Seyircinin gönlünü nasıl fethetti?

Seyircinin gönlünü nasıl fethetti?
Seyircinin gönlünü nasıl fethetti?
'Fetih 1453', 4 milyon 651 binlik gişe hasılatıyla rekor kırdı. Akademisyen, yapımcı ve sinema yazarları bu başarının nedenlerini anlattı

Pop milliyetçilik dalgası
Orhan Tekelioğlu (Bahçeşehir Üni., Gazetecilik Bölüm Başkanı, Sosyolog, Prof. Dr.): ‘Muhteşem Yüzyıl’ neden çok seyrediliyorsa, ‘Fetih 1453’ de onun için seyrediliyor. Sonuç olarak bu hükümetin insanlara verdiği en önemli his ya da algı, Türkiye ’nin tekrar büyük bir ülke olduğu, ancak Osmanlı dönemi ile karşılaştırılacak bir güce sahip olduğu ve bu nedenle de artık bölgesel bir güç haline dönüştüğü. Bu türden bir siyasal dönüşümün popüler kültürde bir karşılığı oluyor, buna pop milliyetçilik dalgası diyebiliriz. Yani bu ülkede pop milliyetçilik dalgası var. Ama bu klasik ve içe kapanık, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” tipi bir pop milliyetçilik değil, daha genişlemeci ve dışa yönelik bir pop milliyetçilik. Böyle düşününce Cumhuriyet’in algısı da yetmiyor. Misakı Milli ile kendini belirli sınırlara kapatan bir muhafazakâr milliyetçilik yerine, dışa yönelen, gerekirse büyüyebilen, Osmanlı türü pop milliyetçilik gelişiyor. Bütün bunları birbirine bağladığımızda İstanbul ’un fethi bir nirengi noktası ve bunu bir kez daha yaşatan bir filmin çok popüler olması kaçınılmaz. 

‘Yeni Osmanlıcılık’ etkisi
Tunca Arslan (SİYAD Başkanı): Öncelikle içinde bulunduğumuz siyasi iklimin ve uzun süredir kümelendirilen ‘Yeni Osmanlıcılık’ bulutlarının etkisi olduğunu düşünüyorum. Bugün devlet eliyle yükseltilen ve bastırılan değerleri akla getirdiğimizde, örneğin Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan bir filmin, ağzıyla kuş tutsa bile bu kadar ilgi görmeyeceği çok açık. Diyelim ki Viyana kuşatmalarını anlatan filmler de pek iş yapmaz, çünkü yenilgi söz konusu. Yani bir ‘fırsat’, ticari açıdan iyi kullanılmış durumda. Öte yandan şu da var; İstanbul’un alınması çok önemli ve askeri açıdan muazzam bir olay, seyirciye de zaferle sonuçlanan gerçek bir serüven vaat ediliyor. Konuyla ilgili yedi sekiz kitap okumuştum, doğal olarak filmi de kim hangi niyetle ve nasıl çekmiş olursa olsun, gidip seyrettim.

Geçmişe yönelik ilginin sonucu
Atilla Dorsay ( Sinema Yazarı, Sabah): Fetih 1453 filminin gişe başarısı pek şaşılacak bir şey değil. Türk seyircisini sadece sulu-zırtlak komedilerin tüketicisi olarak görmek doğru değil. Nuri Bilge’nin son filminin 160 bin biletli seyirciye yaklaşması nasıl kendi içinde bir olaysa, Fetih filminin de 20 günde 4.6 milyon bilet satması öyle bir olay. Bu genelde –TV dizilerinin de büyük katkısıyla- tarihimize karşı uyanan büyük ilgiye, geçmişimize ve kültürümüze karşı doğan meraka bir kanıt sayılmalı. Ve olumlu biçimde karşılanmalı. Evet, Dersim’in de gerçek yüzünü öğreneceğiz. Ama önce Kanuni’den veya Fatih’ten başlamak daha doğru değil mi? Geçmiş üzerine yapılan her tartışma, öğrenilen her gerçek günümüzü de aydınlatıyor çünkü…

İstanbul’un fethi özel bir hikâye
Mehmet Soyarslan (Yapımcı, Özen Film): Yakın tarihimizin bir bölümü medyada soruşturuluyor. Dolayısıyla şu an için Kurtuluş Savaşı ile ilgili konuların üzerine gitmeye insanlar çekiniyorlar. Türk toplumu açısından tarihte en tartışmasız görünen dönem, imparatorluğun kuruluşunu başlatan İstanbul’un fethi gibi görünüyor. Böyle bir ortamda tabii ki İstanbul’un fethini dramatik bir yapı içerisinde sunmak gerekliydi. Mesela Viyana Kuşatması’nı film yapsanız böyle olmaz. Elimizde kalmadı ki. Ama İstanbul’da hâlâ yaşıyoruz. Yani sonuçlar gözümüzün önünde. Tarih de gösteriyor ki içinde aşk, macera olan ve kahramanlık duygularını harekete geçiren filmler iş görecek. Böyle bir projeyi 3.5 senede hayata geçirmek takdir edilecek iş. Bu başarı başka hangi konuda olur derseniz. Biraz duraklamamız gerekiyor.