Sıcak ve kebabın nimetleri

Alternatif müziğin ülke topraklarında yeşermesi fikriyle hayata geçirilen Roxy Müzik Günleri'nin altıncısını da geride bıraktık.
Haber: TÜMAY YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - Alternatif müziğin ülke topraklarında yeşermesi fikriyle hayata geçirilen Roxy Müzik Günleri'nin altıncısını da geride bıraktık. Adana, İzmir, Ankara,
İstanbul, Bursa gibi illerden katılan toplam 78 grubun sahne aldığı yarışmada bu yıl oylar grunge'a gitti.
Vokal ve gitarda Bilge, davulda Özgür ve bas gitarda Alex'ten kurulu Direc-T (isimdeki hem Türkçe hem de İngilizce tınlamayı yakalayabildiniz mi?), 6'ncı Roxy Müzik Günleri'nde birinci seçildi. Grup, aslında lise ya da üniversite festivallerini yakından takip edenler için yabancı değil. Hatta solistleri Bilge'nin sattığı 4 bin adet Direc-T demosunu da hesaba katarsak pek çok kişi bu gruptan haberdar.
Pearl Jam, Nirvana, Alice In Chains ve Seattle'a dair ne varsa onları dinlemiş ve de halen dinleyen grup üyelerinden Bilge ve Özgür Adana'dan, Alex ise Moldova'dan. Yani karşımızda üçte ikisiyle Adanalı bir grup daha. Çaldıkları müzik aletlerine gayet hâkim olan Direc-T'de Bilge'nin vokali de dinlediği grupların izlerini fazlasıyla taşıyor. Tohumları Adana'da atılan ve isimlerini Mersin-Tarsus yolunda
'bindirilen' bir direkten alan Direc-T ile grubun hikâyesi, müziği üzerine söyleştik.
Nasıl bir araya geldiniz?
Bilge: Üniversite için Ankara'ya gittim. Ama orada Adana'daki grubu toparlayamayınca üniversiteyi bıraktım. Özgür ile ikimizin ayrı ayrı lise gruplarımız vardı. Milliyet'in yarışmalarına katılıyorduk. Sonradan fark ettik ki meğer birbirimizi ilkokul yıllarından tanıyormuşuz. Yedi yaşında okul servisinde ben 'Eller Eller'i söylermişim.
Özgür: İstanbul'a iki sene önce üniversite için geldim. Bilge'yi hatırlıyorum. Acayip şarkılar söylerdi. 'Eller Eller'le kalmazdı, 'kollar, bacaklar' diye devam ederdi. İstanbul'da karşılaştığım her müzisyen arkadaşa grup aradığımı söylüyordum. Bilge ile karşılaştım. Bilge'nin de o zaman başka bir grubu vardı. Davulcuları ayrılmıştı. Benim katıldığım grubun adı Direc-T değildi. Biz Bilge ile ayrıldık ve yeniden Direc-T'yi kurduk.
Alex: Bunlar geldi stüdyoya basçımız yok diye.
Direc-T ismi nereden?
Bilge: Adana'da, arkadaşlarla bir grup kurmuştuk. Bir gün hep birlikte arabayla Mersin'e gidiyorduk. Arabayı yaşlı bir adam sürüyordu. Ve Mersin ile Tarsus arasında, arabayı direğe bindirdik. Biraz daha hızlı gitsek ölürdük. Döndük Adana'ya tekrar. Dönerken de 'Direc-T' ismini bulduk. Hem Türkçe olsun hem İngilizce diye de 'direc' tire 't'.
Neden Türkçe ile İngilizce arasında bir isim bulma ihtiyacı duydunuz?
Bilge: 'Direc-T'nin hem İngilizce tınlaması hem Türkçe havası var. Her grubun ya
İngilizce bir adı var ya da Türkçe. Bizimki ortada güzel bir şey olsun istedik.
İkiniz (Bilge ve Özgür) Adana'dan geliyorsunuz. Oradaki rock müzik ortamından biraz bahseder misiniz?
Özgür: Müzik yapan insanlar olarak Adana'da çok şey yok aslında. Adana rock'a karşı çok önyargılı gibi gözükür. Mesela bir sokak konseri filan olur. O kadar çok grup katılırdı ki. Zaman yetmez ancak iki üç şarkı filan söyleyebilirdin. Çok fazla grup vardı.
Bilge: Ama Adana'da gitar çalmayan yok gibi. Bunda biraz da İncirlik Üssü'nün etkisi var. Çünkü plaklar çok rahat giriyor. O zamanlar korsan CD diye bir şey yok. Adana'da Amerikan Pazarı diye bir yer var. Orada kimsenin bulamayacağı orijinal CD'leri çok ucuza alırdık. Amerikalıların çöpe attıkları kaset ve CD'ler satılırdı orada. Zaten 50 derecede klimayı açıp odada gitar çalmaktan başka yapacak bir şey yok.
