Sette elimde bomba tutuyor gibiydim

Sette elimde bomba tutuyor gibiydim
Sette elimde bomba tutuyor gibiydim
Berlin Film Festivali'nde Forum bölümünde yarışan Kumun Tadı'nın yönetmeni Melisa Önel aslen bir fotoğraf sanatçısı. Ama ilk filminde kamerayı iki görüntü yönetmenine emanet etmiş. "Film kamerasını elime aldığımda bomba tutuyor gibiydim" diyor.
Haber: MURAT EMİR EREN / Arşivi

64’üncü Berlin Film Festivali’nde Forum bölümünde gösterilen ‘Kumun Tadı’nın yönetmeni Melisa Önel, sanat hayatına fotoğrafçı olarak başlamış. Ardından belgesel ve kısa film yönetmenliği yapan Önel, ilk sinema filmi ‘Kumun Tadı’nda üç karakterin “denizi aşmak” arzusunda kesişen öyküsünü kasvetli bir atmosferle anlatıyor. Dört yılda tamamlanan filmin yapım aşamasında epey güçlükle karşılaşan Önel, filmini dört haftada çekmiş, ancak filmin tümden tamamlanması epey sürmüş. Yönetmen filmde iki görüntü yönetmeniyle birden çalışmış (Julian Atanassov ve Meryem Yavuz ayrı ayrı zamanlarda çekimler yapmış). Fotoğrafçılıktan geliyor olmasına rağmen, “Sette film kamerasını her elime aldığımda sanki bir bomba tutuyor gibiydim, bana çok yabancıydı” diyen yönetmen, filmi tek başına çekmeye cesaret edemediğini, bunda maddi olarak çok güç geçen yapım sürecinin de etkisinin olduğunu söylüyor.


Filmin atmosferi henüz ilk karesinden finale erene kadar gerek görsel gerekse işitsel olarak gerçek bir karabasanı andırıyor ve hem Önel’in hem de görüntü yönetmenleri Meryem Yavuz ile Julian Atanassov’un önemli bir beceri sergilediği kesin. Filmin görsel uslubundaki becerinin hikaye anlatımına aynı oranda yansımadığı ve filmin en önemli eksisinin de bu cenahtan geldiğini söylemek gerek. Önel, dört yıllık bir sürecin sonunda tamamladığını söylediği filmiyle ilgili olarak, en başından beri “Belirli bir hikayeden değil, bir fikirden yola çıktım. Bu fikir de denizi aşmak isteyen, denizin ötesini merak eden insanlarla ilgili bir film hikaye anlatmaktı” diyor. Karakterlerin yaşadıklarından, geçmişlerinden, nereden gelip nereye gittiklerinden ziyade, onların filmin geçtiği zaman dilimindeki ruh hallerinin daha önemli olduğunu, daha çok buna odaklandığını söyleyen Önel, bu konuda bir özeleştiri de getirip Kumun Tadı’nda karakterlerin ruh haline odaklanıp hikaye akışını biraz elden kaçırmış olabileceğini söylüyor.
Kumun Tadı sadece sinemamızda görmeye pek alışık olmadığımız türden bir anlatıma sahip olmasıyla değil, karakterlerinin meslekleriyle de enteresan bir yerde duruyor. Filmde Timuçin Esen’i bir torlukta çalışırken, Mira Furlan’ı da bir botanikçi olarak görüyoruz. Yönetmen “Kadın karakter doğayı gözlemleyen konumundayken, erkek karakter doğanın verdiği en dip maddeyle kömürle içiçe. Aralarındaki bu paralellik ve yaptıkları işler üzerinden de bir şey söylüyor film. Haliyle karakterlerin geçmişlerinden çok yaptıklarına ve ruh hallerine odaklanabiliyoruz” diyor.