Sessiz ama çok hareketli

Vücut ve mask tiyatrosu üzerine ürettiği projelerle yakından tanınan İngiliz yazar, yönetmen Toby Wilsher, İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda 'Sersemler Evi' adlı oyunu seyirciyle buluşturuyor.
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

İSTANBUL - Vücut ve mask tiyatrosu üzerine ürettiği projelerle yakından tanınan İngiliz yazar, yönetmen Toby Wilsher, İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda 'Sersemler Evi' adlı oyunu seyirciyle buluşturuyor. Wilsher'in daha önce İngiliz Kültür'ün katkılarıyla ülkemizi ziyaret eden aynı adlı oyunu, bu kez İstanbul'a taşınmış ve yeniden kurgulanmış haliyle, Türk oyuncuların icrasıyla seyirci karşısında. Sözsüz ve tamamen masklı oyunculuğa dayalı bir proje olan 'Sersemler Evi'nde Mustafa Uğurlu, Erkan Taşdöğen, Mehlika Balkan, Tülin Özen, Kubilay Karslıoğlu ve Burak Karaman rol alıyor.
Yüzyıllar önce, ülke topraklarının yarısı sular altındayken fırtınalı bir gecede batan geminin mürettebatı sulara gömülür. Aradan geçen yıllar boyunca denize setler çekilmiş, kanallar inşa edilerek yeni kara parçaları açılmış, gösterişli büyük şehirler kurulmuştur. Ve günümüz... Birbirinden garip kiracıları ve enteresan ev sahibesiyle nevi şahsına münahasır bir mekân olan dört katlı binada, günün birinde bir intihar olayı vuku bulur. Yüzyıllardır evin temelleri arasına sıkışıp kalmış denizcilerin, intihar eden kişinin ruhunu serbest bırakmak için yeniden ortaya çıkmasıyla, evin içinde bir koşturmaca, şamata, kargaşa da alır başını gider!
İstanbul'un sesleri
'Sersemler Evi'nin Hollanda topraklarında geçen öyküsünü, yönetmen Wilsher bu kez İstanbul'a taşımış. Karakterlerin de Türkleştiği oyunda Wilsher İstanbul'un seslerine olabildiğince bu yeni uyarlamada yer verdiğinin altını çiziyor: "Oyunun içinde bir İngiliz karakter var. Onun Türkiye'ye dair deneyimlerini ve bakış açısını oyuna koyduk. Aslında bu oyun tamamen karakterler üzerine kurulu. Karakterler oyunun yapısını fişekliyor bir anlamda. Karakterleri Türkleştirdiğimiz zaman zaten oyun da Türkleşmeye başlıyor. Ayrıca oyunda müziğin de önemli bir yeri var. Sözün kullanılmadığı oyunda müzik pek çok ayrıntının altını çizen, anları belirginleştiren bir öğe olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda oyunda Türkiye'de bulunan müzikleri bire bir kullandığım gibi İstanbul sokaklarında, evlerinde duyabileceğimiz seslere de yer verdim."
Masklı ya da masksız
Wilsher, her ne kadar mask ağırlıklı işlere imza atıyor olsa da, yaptığı işi kesin biçimde bir türe sokmaktan özenle kaçınıyor. Yönetmen, "Etiketlerden hiç hoşlanmam. Bir kategorizasyona girdiğin zaman birtakım insanlar bu kategorilere göre hareket ediyorlar. 'Ben o türü, o oyunu seyretmem. Ben şundan hoşlanırım gibi' söylemler ağır basıyor insanlarda. Mask tiyatrosu demek bana çok anlamlı gelmiyor. İnsanların kafalarında birtakım şablonlar var. Çok eğlenceli ya da sıkıcı olabilir türünden yargılarla gelmelerini istemiyorum. Sonuçta bir tiyatro bu" diyor.
Sözsüz, mask ve kukla tiyatrosundan yararlanarak bir komediyi sahneye taşımanın elbette kendi içinde birtakım güçlük ve ayrıcalıkları var. Toby Wilsher bu noktada aslında yaptıkları işi tiyatronun özüne yönelik bir yolculuk olarak gördüğünü söylüyor ve ekliyor: "Tiyatronun kökeni masktan gelir. Tiyatro gelişmeye başladıkça insanlar da o batık maskın gücünü unutmaya başladılar. Bizim için 21. yüzyılda mask tiyatrosu yapmanın anlamı yeni açılımlar yaratmak. Aslında mantık olarak masklı oynamak masksız oynamaktan çok farklı değil."
Türk oyuncuların masklı oyunculuk becerisinin gayet iyi olduğunu söyleyen Toby Wilsher, "İlk bir hafta bir eğitim süreci geçirdik onlarla. Ve duruma alıştılar. Sonuçta dünyanın ne tarafında olursanız olun kimse mask tiyatrosuna alışkın olarak gelmiyor. Dolayısıyla her zaman geçerli olan prosedür Türk oyuncularla da gerçekleşti" diyor.
'Sersemler Evi' bugün, yarın ve 29 Ekim'de saat 20.00'de Oda Tiyatrosu'nda. Tel: 0212 245 25 90
Hiçbir kaba sığmıyor
Toby Wilsher'in daha önce de ülkemizi ziyaret eden 'Sersemler Evi', İstanbul'a taşınırken yeniden kurgulanmış. Oyunda Mustafa Uğurlu, Erkan Taşdöğen, Mehlika Balkan, Tülin Özen, Kubilay Karslıoğlu ve Burak Karaman rol alıyor. Wilsher, her ne kadar mask ağırlıklı işlere imza atıyor olsa da, yaptığı işi kesin biçimde bir türe sokmaktan kaçınıyor.