'Sherlock'ta her şey umduğumdan da iyiydi'

15 Ocak'ta gösterime girecek 'Sherlock Holmes'un başrolündeki Robert Downey Jr., 'Böylesine ikonik bir karakteri oynamaktan hiç çekinmedim. Çünkü Guy Ritchie'nin bunu yepyeni, taptaze bir yorumla sunacağını biliyordum' diyor





LONDON - Robert Downey Jr., geçen yıl kılıktan kılığa girerek çıktı karşımıza. Önce ‘Iron Man’in karizmatik Tony Spark’ı oldu. Hemen ardından ‘Tropic Thunder’ın Kirk Lazarus’u olup karizmasına hiç de düşkün olmadığını kanıtladı. Son olarak da İngilizlerin ikonik dedektifi Sherlock Holmes’a can verdi. Türkiye’de 15 Ocak’ta gösterime girecek Guy Ritchie imzalı ‘Sherlock Holmes’, izleyenlerden tam not aldı. ‘Sherlock Holmes’ sadece Amerika’da 17 günde 165 milyon dolar hasılat elde etti. Robert Downey Jr., başrolünü Jude Law ve Rachel McAdams’la paylaştığı ‘Sherlock Holmes’u anlattı.

Sherlock Holmes gibi ikonik bir İngiliz kahramanı oynama teklifi korkuttu mu sizi?
Hayır, hiç korkmadım çünkü Guy Ritchie’nin bunu yepyeni, taptaze bir yorumla sunacağını biliyordum. Yapımcılardan Joel Silver’la daha önce çalışmıştım, Susan Downey eşim ve Lionel Wigram’a da çok güveniyordum. Dolayısıyla emin ellerde olacağımı biliyordum. Bunun dışında işin sorumluluğunun korkusunu tabii ki hissettim ancak bu insanların beni yargılamalarının korkusundan çok benden beklenen standartlar ve beni bekleyen standartlarla ilgiliydi.
Sette Jude Law’un Dr. Watson’ıyla kimyanız kolayca uyuştu mu?
Genellikle, setlerde erkek ve kadın oyuncuların kimyalarının uyuşması söz konusudur ama bu sefer karşımda Jude vardı. (gülüyor) Ama bence biz yine de iyi bir ekip olduk. Guy, sette gerçekten muhteşem bir atmosfer yarattı. Biz her şeyin bu kadar iyi gideceğini düşünmemiştik açıkçası. Ama tabii hepimiz de bunu için çabaladık.
Sherlock Holmes’la ilk tanışmanı hatırlıyor musun, nasıl olmuştu?
‘The Hound of the Baskervilles’i izlemiştim ve çok beğenmiştim. Daha sonra birkaç kısa öyküsünü okudum ve ardından da bir hafta sonu kendimi odaya kapatıp onunla ilgili her şeyi okumuştum.
Guy Ritchie’nin Sherlock Holmes’u sence aslına sadık kalan bir versiyon mu yoksa biraz revizyonist mi?
Aslında bu versiyon aslının biraz bükülmüş hali diyebilirim. Örneğin, duvara VR harflerini yazdığı sahne kitaplardan birinde vardı. Ama Sherlock Holmes susturucuyu icat etmedi. Ettiyse de işe yaramıyor zaten. (gülüyor)
Korunaksız box sahnelerine nasıl hazırlandınız?
Aslında onun kareografik bir versiyonu vardı. Sahneye girdim ve ardımdan Guy geldi, üzerinde birlikte çalıştık. Sizin izlediğiniz sanırım o sahnenin altıncı versiyonu falan. Sahnenin kötü olma ihtimali de vardı ama bence muhteşem oldu. Oraya çıkıp öylece çekmek Guy’ın fikriydi ve ben Guy’a güvendim. O da aynı şekilde bana güvendi. Tabiri cazise birbirimizin onayını aldık. Sahnenin çekimleri boyunca çok eğlendim ve bittiğinde gerçekten filmle başa çıkabildiğimi anladım.
İngiltere’de film çekmek neden bu kadar hoşunuza gitti?
Biraz etnik bir konu aslında, buranın insanları ve kültürüyle ilgili bir şey. Seviyorum burayı, buradaki mobilyaların bile önemi büyük benim için. Her neyse, sonuçta çok büyük bir deneyim oldu benim için.
Eşiniz Susan Downey filmin yapımcılarından biriydi. Onunla tekrar çalışmak nasıldı?
Çekilmezdi! (gülüyor) O çok olağanüstü biri. Çekimler boyunca sette bir anne gibiydi. Çok eğlendiğimiz zamanlar da oldu, saçlarını yolduğu zamanlar da. Böyle zamanlarda set birbirine girdiğinde Guy gitarını alır bir kenara çekilip izlerdi. Hepimiz; “Şu Nero’ya bakın, Roma yanarken nasıl da kenara çekilmiş izliyor...” derdik. Susan da “Böyle konuşmayın, hiç komik değil, hadi bir şeyler yapmalıyız!” deyip tekrar bize çekidüzen verirdi. (indieLondon)