Sinema Bosna'ya kayıtsız kalamadı

Sinema Bosna'ya kayıtsız kalamadı
Sinema Bosna'ya kayıtsız kalamadı

Belvedere

Yugoslavya’nın parçalanması sürecinde yaşanan trajedilere sinema da kayıtsız kalamadı hiç kuşku yok ki. Ama tabii büyük acıların yaşandığı Bosna-Hersek coğrafyası bu filmlerin odağında yer alıyordu. Srebrenitsa katliamı da filmlere, dizilere ve belgesellere konu oldu.

TRT geçen sezon ‘Mavi Kelebekler’ dizisiyle bu katliama odaklandı. Srebrenitsa soykırımı, Boşnak yönetmen Ahmed İmamoviç tarafından 2010 yılında beyazperdeye aktarılmıştı. ‘Belvedere’ isimli film 11 Temmuz 1995 tarihinde gerçekleşen katliama ışık tutuyordu. Film aynı yıl Saraybosna’nın Oscar adayı da olmuştu.

Bu dönemde Srebrenitsa ile ilgili belgeseller de çekildi. Sabina Vajraca’nın 2005 yapımı etkileyici savaş karşıtı belgeseli ‘Back to Bosnia’ ilk akla gelenlerden. Leslie Woodhead’ın 1999 tarihli ‘A Cry from the Grave’, 1997’de Daniel von Aarburg tarafından çekilen ‘Letters to Srebrenica’ ve Philipp Ruch’un yönettiği ‘Himmel über Srebrenica/ Srebrenitsa Üzerinde Gökyüzü’nü de hatırlatmak gerekiyor. Norveçli yönetmen Ole Flyum tarafından bir İsveç televizyonu için çekilen ‘Srebrenica: A Town Betrayed/ Srebrenica Kurban Şehir’ isimli film ise gerçekleri çarpıttığı gerekçesiyle bazı Boşnakların tepkisini çekmişti.

Bu arada Yugoslavya iç savaşını konu alan etkili filmleri de hatırlamakta yarar var. Bosnalı yönetmen Aida Begic’in 1997 tarihli filmi ‘Snijeg/ Kar’ ve bu yıl çektiği, yapımcıları arasında Semih Kaplanoğlu’nun da bulunduğu ‘Djeca’ bu filmlerden ikisi.

Bir başka Boşnak yönetmen Danis Tanovic de yaşanan trajediye uzak kalamayan isimlerden birisiydi. Taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan 2002 yapımı ‘Tarafsız Bölge’ mayın dolu bir siperde mahsur kalan Sırp ve Boşnak iki askerin hikâyesini anlatıyordu.

Tanovic, ‘Güzel Bir Hayat Düşlerken’ ile de komünist rejimin yıkıldığı ancak iç savaşın başlamadığı dönemi ele aldı ve yaşanan gerilimin köklerinin izini sürdü. Yugoslavya iç savaşı üzerine söyledikleri nedeniyle her zaman tartışmaların odağında olan Emir Kusturica da ‘Bir Mucizedir Yaşamak’ ile konuya değindi. Boşnak yönetmen Jasmila Zbanic’in ilk uzun metrajlı filmi olan ‘Grbavica: Esma’nın Sırrı’ ise 2006 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nün sahibi olmuştu. Makedon yönetmen Milcho Manchevski’nin ‘Yağmurdan Önce’si ise hüznüyle hâlâ akıllarda.

Böylesi büyük bir trajediye Hollywood’un da kayıtsız kalması beklenemezdi. Nitekim öyle oldu. Predrag Antonijevic’in 1998 tarihli ‘Savaş Günahları’; Richard Shepard’ın yönettiği ‘Av Partisi ve Michael Winterbottom’un ‘Saraybosna’ya Hoşgeldiniz’i ilk akla gelenler. Ve son olarak oyunculuğuyla yıldız mertebesine ulaşan Angelina Jolie’nin tartışmalar yaratan filmi ‘Kan ve Aşk’ı unutmayalım.