Oradaki rock potansiyelinin sırrı yalnızca İncirlik Üssü ve sıcaklık mı?
Bilge: Sıcak, kebap, şalgam...
Albüm olayı ne âlemde?
Bilge: Yarışma öncesinden Universal'la temasa geçmiştik. Albümde yer alacak şarkılardan oluşan bir demo sunacağız. Herhalde bu yıl sonu gibi albüm hazır olur.
Şarkılarda daha çok nelerden bahsediyorsunuz?
Genelde kuyruk acılarımızdan. Bir şekilde kötü şeyler geliyor başımıza. Ancak öyle 'seni çok özledim, hadi uçalım göklere' diye de değil!
Peki kimleri dinliyorsunuz?
Bilge: Her tür yani. Ben bir kere Michael Jackson hastasıyım. Bunu insanlara söylemek çok hoşuma gidiyor. Beatles, Pearl Jam, Nirvana, Alice In Chains, Alanis Morissette.
Özgür: Ben de Pearl Jam, Green Days, Spin Doctors'ı çok seviyorum. Aslında bizim tarzımıza uymadığı halde Dream Theater'ı da dinliyorum. Hatta onların hayranıyım diyebilirim. Onun dışında çok şey dinliyorum, pop caz türü.
Müziğiniz türü için grunge diyebiliriz. Pek çokları bu türün modasının geçtiğini düşünüyor, katılıyor musunuz?
Bilge: İyi müziğin kaldığını düşünüyorum. Yeni çıkanlar eskileri tekrar ediyor bence. Örneğin Travis, Coldplay. İyi gruplar ama onlarda da Beatles havaları var.
Akorlar, melodiler birbirini tekrar ediyor. Eskiler iyiydi. Ve ben her zaman aynı şeyleri dinlemekten zevk alırım. Dinlenmeme meselesi de o kalitede yeni bir grup çıkamamasına bağlı. Örneğin Pearl Jam de artık bir 'Alive' gibi beste yapamıyor. Sanırım bir Mesih'in çıkması gerekiyor.
Türkiye'den Mesih adayı olur musunuz?
Özgür: Valla önümüzü açarlarsa biz buna adayız. Bahtsızlığımızı yenersek, biraz da yardım alırsak neden olmasın.
Ne bahtsızlığı?
Bilge: Yani her konserde, her stüdyo çalışmasında hep bir sorun yaşadık. Alex'e kadar kaç kez basçı değiştirdik. Arkadaşlarımla sokak müziği yapıyorduk. Bir telefon geldi "Kutlarız basçınız 125 milyar kazandı" diye. 'Kim 500 Milyar İster'de ilk 125 milyarı kazan var ya, Çelik, işte o bizim eski basçımızdı. Akşam yarışacağını bilmiyordu.
Ona üç milyon borcumu ödediğimde sevinmişti. Sonra işte beni kutluyorlar basçınız 125 milyar kazandı diye. Basçısız kaldık sonra.
Sokak müziği olayı nedir?
Bilge: Direc-T'nin dışında bir diğer grupla birlikte Bahariye ve Caddebostan sahilde sokak müziği yapıyoruz. Grupta yan flüt, trampet filan var. Yine Beatles,
Oasis tarzı parçalar çalıyoruz. Polis geçerken de Kekili çalıyoruz.
Roxy Müzik Günleri'nde derece elde ettikten sonra tarzından ödün verenler oldu. Biraz erken ama, sizde böyle bir şey olacak mı?
Bilge: Her gün kendini televizyonda görmek, hayranlarının olması insanı biraz bozar. 'Ben neymişim' diyebilirsin. Örnek 'Biri Bizi Gözetliyor'dakiler. Hiçbir meziyetleri olmayan insanlar nasıl şöhret oldu baksana! Ama bu işin içine girdiğinizde sizi denetleyenler olacak. Size müdahale edenler olacak. Oyunu kuralına göre oynamazsan kazanamıyorsun. Öyle bir durum bizim başımıza da gelirse ne olur bilemem.
Özgür: Milliyet'in yarışması
için İstanbul'a geldiğimizde Tünel'e gitmiştik ve Teoman oradaydı.
Onunla konuşmak istedik. Sonuçta Adana'dan gelmişiz ve de Teoman'ı bulmuşuz. Oradakiler bize aman sakın yaklaşmayın, tersler dedi. Böyle bir şey yok. Buna karşıyım ve her zaman da karşı olacağım.