Sen de bir kesik at hayata

Sen de bir kesik at hayata
Sen de bir kesik at hayata

Aslımay Altay Göney: Kesme, ayrılma ama kopmama... Makas kadar tezat barındıran bir şey bilmiyorum. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Aslımay Altay Göney 'Arkası Var' adlı altıncı kişisel sergisinde kâğıt kesikleri ve mürekkeple yaptığı heykelleri sergiliyor. Aslımay Altay'ı cezbeden şey, çok yumuşak bir malzeme olan kâğıdın yeri geldiğinde çok can yakıcı olabilmesi...
Haber: CEREN AKARDAŞ / Arşivi

İSTANBUL - Bir kâğıda yazı yazmaktan başka neler yapılabilir? Ya da mürekkep yazının harcı olmaktan başka ne olabilir? Peki, makas? Makas, kesiklerini kaç şekilde atabilir? Aslımay Altay Göney işte bu hayatın her evresinde yanımızda duran objelerle farkını farkettiriyor. Aslen heykel sanatçısı olan Göney, her ne kadar ‘belirleyici ve etkileyici’ olmaktan çekindiğini vurgulasa da küçüklüğünden beri var olan kâğıt ve makas takıntısının üzerine giderek ister istemez etkiliyor. İskenderiye’de peşine düştüğü pembe kese kâğıtlarına attığı kesiklerle İskenderiye’yi anlatıyor, kara önlüklerle okul yıllarımıza gönderme yapıyor ya da sarı yağmurluklarıyla madencilere...
‘Arkası Var’ ismini verdiği altıncı kişisel sergisiyle Aslımay Altay Göney, geçmişin izlerinden ilerleyerek kendi iç yolculuğuna çıkıyor... Evliliği dolayısıyla göçtüğü Almanya’dan Türkiye’ye bakıyor. Arada kalmışlığın öncesini ve arkasını sorguluyor. “Birimizin hikâyesi, hepimizin hikâyesi” diyen sanatçıyla eserlerini sergilediği Galeri Apel’de buluştuk. 37 eserin görülebileceği ‘Arkası Var’, 3 Temmuz’da bitiyor.

‘Arkası Var’ın çıkış noktası nedir?
Kâğıt ve kesmek çok eskiye dayanan bir şey hayatımda. Buna bağlı olarak “bu işler kağıt, kesmek ve mürekkep dışında aslında başka bir şeyle anlatılamazdı” dedirtecek cinsten bir toplama yaptım. Normalde bir metne bağlı kalarak iş üreten biriyim ama bu defa işler kendini oluştudu. İzlediğim yolda bir konaklama olarak bakabiliriz. Almanya’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Almanya’ya bakmak... Arada kalma duygusu... Yani iki tarafı da kendince tartma, değerlendirne, bir tarafa koyma ve aslında kıyaslamamayı öğrenmeye geçiş benim hayatımda pek çok şeyi ve sanata bakışımı değiştirdi. Buradan oradaki Türk kitleye bakmak çok farklıydı, şimdi o kitleden biri olarak yaşarken çok başka. Tabii kimse işlerimde direkt Almanya’da yaşayan Türk imajını görmeyecek. Kör göze parmak anlatmayı seven birisi değilim ama hepsinin bir şekilde aroması sinmiştir işlere. Şu an durduğum yerden bu arada kalmışlığı anlatmak istedim.
Ne kadardır oradasınız?
Üç yıl oldu. Öğrenci olarak gitmek çok farklı, çalışmak için gitmek çok farklı, evlenerek birisinin eşi pozisyonunda tam bir göçmen olarak gitmek çok farklı. Ben tam göçmen prosedüründen geçerek gittim ve bunlar benden hem çok fazla şey götürdü hem de çok fazla şey kattı.
Neden kâğıt, makas ve mürekkep?
Her sanatçı için aynı değildir eminim ama benim için malzeme işin kedisi kadar, anlattığım konu kadar önemli, belirleyici ve yönlendirici. Mesela Bir şeyi ‘bunu sadece kâğıtla anlatabilirim’ diyerek yola çıkarım. Ama yarın-öbürgün de ‘bunu sadece kumaşla ya da ahşapla anlatabilirim’ diyebilirim. Makasla olan ilişkim zaten küçük yaşlara dayanıyor. Her zaman elimde bir makas varmış. Kâğıdın da çok özel bir yeri var. Bu kadar yumuşak bir malzeme yeri geliyor çok da sert ve canınızı yakan bir şeye dönüşebiliyor. Biraz ironik olarak buna da parmak basıyor bu işler.
Kâğıt kesiği...
Öyle bir tarafı da var. Duygunun malzemeyle içiçe geçtiğine inanıyorum. Malzemenin dokusu, kokusu, objenin üstünde taşıdığı birçok anlam var. Eserlerimdeki mürekkep de en çok lekeye gönderme yaptığı için var.
İşlerinizin üzerinden gidersek, mürekkebin hâkim olduğu yapıtlardaki hâkim duygu nedir?
İşlerimin bir kısmında mürekkep, bir yerde kitle halinde bulunma duygusunu yansıtıyor ya da benim yapmaya çalıştığım şey o. Okul yıllarımıza gönderme yapan işlerimde, bence okul ve öğrenciler mürekkepten başka bir şeyle temsil edilemezlerdi. Mürekkebin kendi canı var, dokusu var. Okul yıllarını anlatmakta kullandığım için tarihsel bir göndermesi de var tabii.
Belli ki bazı işler, Kuran kurslarını anlatıyor. Bunun Almanya’daki cemaatlerle bir ilgisi var mı?
Direkt olarak yok ama görüntü olarak çok dikkatimi çeken bir şey. O kitle içerisinde özellikle erkek çocukların bir arada bulunması, o tek tip durum... Burada olumlu ya da olumsuz bir şey söylemiyorum ama o kitle duruşu, beni çok etkileyen bir şey en çok da namaz takkeleri.
Evet, takkelerin ince işçiliği dikkat çekici
Zaten takkelerin kendinde de var o işçilik ve bir erkeğin bu kadar süslü bir şey taşıdığı belkide yegâne zaman ve durum diyebiliriz benim gözlemlediğim. Üstelik bu süslü takkeleri, manevi bir şey yaparken taşımaları beni etkiliyor. Takkelerin zerafetine aklımı oynatabilirim.
Peki makaslar... Bir de kâğıttan makaslar var.
Makas bu serginin mottosu oldu bir yandan. Kesme ilişkisi, arada kalmışlık, yırtılma, kopma ama kopmama... Bu kadar tezat barındırabilen başka bir şey bilmiyorum. Makasın iki tarafının bir biriyle aynı olması da bence çok üretken bir şey. Tamamen simetrik ama bir tarafı olmadan diğer bir tarafı hiçbir işe yaramaz. İşler aslında kendi hikâyesini oluşturuyor.
Bir sonraki serginiz için çalışmaya başladınız mı?
Yüksek lisans tezime devam ediyorum. Tezime bağlı olarak bir de sergi yapmam gerekiyor. Benim konum; kumaştan heykeller. Dolayısıyla altı ay sonra yine Galeri Apel’de kumaştan heykel sergim olacak.