sefere çıktım. Tosya- Ankara yolculuğu yaptım. Bunlar daha çok teknik araştırmalardı, işin en zor kısmı, duyguları kendi içinizde bulacağınız noktalar. Seher karakterinde anormal hatta “kötü” olarak adlandırabileceğimiz özellikler de mevcut ve bunları, sevemeyeceğiniz o noktaları, kendi 

içinizde bulup çıkartmak işin en zor kısmıydı. 

“Oyuncu her rolü oynamalıdır” ve her oyuncu bu cümleyi tekrar eder… Ama yine de senin gönlünden geçen roller neler?
İnsanın içinde her duygu ve her durum mevcut. En zoru bununla yüzleşebilmek ve bunu kabullenmek. Benim en büyük kavgam ve arayışım bu. Böylece kendini de başkalarını da daha iyi tanımaya başlıyorsun. Doğru yazılmış ve yaşayan bir karakter olduğu sürece, her rolü oynamak isterim evet çünkü her karakter ve her insan çok özeldir. 

‘Gözetleme Kulesi’nin çekimleri sırasında filmin bütününü hissedebildin mi, neyin içerisinde olduğunu anlayabildin mi? 

Çok iyi anlayamadım çünkü daha çok kendimle, rolle meşguldüm. İlk kez Toronto’da gördüğümüzde, filmi izleyemedim, daha çok ‘baktım’. Nedir, ne olmuş, hatta konu ne diye baktım. Ne de olsa çekimlerin üzerinden bir yıl geçmişti, pek çok şeyi de unutmuştum. Şaşırdığım anlar oldu, hatta aklımdakinden çok farklı şekilde çekilmiş yerler de vardı filmde.