Sıkıcılıktan kurtaracağım derken...

Sıkıcılıktan kurtaracağım derken...
Sıkıcılıktan kurtaracağım derken...
Bakırköy Belediye Tiyatroları, Melih Cevdet Anday'ın 'Yarın Başka Koruda'sını sahneliyor. Yönetmen Yiğit Sertdemir, belki metni sıkıcılıktan kurtarmak, belki de absürdü vurgulamak için stilize bir oyunculuğa yönelmiş. Tiyatroda her şey metin ve rejide bitiyor, bunlar zayıfsa oyunu diğer hiçbir şey kurtaramıyor maalesef. Nostaljiyle ilgilenen ortalama bir oyun rejiyle iyice naftalinli ve zorlama bir nostalji klişesine dönüşmüş.
Haber: ZEYNEP AKSOY - zeynepaksoy911@gmail.com / Arşivi

Bir çift, 13 yıl sonra o zamanlar kaldıkları, korusundaki bir ağaca isimlerini kazıdıkları pansiyona geri döner, o anıyı tekrar yaşamak için... Korunun ortasındaki pansiyon dökülmektedir, onu işleten kadın ve bir günlüğüne gelip bir daha ayrılmamış adam da sanki yıllar öncesinde kalmışlardır. Pansiyonda kalan Yahudi madam Rosa’nın arkadaşı çok hastadır, sahibi kadının kızı o gün koruda nişanlanmıştır...

Bakırköy Belediye Tiyatroları , Melih Cevdet Anday ’ın ‘ Yarın Başka Koruda ’sını sahneliyor. Her şeyden önce metin problemli ve evet büyük ustalar da kötü oyunlar yazabilirler, hele ki asıl ustalıkları şiirdeyse... Anday’ın metni diyaloglarda absürde kaçarken genel yapı olarak gerçekçi olduğu için iki arada bir derede kalmış, karakterler yerine bir takım felsefi fikirleri iletmek için kullanıldıkları hissini veren karton tiplemeler var, oyun insan ve geçmiş ilişkisi üzerine bir şeyler söylemeye çalışıyor ama bunu çok iyi başardığı söylenemez.

Bunu herkes yapamaz!

Yönetmen Yiğit Sertdemir , belki metni sıkıcılıktan kurtarmak, belki de içinde varolmaya çalışan absürdü vurgulamak için, stilize bir oyunculuğa yönelmiş, durup durup belli bir hareketi tekrar eden, yer yer abartılı oyunculuğu normalize eden bir tarz. Genelde hoşlanmadığım bir yöntemdir ve bu oyunda hiç olmamış çünkü garip garip konuşurken garip garip hareketler de yapmaları oyuncuları ve oyunu absürdleştirmiyor, tam tersine inandırıcılıktan uzaklaştırıyor ve seyircinin oyuncuları tourette sendromlu ya da deli bir grup olarak algılamasına yol açarak yine gerçekçi bir yere çekmiş oluyor ve eğer metnin derdi her şeyin saçmalığıysa, bu aşırı saçmalık içinde bu dert kayboluyor. Bu metne bir şekilde gönül verilmiş ve saçmanın altında yatanlar deşilmek istenmişse, yuncuların çok düz ve sade oynadığı bir biçimle daha iyi bir sonuç elde edilebilirdi.

Bunlarla birlikte oyuncular kendilerine sunulanlar çerçevesinde ellerinden geleni yapıyor, Madam Rosa’yı canlandıran Ayşe Demirel özellikle karakterini tipleme olmaktan kurtaran yaklaşımıyla başarılı. Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın prodüksiyonlardaki her zamanki yüksek standardı bu oyunda da geçerli. Barış Dinçel’in doğa tarafından esir alınmak üzere, yıkık dökük pansiyon dekoru, yeşilleri ve pembeleri, organikliğiyle muhteşem, Sadık Kızılağaç’ın yıllar öncesine işaret eden kostümleri ve Kerem Çetinel’in yumuşak, masalsı ışığı çok iyi ve bu oyunu izlenir kılan unsurlar. Ama tiyatroda her şey metin ve rejide bitiyor, bunlar zayıfsa oyunu diğer hiçbir şey kurtaramıyor maalesef. Nostaljiyle ilgilenen ortalama bir oyun rejiyle iyice naftalinli ve zorlama bir nostalji klişesine dönüşmüş. Bazı şeyleri zorlamamak lazım; bir ustaya ait de olsa çok iyi olmayan metinleri, doğallıkla kurtulabilecek oyunculukları…
‘Yarın Başka Koruda’, 23 ve 30 Nisan saat 20.30’da, 24 Nisan’da ise saat 15.30’da Bakırköy Müşfik Kenter Sahnesi’nde.