Sena'nın arzu nesneleri

Sena'nın arzu nesneleri
Sena'nın arzu nesneleri
Pek çok sanatçının aksine Sena kadın meselesini ele alırken politik bir ideolojiyi haykırmıyor, sessizce içe dönüyor ve işin felsefi, ruhsal boyutlarını araştırıyor
Haber: YASEMİN ELÇİ - elciyasemin@gmail.com / Arşivi

Sena 32 yaşında genç bir sanatçı. Londra, Central Saint Martins Sanat Üniversitesi, Grafik Sanatlar ve Tasarım Bölümü’nden mezun olduktan sonra İstanbul ve İngiltere’de çeşitli sergilere katıldı, sosyal sorumluluk projelerinde yer aldı. 2006’da kurulan ‘Tershane’ projesinin yaratıcılarından biri. Bugüne kadar x-ist’te ‘2’, ‘3gen’ ve ‘Fantastik 4’ başlıklı üç kişisel sergi açtı. Son sergisinden on gün sonra hamile olduğunu öğrendi. O günden itibaren Sena’nın bir kadın ve bir sanatçı olarak değişen algısı, eserlerine hem içeriksel, hem de malzeme kullanımı açısından deneysel ve yenilikçi bir boyut kazandırdı. Sanatçının tuval, kağıt, mermer, yün ve camdan ürettiği eserleri, Empire Project’te devam eden ‘5’ adlı yeni kişisel sergisinde bizleri bekliyor.

Dünyanın herhangi bir yerinde, Sena’nın bir yapıtı kendini kolayca belli eder. Çünkü Sena, birçok genç sanatçının aksine, kariyerinin çok başında, kendine ait bir görsel dil oluşturup tutarlı bir şekilde geliştirdi. Ayrıca, bu görsel dilini, çağdaş Türk sanatında çokça karşımıza çıkan kadın meselesine özgün yaklaşımı ile birleştirip işlerine evrensel bir boyut kazandırdı. Bugün , kadının sosyal konumuna değinen bir çok çağdaş yapıt, bir günah keçisi arar nitelikte; kimi zaman erkeği, kimi zamansa dini düşman ilan ediyor. Sena’nın eserleri ise toplumsal veya politik bir ideolojiyi haykırmıyor; mesele, felsefi ve ruhsal boyutlarına da aynı önemi vererek işleniyor. Sena, tepkisel ve dışarıyı hedef almış yüksek sesli bir protestodan ziyade, içe dönük araştırmalarını da göz önünde bulunduran dingin bir tonda kendini ifade ediyor. Kadının kendi ile meselesine de değiniyor; hatta kendinden yola çıktığı birçok yapıtta, Sena’nın kadın olarak duruşu da işlerine yansıyor.



EN SADIK SEMBOLÜ BEDEN
Kadının toplumdaki yeri, doğurganlık ya da töre cinayetleri gibi hem kişisel hem de toplumsal konulara değinen sanatçı, naif ve sembolik anlatımı ile izleyiciyle hızla bağ kurarak, anlatılan hikayede ona eşlik ediyor. Kimi zaman, karmaşık, tartışmaya açık, katı kuralların ve şiddetin kol gezdiği hikayeler barındıran eserlerinde Sena, olgun ve felsefi bakış açısı ile, insanlara belki de yüzleşmek istemedikleri hikayeleri yeni bir dille sunuyor. Konuşulmayanı, gözden kaçanı, unutulanı bir kez daha masaya yatırıyor. Keşfedilmeyi bekleyen kadın kahramanları bazen toplumsal gelenekler karşısında çaresiz ve güçsüz, bazense doğurganlığı veya ruhsal güçleriyle ayrıcalıklı ve ulaşılmaz. Kadının hallerini anlatırken, Sena’nın en sadık sembolü ise beden. Düşüncelere, rüyalara, korkulara, geçmiş sırlara ve yaralara ev sahipliği yapan beden, kadının hem çok savunmasız, hem de en güvenli evi.

Sergiyi gezerken, üretim sürecine dair ipuçları keşfediyoruz. Sanatçının gündelik yaşantısında yer etmiş bir cümleye, şiire ya da anıya işlerinin bir köşesinde rastlıyoruz. Sena’nın malzeme kullanımı bu sergi ile bir kırılma noktasına geliyor ve deneme-yanılma ile test ettiği yepyeni malzemeleri üç boyutlu heykeller, ya da kendi tanımı ile ‘arzu nesneleri’ olarak ortaya çıkıyor. Daha önceki sergilerinde nadiren rastladığımız heykelleri, bu sefer neredeyse başrolde. Kendisinden öğrendiğimiz üzere, bundan sonra daha da çok karşımıza çıkacak bu objelerin her birinin apayrı hikayeleri var. Nepal’dan getirdiği içi tohumlu kağıtların ya da Hindistan’dan alınmış yeşil, kaskatı ve inatçı mermerin sergi alanına varıncaya dek başından geçenler bir yana; Sena’nın hamilelik süresince yaşadıkları, rüyaları ve onu etkileyen kadın hikayeleriyle evrilen kavramsal gelişimi bir yana...

Her kadının kendinden bir parça bulacağı ‘5’ adlı sergi 29 Kasım’a kadar Cihangir’deki Empire Project’te devam ediyor.