'Sevinç, yüreğin masumluğuyla alakalı'

'Sevinç, yüreğin masumluğuyla alakalı'
'Sevinç, yüreğin masumluğuyla alakalı'

Salı gecesi Aydın Doğan Ödülü?na alan Nuri Bilge Ceylan, ?Ben negatif düşünmeye alışık bir insanım. Her filmden sonra bu kez battık derim. O yüzden ödüllere hep şaşırırım? diyor. fotoğraf: Ozan Güzelce

Aydın Doğan Ödülü töreni öncesi CNN Türk'ün sorularını yanıtlayan Nuri Bilge Ceylan, 'Ödüle sevinme meselesi ödülün büyüklüğüyle alakalı olmayabiliyor. Daha çok yüreğin masumluğuyla orantılı biraz' diye konuştu. Ceylan, yeni filminin montajında da çok zorlandığını belirtiyor

İSTANBUL- “Bu ödülü Türk sinemasıdaki genel canlanmaya verilmiş bir ödül olarak değerlendiriyor ve bunun mütevazı bir temsilcisi olarak beni seçen jüriye çok teşekkür ediyorum” sözleriyle, önceki gün Aydın Doğan Ödülü’nü aldı Nuri Bilge Ceylan. Her yıl farklı bir alanda verilen Aydın Doğan Ödülü’nün bu yılki sahibi Nuri Bilge Ceylan, ödül töreninden az önce CNN Türk’de Afiş programında Nefise Karatay’ın sorularını yanıtladı. Çok sık röportaj vermeyen Ceylan’ın CNN ekranındaki samimi yanıtlarını Radikal okurlarıyla paylaşmayı görev bildik.
Kariyeriniz boyunca bir sürü ödül kazandınız. Özellikle Cannes’da iki tane olmak üzere... Bütün kariyerinizi göz önüne alarak değerlendirmenizi isteyecek olursam en çok hangi ödülü aldığınızda mutlu oldunuz?
Vallahi bu soruya cevap vermek zor. Çünkü, hani ödüle sevinme meselesi, ödülün büyüklüğüyle alakalı olmayabiliyor. Daha çok yüreğin masumluğuyla orantılı biraz. Ben mesela ilk iki fotoğrafım sergilenmeye alındığı zaman, gençliğimde, çok daha büyük bir mutluluk duymuştum.  Bir noktadan sonra insan ister istemez insanın doğası böyle yavaş yavaş kaşarlanmaya başlıyor doğal olarak, ama tabii ki hayatımda hayatımı değiştirme gücüne olan ödül, Cannes’da ‘Uzak’ ile aldığım ödüldür, çünkü o beni bir anda dünya sinema piyasasına tanıttı. 

Artık dünya çapında bir sinemacısınız. Bu noktalara gelmeyi hiç düşünüyor muydunuz, bunların hayalini kurar mıydınız?
Vallahi insan hayal kuruyor ama bu kadar ilerisini de kurmuyor pek, zaten pek de bilmiyor neler olup bittiğini ilk başladığı zamanlarda sadece bir de sinema öyle zor bir sanat ki filme başladığınız zaman hiçbir şeyi gözünüz görmüyor. O filmi başınızı gözünüzü yarmadan bitirmekle meşgul oluyorsunuz ve başka hiçbir şey düşünecek haliniz olmuyor. Daha sonra ben genellikle negatif düşünen bir insanımdır o yüzden hep şaşırmışımdır filmlerim bir başarı kazandığında ya da bir yere seçildiğinde ya da başka bir şey olduğunda. Ben genellikle beklemem en kötü olasılığı düşünmeye alışmış bir insanım öyle bir yapım var. O yüzden genellikle şaşırırım nasıl oldu falan derim hep, bu sefer kimse seyretmez bu sefer battık falan diye film yaparım, her filmim biterken bir başarısızlık duygusu kaplar benliğimi genellikle, çünkü biraz da bilincim daha çok filmin eksikliklerine zaaflarına negatif taraflarına yoğunlaşmış durumda olur belki de o yüzden.

Sizin beğendiğiniz yönetmenler, etkilendiğiniz yönetmenler kimler var?
Vallahi tabii çok var  ve bunlar zaman içerisinde değişiyor.  Sinemaya başladığım yıllarda beni çok etkileyen yönetmenleri bugün beğenmeyebiliyorum. (...) Türkiye’de de çok beğendiğim sinemacılar var. Mesela Yılmaz Güney ’i çok severim Lütfü Akad’ı, Metin Erksan’ı. Bizim kuşağımızda çok iyi yönetmenler var.  Zeki Demirkubuz’u çok severim, Reha Erdem’i, Derviş’i başka da şimdi unutmayayım aslında hepsi iyi yönetmenler genellikle. Ama yeni gelen genç kuşakta da çok iyi yönetmenler var. Mesela İnal Temelkuran’ın ‘Bornova’sını çok beğendim.  Çok iyi diyalog yazıyor çok iyi tuhaf bir dünya kurmuş. Aslı Özge’yi, ‘Köprüdekiler’ filmini beğendim. Özcan Alper yine beğendiğim bir yönetmen. 

Siz hep sanat filmleri sayıyorsunuz, popüler film izliyor musunuz Nuri bey?
Tabii ki izliyorum Yılmaz Erdoğan’ın filmini çok beğendim. Ben kolay severim, bazen de tuhaf bir şekilde sevmem öyle insanın kendine göre nerden oluştuğu belli olmayan kriterleri oluyor muhakkak,  sinema konusunda ortak bir konsensüs oluşturmak çok zor, en iyi anlaştığınız arkadaşınızla bile çok benzemeyebiliyor. 

İlk filminizi yaptığınızda da 36 yaşındaydınız, nispeten geç bir yaş diye düşünüyorum. Peki, bunun eksi ya da artı bir yanı oldu mu?
Vallahi bilmiyorum muhakkak faydası olmuştur. Birtakım teknik konuları daha çabuk öğrenmişimdir belki bu yüzden ama ben 25 yaşımdan beri film yapmayı istiyordum. Ama o zamanlar belli bir camiaya girmeden, belli bir finans bulmadan, film yapmak kolay değildi bugünkü gibi video kameralar yoktu. Muhakkak ki 35mm kameralar ve pahalı ekipmanlar gerekiyordu, o yüzden başlamak kolay olmadı. Herhalde bugünkü teknoloji var olsaydı biraz daha erken yaşta başlardım diye düşünüyorum. Sinema öyle bir şey ki biraz insanın gözünü korkutabiliyor. O yüzden fazla başkalarının sorumluluğunu üzerine almadan insan küçük denemeler yapmak istiyor. Ne olduğunu görmek için yapabilip yapamayacağını anlamak için. Videonun olmadığı bir dünyada da bunu yapmak hiç kolay değildi.

Son projenizle ilgili bize ne söyleyeceksiniz?
Vallahi işte çekimler birkaç ay önce bitti. Üç aydır montajdayım ve bir arpa boyu yol kat etmedim desem yeridir, çünkü çok karmaşık bir film oldu. Eski filmlerimden bana göre çok farklı çok diyaloglu.

Ne zaman göreceğiz peki?
Daha epey var, ne zaman biteceği tamamen belirsiz. Çünkü kurgunun daha bir beş altı ay süreceğini tahmin ediyorum.


    ETİKETLER:

    Yılmaz Güney