Seneler sürer her günüm, yalnız gitmekten yorgunum!

Seneler sürer her günüm, yalnız gitmekten yorgunum!
Seneler sürer her günüm, yalnız gitmekten yorgunum!
'Grinin 50 Tonu' filminin soundtrack'inde bize yeni bir fetiş dünyasının kapılarını aralayan, hemen öncesinde ise Nükhet Duru'nun deforme edilmiş vokallerini uluslararası listelerde duymamıza sebep olan The Weeknd'in merakla beklenen albümü 'Beauty Behind the Madness' artık elimizin altında. Sıcağı sıcağına birkaç kelam etmeden duramadık...
Haber: SARP DAKNİ - daknisarp@gmail.com / Arşivi

 

Dünyanın en kötü mü yoksa en sıkıcı filmi mi tartışması süredursun Grinin 50 Tonu para basmaya devam ediyor. Hem romanın giderek ucuz bir kağıda basılan kopyalarıyla, hem filmin DVD ya da Blu-Ray versiyonlarıyla hem de elbette film müziği albümüyle. Abel Tesfaye ya da bildiğimiz adıyla The Weeknd’i ne bu filme ne de soundtrack’ine verdiği şarkıya borçluyuz elbet. Böyle düşünmek bu genç ve son derece yetenekli adama büyük bir haksızlık olur. Ama öyle ya da böyle onun popüler kültür dünyasında uzun süre ‘Grinin 50 Tonu’yla birlikte anılacağına da şüphemiz yok. Bu acı durum hatırı sayılır bir süre daha The Weeknd’in hem en büyük ödülü hem de en büyük cezası olarak sürecek gibi görünüyor.
Her şey bir yana, kısa sürede dünya çapında dev bir radyo hitine dönüşen ‘Earned It’, öncülü ‘Often’ın boşluğunu güzelce doldurmayı başarmıştı. Often ise biliyorsunuz Türk pop tarihi meraklılarını yakından ilgilendiren nefis bir ayrıntı da içeriyordu. Söz konusu bu sürpriz elbette Nükhet Duru’dan başkası değildi. Bu konuda gereğinden fazla yazılıp çizildiği için ayrıntılara girmiyoruz. Ancak Sabahattin Ali’nin mucizevi “Seneler sürer her günüm, yalnız gitmekten yorgunum...” dizeleri Tesfaye’nin ‘contemporary’ dokunuşuyla bir kez daha ölümsüzleşmiş oldu. Her ne kadar deforme edilmiş olsa da Nükhet Duru’nun benzersiz ve muhteşem vokalini böyle bir çalışmada duymak fikri bile ziyadesiyle ‘gerçeküstü’...

Şöhrete uzanışını akıllıca bir satranç hamlesi gibi kurguladığı ‘House of Balloons’, ‘Thursday’ ve ‘Echoes of Silence’ mixtape’leri sayesinde gerçekleştiren The Weeknd, bu üç mixtape’i yeniden düzenleyip aynı çatı altında topladığı derlemesi ‘Trilogy’ ve 2013 tarihli ‘Kiss Land’ adlı ilk albümünü takiben, birinci lige yükseldikten sonraki ilk çalışması ‘Beauty Behind The Madness’ı yine XO-Republic etiketiyle sadece bir kaç gün önce yayımladı. Fazla oyalanmadan mercek altına aldığımız bu ‘pabst blue ribbon & blues’ ya da daha bilindik adıyla ‘contemporary R&B’ albümü tahmin edebileceğiniz gibi çağdaşlarından bir adım önde.

Tam bir yıl önce bugünlerde yayınlanan ve dinlemelere doyamadığımız ‘Often’, noel döneminde raflara gönderilen ‘Earned It’ ve ‘The Hills’, yaz boyunca tüm otomobil pencerelerinden dışarı süzülen radyo hiti ‘Can’t Feel My Face’ ve albümün çıkışına saatler kala yayınlanan ‘Tell Your Friends’ sayesinde, ‘Beuty Behind The Madness’ hakkında az ya da çok fikrimiz olmuştu aslında.

The Weeknd’in ilham perilerinin Prince ve R Kelly olduğunu anlamak için röportajlarına göz atmaya gerek yok aslında, şarkılarına biraz kulak vermek yeterli... Alternatif dünyanın konforlu kollarından, birinci ligin stresli patikalarına aniden sıçrayan adamımızın üzerinde bir satış baskısı hissetmediğini söylemek ne yazık ki imkansız. 65 dakikalık uzunca süresiyle ‘sarkma’ anlarına sıkça ev sahipliği yapan albüm, mixtape’lerinden beri onu çılgınca bir tutkuyla takip eden alternatif hayranları için biraz hayal kırıklığı yaratmış olabilir. Yine de Ed Sheeran’dan Kanye West’e, Labrinth’den Lana Del Rey’e uzanan ‘yıldızlar geçidi’ The Weeknd üzerindeki baskının ayaklı birer kanıtı gibi adeta. Üstelik Sia ya da Ariana Grande gibi kalbur üstü ‘şöhret’lerle yaptığı albüm dışı diğer çalışmaları da unutmamalı.


Yine de tüm bunlara rağmen popüler bir çizgiden uzak durmayı tercih eden mesafeli bir albüm kapağıyla sunulan ‘Beauty Behind The Madness’, az önce saydığımız beş hit single dışında oldukça sağlam bir açılış yapan ‘Real Life’, buram buram Motown kokan ‘Tell Your Friends’ ve ziyadesiyle romantik ‘Shamless’ gibi oldukça sağlam ‘an’lara da sahip. Sözün özü, iki arada bir derede kalmanın güçlüğünü ‘Ne şiş yansın ne kebap’ kafasıyla atlatan The Weeknd’i muhtemelen 2 ya da 3 yıl sonra yayımlayacağı albümde ne gibi sürprizlerin beklediğini hep birlikte göreceğiz.


Beauty Behind The Madness
(Not: 6/10)
The Weeknd
XO-Republic