'Seyretmeyi seveceğim bir film'

'Seyretmeyi seveceğim bir film'
'Seyretmeyi seveceğim bir film'

Oscar adaylığı da bulunan Jake Gyllenhaal?ın rol aldığı ?Pers Prensi? 21 Mayıs?ta vizyona girecek.

Bu yaz gişeleri altüst etmeye hazırlanan 'Pers Prensi'nin başrolünde Jake Gyllenhaal var. Gyllenhaal, 'Bu tür filmlere bayılıyorum, o nedenle hayır diyemezdim' diye anlatıyor

LOS ANGELES - Jake Gyllenhaal son filmi ‘Pers Prensi: Zamanın Kumları’yla ilgili olarak “Karakterimi Rafael Nadal, Mick Jagger ve Afacan Dennis’in bir karışımı olarak görüyorum” diyor. Gyllenhaal’e göre “Her şey eğlenmekle ilgili.” Genç aktör, en çok ‘The Day After Tomorrow’, Oscar’a aday olduğu ‘Brokeback Mountain’ ve ‘Zodiac’la tanınıyor.
‘Karayip Korsanları’ ve ‘Büyük Hazine’ gibi gişe rekortmeni filmlerin yapımcısı Jerry Bruckheimer ise her zamanki gibi bir çalışma içinde. ‘Pers Prensi’, büyük bir macera, bolca komedi, biraz aşk ve bolca şaşırtıcı özel efekt sunuyor. ‘Karayip Korsanları’ gibi ‘Pers Prensi’ de son derece büyük bir yapım. 2000 ekip üyesi ve sayısız figüran, Pinewood Stüdyoları ile Fas’taki mekânlar arasında beş ay süren çekimlerde çalıştı. Gyllenhaal, tarihi değiştirebilecek ‘Zaman Hançeri’nin yanlış ellere düşmesini engellemeye çalışan genç bir prensi canlandırıyor. Sir Ben Kingsley, Alfred Molina gibi tecrübeli aktörler ve sinema dünyasına yeni adım atan Gemma Arterton destekleyici rollerde. Filmin yönetmeni Mike Newell, ‘ Harry Potter ve Ateş Kadehi’ filmiyle, gişe başarısına aşina bir isim. Uzun saçlı Gyllenhaal, kostümü içinde olduğu halde Pinewood çekimleri sırasında söyleşi için bize katıldı. Dizine kadar gelen çizmeleri, deri pantolonu, önü açık bir gömlek ve kemerinde iki hançerle son derece yakışıklı ve kahramansı görünüyor.
Bu filmin sizin için farklı olduğunu söylemek mümkün mü? Bu yüzden mi bu filme katılmaya karar verdiniz?
En büyük nedeni, bu tür filmleri seyretmeyi seviyor olmam. Bu yüzden bunlardan birinde oynama fırsatından kendinizi mahrum etmeniz çok zor. Aktörlüğün pek çok farklı yönleri var. Benim gibi fiziksel yönleri ön planda biriyseniz oradan oraya sıçramak, binalardan atlamak, ata binmek, kılıçlarla oynamak ve bolca dövüşmek son derece harika bir şey. Bu çok eğlenceli. Öteki taraftan büyük bir filmde oynayacaksanız, bunu işi bilenlerle yapmalısınız ve bu konuda Jerry Bruckheimer’dan iyisi yok.
Dastan’ın kanında biraz Indiana Jones’luk var. Amacınız bu muydu?
Evet, kesinlikle, aynı zamanda Afacan Dennis ve diğerlerine benzesin istedim. Dastan’ın huysuz kişiliği, sürekli kendisinin haklı olduğunu düşünmesi, alaycılığı ve yüzsüz oluşu hoşuma gidiyor.
Gerçek insanlara dayalı farklı karakterler canlandırdınız. Peki 6. yüzyıldan hayali bir Pers prensi için çıkış noktası nedir?
