Serhan Ada'dan Ersin Antep'e cevap

Serhan Ada'dan Ersin Antep'e cevap
Serhan Ada'dan Ersin Antep'e cevap
Serhan Ada: 13 yıldan fazla bir süre yazarlarından biri olduğum Radikal'de bile şu sıralar tartışılan TÜSAK yasa taslağını hazırlayanlardan biri olduğum ve üstelik bunu bizzat benim söylediğim haberi çıkınca düzeltme için açıklama gerekli oldu.

13 yıldan fazla bir süre yazarlarından biri olduğum Radikal’de bile şu sıralar tartışılan TÜSAK yasa taslağını hazırlayanlardan biri olduğum ve üstelik bunu bizzat benim söylediğim haberi çıkınca düzeltme için açıklama gerekli oldu.
Ne yazık, eksik bilgi, söylenti, meraksız gazetecilik revaçta olunca açıklama ile vakit kaybetmek zorunda kalıyoruz.
Türkiye ’nin kültür politikası hazırlama çalışmasına sivillerin, sanatçıların, meslek örgütlerinin, akademinin katılmayacağı anlaşılınca kolektif bir çalışma başlattık. Tarih 2008’di. İKSV, İstanbul Politikalar Merkezi, KAGİDER, Tarih Vakfı, TESEV, Türkiye Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı ve TÜSEV’in destek verdiği bu çalışma 2011’de hazırlanmasına katkıda bulunan 185 kişinin de adlarıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları arasında çıktı. Sivil Toplum Gözüyle Türkiye Kültür Politikası Raporu başlığını taşıyan kitabın editörü ve projenin iki yöneticisinden biriyim. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlananTürkiye’nin Ulusal Kültür Politikası Raporu ise ancak iki yıl sonra Avrupa Konseyi’ne sunulabildi. Türkiye’nin sivil kültür politikası çalışması sonradan hem Arap ülkelerindeki sivil kültür aktörleri arasında hem de Kosova’da olumlu yankı bulmasının yanısıra Avrupa Konseyi’nce de bu alanda önemli bir katılım çabası olarak değerlendirildi.

TÜSAK taslağı konusu ilk kez ortaya çıktığında, asıl amaç tiyatro ve sahne sanatlarında varolan yapılanmayı ortadan kaldırmak olduğu için o alandan kimi arkadaşlarla yine katılımcı yöntemle bir alternatif öneri üzerinde çalışmak için harekete geçtik. Ancak üç kez kalkıştığımız toplantılara yeterince katılım olmayacağını görünce sürdüremedik. O dönemde yaptığımız çalışmalarda Mustafa Demirkanlı, Orhan Alkaya ve Tamer Levent de yer almıştı. Amaç yine bir sivil alternatif üretebilmekti.
Kişisel olarak, kültür politikası alanındaki gelişmeler üzerine yazıp çizmeyi sürdürüyorum. Son olarak, yine Kültür Politikası ve Yönetimi (kpy) Yıllığı (2012-13) sayısında “Türkiye’nin Kültür Politikasına Yeniden Bakmak: Yeni Ama Aynı” (s. 136-141) başlıklı bir yazım da yayınlandı.

Sanat Kurumu konusunun açıldığı muhtelif ortamlarda belirttiğim ve 30 Ocak toplantısındaki konuşmamın başında tekrarladığımı burada yeniden yazayım. Kişisel olarak Türkiye gibi özerklik geleneğinin en hafif deyimle zayıf olduğu bir ülkede, merkezi bir Sanat Kurumu kurulmasını kültür alanında varolan sorunları, iktidarda kim olursa olsun, içinden çıkılmaz hale getirecek tekelci ve tehlikeli bir yol olarak görmeye devam ediyorum. Çok sevdiğim bir deyimle “devletle oyun oynanmaz; ya oyunu bozar ya da oyuncağı kırar”.
Buna rağmen sivil toplum niyetine sanayi ticaret odalarının, işadamları derneklerinin anıldığı bir ülkede sivil toplumun bu adı hakedebilmek için her konuda sağlam bir içerik ve Gramsci’nin anladığı anlamda bir fikri hegemonya kurmaya yönelik pozisyon üretmesinin gerekliliğine yürekten inanıyorum.
30 Ocak toplantısının bu konuda bir başlangıç oluşturmasını diliyorum.
Saygılarımla
Serhan Ada

Ersin Antep yazdı. "'TÜSAK' değil zaten 'ULSAK'... Peki bütçe ne olacak?"