Sevdadan yana yeni türkü

'Grup Yorum'un sesi' olarak tanındı Hilmi Yarayıcı. Grubun tarzına çok uyan, gümbür gümbür olduğu kadar hüzün verici bir ses. Grup Yorum'un konserleri onun sesiyle daha bir kalabalıklaşıyordu.
Haber: DERVİŞ ŞENTEKİN / Arşivi

İSTANBUL - 'Grup Yorum'un sesi' olarak tanındı Hilmi Yarayıcı. Grubun tarzına çok uyan, gümbür gümbür olduğu kadar hüzün verici bir ses. Grup Yorum'un konserleri onun sesiyle daha bir kalabalıklaşıyordu. Bir gün yollar ayrıldı, iki taraf da birbirini üzmeden, anlayışla. O yoğun tempolu günler geride kalmış. Bir lisede müzik öğretmenliği yapıyor Yarayıcı. Eski grubunun konserlerinde 'Cemo'yu zaman zaman o söylüyor; dayanışma sürüyor. 1999 yılında çıkardığı ilk solo albümü 'Sürgün'den sonra bir süre 'dinlenmeyi' tercih etmiş Yarayıcı: "Oturup hemen yeni bir albüm yapmak yerine, eksiklerimi, hatalarımı görmek istedim. Eleştiri ve önerileri dikkate aldım. Bu arada sürekli araştırdım. İki yıl önce de 'Sevdadan Yana'nın çalışmalarına başladım. Kiminle çalışacağım, hangi şarkıları söyleyeceğim her şey belliydi yani."
'Bu albüm bir köprü olsun'
'Sevdadan Yana'nın kendi kişiliğini bulup yansıttığı bir albüm olduğunu belirtiyor Yarayıcı. Albümde, Grup Yorum etkilerinin hissedilmesinin de doğal olduğunu söyleyerek, "İki parça Yorum'un zaten. Yorum'da şarkıları düzenleyen Kemal Sahir Gürel'di, yorumcu da bendim. Kemal'le yeniden buluştuk. Böyle bir sonucun çıkması da doğaldır" diyor. Yarayıcı, albüme aldığı eserleri seçerken, "Geçmişten bugüne, bugünden geleceğe kurulacak bir köprü görevi görsün istedim. Örneğin 'Benim Meskenim Dağlardır', örneğin 'Uğurlama' çok sevilen eserler. 'Uğurlama'yı öğrencilerime de dinlettim; ikinci dinleyişlerinde çoğu ezberlemiş, eşlik ediyordu. 1996'da yine benim söylediğim bir şarkıydı; enstrümanlarını değiştirdik" diyor ve ekliyor: "Ama insanlar dinlediğinde yine büyük keyif alacaklar, eminim."
Daha önce Deniz Seki'nin de Türkçe söz yazdığı Arap halk şarkısı 'Bintiş Şelepiya'yı da orijinal haliyle albüme dahil etmiş Yarayıcı. Antakya'da geçirdiği çocukluğundan kalma bir şarkı bu, "Arapça, anadilim olduğundan, kültürü de sahiplenmenin bir yoluydu" diyor. Albüme adını veren 'Sevdadan Yana'nın müziği Argyris Koulouris'e ait. Bu şarkıyı da Ajda Pekkan, farklı sözlerle yorumlamış. Mikis Theodorakis'in de iki bestesi var albümde. Hayatın her alanında sıkıntıların yaşandığını vurgulayan Yarayıcı, sevgiyi unuttuğumuzu söylüyor: "Albümle, sevgiyi yeniden hatırlatmak istedik. Hem albümün adını sevdadan yana koyduk hem de duruş olarak, yalnızca karşı cinse olan bir sevgiyi değil, yaşamın her alanındaki sevgiyi, sevdayı; gelecek güzel günlere olan özlemimizi anlatan sözler yazdık."
Yaptıkları müziği hangi kategoriye sokuyor Yarayıcı? "Tarz ve form anlamında 'yeni türkü' olarak adlandırıyorum. Merkezinde Anadolu müziği var." Son yıllarda bu tür müziğe yoğun bir ilginin olmadığını, gelip geçici denilen popun alıp başını gittiğini hatırlatıyoruz. "70'lerde siyasal hareketin yoğun olduğu dönemlerde bir devrimci müzikten bahsedilebilir; Cem Karaca, Zülfü Livaneli, Selda. 80'lerde demokratik olan her şey yerle bir edildiğinden bu müziğin de sesi kesildi. Dikkat edilirse o yıllarda Türk Sanat Müziği ve arabesk yoğunluktaydı. Sistem tarafından dayatıldı bunlar. 85'ten sonra protest müzik yeniden filizlendi ama bugünlere gelirken toplumdaki karşılığını bulamadı. Bu biraz da şundan kaynaklandı: Kulaklar, farklı ve daha iyi müziklere alışmaya başladı" diyor, tespitimize hak vererek.
Sevdadan Yana/ Hilmi Yarayıcı/ Seyhan Müzik
'Batsın bu dünya diyoruz ama...'
Benim okulda iki görevim var: Birincisi sanatçılık görevim. Diğeri, eğitmenim ve öğretme görevim var.
Ben öncelikli olarak öğrencilerime, müziği sevdirmeye çalışıyorum. Derslerde her türlü müziği dinletiyorum onlara. Orhan Gencebay'ın 'Batsın Bu Dünya' şarkısını dinletiyorum, örneğin; hatta birlikte söylüyoruz. Sonra oturup bu şarkıyı değerlendiriyoruz. Soruyorum: Arkadaşlar, batsın bu dünya dedik ama neden batırıyoruz ki bu dünyayı. Dünya battı diyelim; yerine nasıl bir dünya istiyoruz? Tartışıyoruz bu konuda. Elbette ki arabesk de bizim bir parçamız, dışlamıyorum. Ama, arabeskin o baş eğen, sorgulamayan, kaderci yanlarını eleştiriyorum ve halk müziğinden başlayarak, klasik, caz, blues, rock müziklerinden örnekler veriyorum öğrencilerime. Bunları da dinleyip tartışıyoruz. Öğretmenliğe başladığımın ilk yıllarında öğrencilerimin büyük çoğunluğunun arabesk ve pop dinlediklerini görmüştüm, bugün daha farklı müzikler dinliyorlar.