Öncelikle çok uzun süren araştırmalar olduğunu söyleyebilirim fakat her şey aksan ve sesimi yansıtma çabalarıyla başladı. Bunun gibi bir filmin başarılı olabilmesi için her şeyin büyük düşünülmesi gerekir. Bir ses hocasıyla tanıştım ve bana çok eski metinler getirdi. Los Angeles’ta bir havuzun bir ucunda ben dururdum, diğer ucunda da o ve “Surları aşın askerler! Surları aşın!” gibi şeyler bağırırdım. Tiyatro yapmak gibiydi. Beni biraz daha ateşledi, kendimi biraz daha savaşçı gibi hissetmemi sağladı. Yapılacak çok fiziksel çalışma vardı.
Bunlara neler dahildi?
Altı ay süren idmanlar ve benim açımdan bunların işlevsel olması çok önemliydi. Yaptığım her şey, sette bir şeyleri yapabilmeme yönelikti, estetik bir amacı yoktu. Ağırlık çalışmaya giderken mont giyiyor ve ağır olan zırhın etkisine benzesin diye koşarken fazladan 10 kg taşıyordum. Koşarken, kılıçla koşmaya alışabilmek adına elimde bir şeyler taşıyordum. Sağımın ve solumun dengeli olması için bolca boks da yaptım çünkü Dastan sık sık aynı anda iki kılıç kullanıyor ve her şey simetrik olmalı.
Zor kısımları bir dublöre yaptırmayı hiç düşünmediniz mi?
Hayır, ben mümkün olduğunca her şeyi kendim yapmak isterim. Dövüş sahnelerinde biraz mükemmeliyetçiyim. Her hamleyi mükemmel yapmak istiyorum ve bundan azını kabul etmiyorum.
Çok büyük filmlerde rol aldınız ancak ‘Pers Prensi’ çok ayrı bir boyutta gibi...
‘Vay canına!” diye düşündüm. Provalar sırasında, yapım tasarımcısının planladığı şeylerin resimlerini gördüğümde bile böyle düşündüm. Devam ettikçe aklım almaz oldu. Muhteşem kostümlerden, büyük setlere ve Fas’taki müthiş mekânlara kadar. Ve tüm bunlar sadece ve sadece filmin büyüklüğü ve ölçeğiyle ilgili değil. Kostümlerdeki ve setlerdeki ayrıntılar da önemli. Bir sette köşeyi döndüğünüzde hiç çekim yapmayacağınız bir yere gelebilirsiniz ancak yine de o ayrıntılar oradadır. Örneğin muhteşem oyma işleri ya da güzel çiniler. Mike Newell, köşeyi dönüp çekim yapmaya karar verirse ya da ben köşeyi koşarak dolaşmam gerektiğini düşünürsem, o ayrıntı düşünülmüş ve hazırlanmış oluyor.
‘Pers Prensi’nin yapımcısı ‘Karayip Korsanları’nın da yapımcısı. Bu filmin aynı şekilde etkileyici olabileceğini düşünüyor musunuz?
Bence ‘Karayip Korsanları’ bir eğlence parkı yolculuğunun uyarlaması gibiydi ve bu film ise ‘Pers Prensi’ adlı video oyununun uyarlamasından öte bir şey olacak. Çıkış noktamız bu oyun olsa bile. Son derece eğlenceli olacak ve ayrıca bu harika bir hikâye. Çok ilginç karakterleri barındırıyor ve destansı özellikleri var. Bu filmin sırf çocuklara ya da video oyunu hayranlarına yönelik olduğunu asla söylemedik. Çok geniş kitlelere hitap edeceğini düşündük hep. Şu anda ise hepimiz bu filmi olabildiğince sağlam ve güçlü bir hale getirmeye odaklanmış durumdayız. (UIP)

‘Pers Prensi’, 21 Mayıs’ta gösterime girecek.


    ETİKETLER:

    Harry Potter

    ,

    Cunda