'Sevilmek istiyorum'

Hemen her filminde eleştirilen Oliver Stone, 'Geceyarısı Ekspresi' konusunda üzgün ve pişmanmış. Stone dertli: "Eleştirilmekten bıktım. Herkesçe sevilmek isterdim ama ne yaparsam yapayım imkânsız."
Haber: YEŞİM TABAK / Arşivi

İSTANBUL - Sağ ya da sol kanat, Hollywood ya da sinir bir tabirle 'sanat sineması' çevreleri... Sonuç değişmiyor, Oliver Stone her zaman eleştirilerin hedefi. Son üç yılını adadığı 'Büyük İskender'le de karmaşık tepkiler aldı. Fakat beri yandan, koskoca bir bütçeyi, bir mitin kendince karakter tahlilini yapmaya ayırmaya kalkışacak ender yönetmenden biri ve hem yazdığı senaryolar ('Yaralı Yüz', 'Geceyarısı Ekspresi') hem de yönettiği filmlerle ('Müfreze', 'The Doors', 'JFK', 'Katil Doğanlar'), son 30 yılın popüler sinemasındaki en önemli figürlerden biri. Stone, 'Büyük İskender' vesilesiyle İstanbul'a geldi ve yarattığı 'ekspres' etkiler için üzgün olduğunu söyledi. Biz de bu çoktan can sıkmış meseleyi transit geçerek kendisiyle söyleştik.
Colin Farrell'ın İskender'iyle, Vietnam filmlerinizdeki ana karakterlerin ortak yönleri var mı? Bir amaç için Doğu'ya gidip hayal kırıklığına uğrayan özgür ruhlu Batılı olarak.
Klasik bir hikâye değil mi? Doğuya giden Batılı. Olumlu anlamda. Ben ona Doğu'ya gidip, sonra parayla birlikte Batı'ya dönen tipik Batılı olarak bakmıyorum. Yunanlı kahramanlara bakarsanız, Doğu'ya gidip Batı'ya bir şeylerle döndüler. İskender asla dönmedi ve mobil bir imparatorluk yarattı. Batı'yla Doğu'yu tamamen bir araya getirdi. Tek dünya, tek kral. Bu inanılmaz bir fikir. İskender bir prototipti, Doğu'ya ilk giden o oldu. Ve Doğu'ya gittiğinde de oralı oldu.
Zaten filmde İskender'in Doğu'ya yaptığı yolculuğun sebebi olarak evinden ve ailesinden kaçmak istemesi üzerinde de çok duruyorsunuz.
Hayatında neler başarmış olursa olsun, herkesin bir iç dünyası vardır. Ben onunla, insanın kendisiyle ilgileniyorum. Hayatı, hepimizinki gibi ciddi şekilde ebeveyninden etkilenmişti. İskender bir aşk, bir bağlantı arıyordu.
Kahramanlarınızın parlak yönünü gösterirken, bir yandan da o parlaklığı bir parça yok etmek istiyor gibisiniz.
'Scarface'te (Yaralı Yüz) olduğu gibi demek istiyorsunuz. Dramanın doğası bu. Bir kişiliğin içine girip onun en renkli yönlerini bulup çıkarırsınız. Benim ilgimi çeken şey bu ve bence iyi bir şey. Her zaman karanlığın içinde aydınlık, aydınlığın içinde karanlık vardır.
Sizi de kategorize etmek çok kolay değil. Hollywood duygusuna da sahip ticari filmler yapıyorsunuz. Ama filmleriniz Hollywood için kolay yenilir yutulur lokmalar da değil.
Amerika'da filmlerim hakkında çıkan eleştiriler hep berbattır. Avrupa ve Asya'nın işime daha çok saygı duyduğunu düşündüm hep. Gerçek şu ki, Amerika'da hep dışarıdan biri gibi oldum. O basit kötü adam konseptini filmlerimden hep uzak tutmaya çalıştım. Amerika ise bu kötü adam mitiyle yaşıyor. Irak ya da Vietnam olsun, fark etmez.
60'lardaki barış hareketinden hoşlanmadığınızı, o protestolar yerine Beyaz Saray'ı kuşatmış olmaları gerektiğini söylüyorsunuz. 11 Eylül sonrasında oluşan muhalefeti nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir şey çıkacağını sanmıyorum. Vietnam sırasında sokaklardaki insanları görmek bir sürprizdi. Basın bile protestolara tam yer veriyordu. Şimdi ise çok cılız. Bush Londra'ya gitmiş, halk protesto etmiş; bu basın için önemli değil. Artık her türlü algılayışta çok daha bitkin, bıkkın bir hal var. Başka bir sürü ülkede, Irak ve Amerika hakkında Amerika'dakinden çok daha fazla bilgi ve haber duyuyorum. Sizlerin bakışı çokkültürlülüğe daha yakın. Amerika'nınki ise çok etnik merkezli.
Çokkültürlülük demişken, 'Büyük İskender'i yazarken bugünün dünyası aklınızda ne kadar vardı?
Açıkçası İskender'in hikâyesini takip ettim. Tarihe karşı dürüst olmam gerekiyordu. Bir dramatist olarak tabii ki İskender'in iç dünyasıyla ilgili sahneler de yarattım. Ama bunlar sıkı biçimde gerçeklerle bağlantılı. Bugün Doğu Batı'da, Batı da Doğu'da. Ama İskender'in zamanında bu yoktu. Dediğim gibi İskender ilkti ve Doğululaşmıştı. Şimdi dünya sınırlarla, milliyetçiliklerle kilitlenmiş durumda. Doğu Batı'ya, Batı Doğu'ya gidiyor ama bu farklı bir hareket.
İronik olan, böyle bir şey planlamamıştım. Proje üzerinde 14 yıldır çalışıyorum. Ben insanların hikâyeleriyle ilgileniyorum ama bir şekilde filmlerimde hep arka plandan da başka bir bağlantı çıkıyor.
Tarihe karşı dürüst olmaktan bahsettiniz. Bugüne kadar tarihi hikâyelere çok fazla yorum katmakla eleştirildiğiniz de oldu. Ne düşünüyorsunuz?
Ben her zaman araştırmamı tam yaparım. 'JFK' filmine bakarsanız, orada yorumdan çok sorular vardır. Beni eleştirenler, benim 25 hükümet biriminin birleşip Kennedy'yi öldürdüğünü söylediğimi iddia ediyorlar. Filmde böyle bir saçmalık yok. Tanıdığım hiçbir yönetmen, tarihe benim kadar özen göstermez. Sağ kanattaki ve sol kanattaki pisliklerin, gençleri yanlış yönlendirdiğimi söyleyerek bana saldırmasından bıktım. Benim genç insanlardan istediğim, kendileri adına düşünmeleri.
Bence sizin belirli bir gruba ait olmamanız insanları rahatsız ediyor.
Aynen öyle. Ben herkes için yabancıyım. Soldakiler bana sağdakiler kadar çok saldırıyor.
Bu tartışmalı konumdan keyif alıyor musunuz?
Kesinlikle hayır. Herkes tarafından sevilmek isterdim. Ben popüler olmaktan hoşlanırım. Görünen o ki, ne yaparsam yapayım bu imkânsız. İsterse futbol filmi olsun, fark etmiyor. Sanırım bundan kaçmam mümkün değil. Beni bir kelebek gibi koleksiyonlarına dahil etmek istiyorlar. Bunu yaptıklarında ölmüş olacağım. Öldükten sonra lütfen adımı korur musunuz? Bir kitap yazıp 'Oliver Stone şu ve şuydu' der misiniz lütfen? Ve 'O bir hümanistti' deyin. 'Heaven and Earth' benim ilk hümanist filmimdi. İnsanlar böyle şeyleri unutuyorlar. Oliver Stone deyince komplo teorilerinden, savaştan, politikadan bahsediyorlar sadece.



