Sihirbaz heykeltıraş Richard Deacon

Sihirbaz heykeltıraş Richard Deacon
Sihirbaz heykeltıraş Richard Deacon
Prestijli Turner ödülü sahibi büyük İngiliz heykeltıraş Richard Deacon, retrospektif sergisiyle Londra'daki ünlü Tate Britain'da. Aşina olduğumuz malzemeleriden beklenmedik işler çıkaran Richard Deacon, 12 ton ağırlığındaki seramikten ve çeliği üç boyutlu çizimmişçesine akışkan biçime sokabiliyor.
Haber: NEYLAN BAĞCIOĞLU / Arşivi

Herkesin sanata bakışı ayrı. Bakış derken, ilk izlenimin hemen ardından gelen tepkiden bahsediyorum. Bu tepki, öncelikle seyircinin mesleği ile farklılık gösteriyor. Örneğin, bir yazar kimi zaman sanatçının esin kaynağını, kimi zamansa karşıya geçirmek istediği mesajı düşünürken, bir sanatçının ya da bir mimarın başkasının eserine bakışı, kullanılan malzeme ya da tekniğe odaklanabiliyor. Elbette bazı sanatçılar var ki, 7’den 77’ye, doktorundan mühendisine herkesi nasıl olup da birkaç tonluk çeliği pamuk helva misali yerleştirdiğini merak ettirmeyi başarıyor. İşte bunlardan biri de Richard Deacon. Anthony Gormley ve Anish Kapoor gibi İngiliz heykeltıraşlarla aynı nesilden Deacon’ın retrospektif sergisi nisan sonuna kadar Londra’daki Tate Britain’da yer alıyor.
1987 yılında İngiltere ’nin prestijli Turner sanat ödülüne layık görülen Deacon, mevzu heykelleri olduğunda oldukça alçakgönüllü. “Tam olarak ne anlama geldiklerini anlayan olduğunu sanmıyorum. Şahsen kavradığımı düşünmüyorum, umarım insanların hoşuna gidiyordur” diyor. Ahşaptan metale, camdan kauçuğa pek çok farklı malzemeyi kullanarak yarattığı devasa formlar kimi zaman ‘Mobius’ şeridi, kimi zaman da Escher merdivenlerini andırıyor. 1998 tarihli yılan gibi oynak ‘After’ (Sonra) başlıklı heykel, dairesel kıvrımlarıyla iç/dış, ön/arka ve başlangıç/bitiş kavramlarını yerle bir ediyor.
Deacon’ın devasa şekilleri etrafında dolanırken, sanki uzaktaki kenarda bir kıpırtı var hissine kapılıyor insan. Bir yandan sünger, deri ve mermer nasıl olur da bu şekillere girer diye düşünürken, bir yandan da önünüzdeki formun nasıl olur da sonsuza dek devam ediyor gibi göründüğünü merak ediyorsunuz.
1949 doğumlu sanatçı, heykellerine ‘Mammoth’ (Mamut, 1989), ‘Lock’ (Kilit, 1990) ve ‘Fold’ (Katlama, 2012) bir hayli tanımlayıcı isimler veriyor olsa da heykellerinin bir tanesi bile tek bakışla yanından geçip gitmeye olanak tanımıyor. Bir kere içinize sinmiyor tek bir bakış. Nitekim Deacon’ın 12 ton ağırlığında seramiği ya da çeliği bile üç boyutlu çizimmişçesine akışkan biçime nasıl soktuğunu anlamak her yiğidin harcı değil. Sanki dilinizin ucundaki bir kelime kadar yakın ya da her gün görmeye alıştığınız bir şekil kadar tanıdık geliyor çoğu Deacon heykeli. Öte yandan bu heykeller beklediğiniz açıyla kıvrılmıyor, arkasında boşluk olacağını sandığınız bir kıvrım size sürpriz yapıveriyor. Uzun lafın kısası, Deacon heykelleriyle aşina olduğunuzu sandığınız malzemeleri beklenmedik şekillere sokarak hem beklentilerinizi hem de dolu/boş gibi kavram algılarınızı yerle bir ediyor.
Richard Deacon’ın 1970’lerden günümüze 40’a yakın eseri, 27 Nisan’a kadar Tate Britain’da.