Sihire inanmak isteyenler için

Sihire inanmak isteyenler için
Sihire inanmak isteyenler için
Oyuncu Cansel Elçin, çok etkilendiği 'Sihirbaz' filmini Radikal okurları için kaleme aldı
Haber: Cansel Elçin / Arşivi

Tati’nin Hayatı No: 4 filminin senaryosundan esinlenerek, bu olağanüstü 2D animasyonu “L’illusionniste/ Sihirbaz”ı bizlerle buluşturan yönetmen Sylvain Chomet’ye (Les triplettes de Belleville) teşekkür etmek istiyorum. ‘Sihirbaz’, benzersiz filmlerin yaratıcısı Jacques Tati’ye bir saygı duruşu olması yönüyle de beni etkiledi. Tati filmlerinin tutkulu bir takipçisi olarak, ‘Sihirbaz’ın Tati’nin genç kuşaklar tarafından tanınması için bir fırsat yaratacağını umut ediyorum. Sinema tutkunları, yönetmenin gerçek bir sihirbaz olduğu sinemanın altın dönemlerini hatırlamak için ‘Sihirbaz’ı görmeli.
Sylvain Chomet “Sihirbaz’da, Jacques Tati’nin filmlerinin başkahramanı olmasına alıştığımız Mr. Hulot karakterini değil, Rus asıllı Jacques Tatischell’i sunmak istedim” diyor. Jacques Tati şık ve zarif bir insandı, ben de onu öyle çizmek istedim. Onun filmlerinde tasarım ve modernizm vardı. Ayrıca daima tek bir mekânda geçerdi. Bu ise 1950’lerde iki kişinin arasında geçen bir yol hikâyesi aslında. Aralarındaki ilişki baba kız gibi denilebilir” diyor Sylvain Chomet… 

Tati’nin alter egosu
Ama şahsen ben Playtime filmindeki Mr Hulot’yu yine de gördüm... Çocukluk yıllarından kalma elbiseleri üzerine dar gelen ama yine de onları giymekten vazgeçmeyen, tıpkı ‘Mon Oncle’, ‘Playtime”, ‘Les vacances de Mr Hulot’ filmlerindeki gibi sakar, sersem, hüzünlü, duygusal, sevgi dolu, dürüst ve cömert Mr Hulot’yu gördüm... Mr. Hulot, Tati’nin alter egosu olmalı.
Tati’nin tüm diğer filmlerinde olduğu gibi, ‘Sihirbaz’ da diyalogsuz çekimlerle, yakın plan kullanmadan, karakterlerin seviyesindeki ölçeklerle, modernizmi ve tüketim toplumunu sade bir dille eleştiriyor. İş bulmak için İskoçya’ya göç eden bir sihirbaz ve onun peşine takılan saf bir temizlikçi kızın, Alice’in hikâyesi…
Tatischell, kariyerinin sonuna gelmiş bir sihirbaz olmasına rağmen, tüketim çağının sunduğu sonsuz imkânların büyüsüne kapılan Alice’i mutlu edebilmek için daha fazla para kazanmaya çalışıyor. Aslında bu bir değişim hikâyesi: Genç kız, büyüyüp serpilip bir kadın olma yolunda ve adam ise bir baba… Filmin kahramanları, Rock’n’Roll kültürünün dünyada hızla yayılmasıyla popülaritesini yitiren mesleklerini bırakmak zorunda kalıyorlar. Vantrilok, para kazanmak için kuklasını satıyor, akrobatlar ise badanacılık yaparak hayatını kazanmaya çalışıyor. 

Reklam dünyasına eleştiri
Tati’nin diğer filmlerindeki gibi, toplumu daha fazla tüketime yönlendiren reklam dünyası, özgün ve eleştirel bir bakış açısıyla ele alınıyor. Günümüz dünyasını anlatan ve çocuklarınızla birlikte, keyifle izleyebileceğiniz bir yetişkin filmi bu aslında… Jacques Tati’nin büyük bir hayranı olarak “L’illusionniste”’in içinde kayboldum. İnsanı 3D’den nefret ettiren mükemmel ‘kusurlu’ çizimlerinden adeta büyülendim. Filmdeki tek bir bakış, mimik ya da jest bile kendimi Jacques Tati’nin filmlerindeki gibi hissetmeme neden oldu…
Film, muhteşem grafikleri ve son derece sade animasyonlarıyla, İskoçya’nın büyüleyici doğasını ve Edinburgh kentini, şiirsel bir dille anlatıyor. Film “La magie n’existe pas” cümlesiyle sona eriyor. “Sihirbazlık diye bir şey yoktur”.
Ama benim gibi, hâlâ sihirbazlığın var olduğuna inanmak isteyenlere, bu muhteşem filmi izlemelerini tavsiye ederim.
Diğer önerilerim; “Playtime”, “Les vacances de Mr Hulot”.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    Altın