Seyirciyle tamamlanan heykeller

Seyirciyle tamamlanan heykeller
Seyirciyle tamamlanan heykeller
Mizah yönü kuvvetli, kıvrak ve ironik zekanın ürünü heykelleriyle tanınan Avusturyalı sanatçı Erwin Wurm, Galerist'teki sergisinde izleyiciyi heykelin parçası haline getiriyor
Haber: MÜGE BÜYÜKTALAŞ / Arşivi

Ayda 8 kilo verdiren diyetler çağında şişman bir Ferrari kimin aklına gelir? Tabi ki Avusturyalı heykel sanatçısı Erwin Wurm’un. Zamanında Red Hot Chilli Peppers’a da ilham kaynağı olan sanatçı, efsane rock grubundan önce İstanbul ’da! Galerist Tepebaşı’ndaki ‘Blow Up’ sergisi 23 Haziran’a kadar devam ediyor.
Heykel denilince akla Michelangelo’nun ‘David’inin geldiği zamanlar gittikçe geride kalıyor. Modern çağla birlikte önce esnetilip zamanla da sündürülen birçok kavram gibi artık ‘heykel’ dediğimizde de hepimizin aklına farklı görüntüler gelebiliyor. Bu durum şüphesiz ki sanatçı cephesinden yüklenen anlamların oluşturduğu algısal dönüşümün sonucu. Örnekse Tony Cragg, “Her kelime bir heykeldir” derken Wurm için kilo alıp vermek hali de bir heykel sayılmalı. Wurm’un heykel kavramına olan farklı bakışı esasında aşina olduğumuz bir tavır. Sadece kuru teori üretmeyen, dediğini de yapan biri olarak sanatçının farklı estetikteki mizahi yönü kuvvetli işleri, kıvrak ve ironik bir zekânın ürünü.
Erwin Wurm, heykel sanatını klasik yapısından çok uzaklara taşımanın yanı sıra toplumsal düzenle estetik düzen arasındaki bağı da sakin ama iddialı bir tavırla altüst eden bir isim. Heykelin üç boyutuna zamanı ekleyerek, mekânla olan ilişkisinde kimi zaman izleyiciyi heykelin bir parçası gibi düşünerek kurguladığı işleri malumunuz (One Minute Sculptures/Bir Dakikalık Heykeller). Bu sergisinde de yine benzer bir düşüncenin ürünü, seyirciyle yan yana geldiğinde (daha doğrusu seyirci altında durduğunda) tamamlanan polis şapkası işi dikkat çekiyor. Toplumsal kimlikler ve anonimleşme kavramlarını ise kanvaslar üzerine giydirdiği hazır konfeksiyon eşyalarının deformasyonu üzerinden yarattığı köşeli karakterle ifa ediyor.
Sergideki en çarpıcı işlerden biriyse ‘Me Under LSD’ (LSD Etkisinde Ben) isimli eser. Tek elinin üzerinde duran sarı bulut heykelinde alışık olduğumuz şekliyle bir insan bedenini görmeyi umduğumuz bölgede bir bulut var. Bulutun girintili çıkıntıları yukardan aşağıya doğru incelip kalınlaşıyor. Sanatçı kurduğu metaforda fizyolojik ve psikolojik eksende kişininin kendi sınırları içerisindeki varoluşsal gel-gitlerini anlatıyor.
Zannedilmesin ki Wurm, Batı ’nın konforlu dünyasında ‘canım ne isterse yaparım’ gibi bir üst sınıf arogantlığında. Tam tersi çok daha mütevazı bir yerden iletişim kuruyor. Sanatçının temel anlatım metotlarından biri aslında gereksiz karamsarlığa ya da politik kaygıya bürünmeden de önemli şeylerden bahsedilebileceği üzerine kurulu. Olaylara ciddiyetle bakmanın olayları anlamakla aynı şey olmadığını söyleyen sanatçı için bazen olayları hafife almak alternatif algılar oluşturmaya zemin hazırlayabiliyor.
“Mizah bir sanattır” diyen sanatçı için konu ve malzeme sınırı yok. Yerine göre Ferrari, masa, portakal ve kova sanat yapmak gerektiğinde aynı amaca hizmet etmek adına bir ve eşitler. Wurm’un çağdaşları arasında farklı bir yerde görülmesinde ‘One Minute Sculptures/Bir Dakikalık Heykeller’ serisinin etkisi de çok büyük. Red Hot Chilli Peppers’ın ‘Can’t Stop’ isimli videosuna da esin kaynağı olan seride sanatçı desenlerle bireyleri absürd şekilde konumladığı kurguları fotoğraflamayı tercih ediyor. Bunun sebebi de kurgunun belki de en fazla bir dakika sonra yıkılacak olması. Yoksa kim kulağına girmiş kalemle duvara yaslanıp, kafasını birinin kazağının içine sokup ya da kafasına kova geçirip tek ayak üstünde daha fazla durabilir ki?
Erwin Wurm’ın Jérome Sans küratörlüğünde açılan ‘Blow Up’ sergisi 23 Haziran’a kadar Galerist Tepebaşı’nda.