Stone: Üzgün ve pişmanım
İSTANBUL - 'Geceyarısı Ekspresi' (Midnight Express) filminin yönetmeni Alan Parker ve olayın kahramanı Bill Hayes'ten sonra senaryo yazarı Oliver Stone da çark etti. Stone yaptığı yazılı açıklamada "Yaklaşık 30 yıl önce 'Midnight Express'in ardından yaşanmış olan yanlış anlaşılmalardan ve Türkiye'de pek çok kalbin kırılmış olmasından üzüntü ve pişmanlık duymaktayım. Filmin yaratmış olduğu ırkçı yansımanın farkına varmış bulunmaktayım" dedi. 'Büyük İskender' filminin dağıtımcısı Pinema Film'den yapılan 'Oliver Stone Basın Deklarasyonu' başlıklı açıklamada Stone, "O zamanlar genç olduğum ve senaryoyu biraz dramatize ettiğim doğrudur" dedi.
Stone'nun açıklaması şöyle devam ediyor: "O zamanlarda Türk hapishane sistemindeki yetersizliğe, 1981 yapımı 'Yol' adlı filminde Yılmaz Güney tarafından ve çeşitli insan hakları kuruluşlarında değinilmiştir. Bu durum birçok ülke için geçerlidir ve söz konusu durum adalet sisteminin yetersizliklerinden kaynaklanmaktaydı. Son yıllarda Türkiye'nin adalet sistemindeki iyileştirmeler ve sosyal reformlarda bir hayli yol kat ettiğini biliyorum."
Oliver Stone, dün akşam saatlerinde Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'yla da görüştü. Stone görüşmeden sonra açıklama yapmazken Bakan Mumcu, "Stone basın açıklamasında belirttiği gibi, 'Geceyarısı Ekspresi' filminin yarattığı olumsuz etkiden dolayı üzgün olduğunu bize bizzat iletti. Atatürk filmiyle ilgili konuştuğumuz doğru değil. Bizim için önemli olan buydu" dedi. (Kültür Sanat)