Sinema için savaş!

'Aşk' ve 'savaş'... İnsanı yeniden yaratan ve aniden öldüren iki kavram. Sinema dünyasındaki anlamları ise para, daha çok para...

İSTANBUL - 'Aşk' ve 'savaş'... İnsanı yeniden yaratan ve aniden öldüren iki kavram. Sinema dünyasındaki anlamları ise para, daha çok para... Hollywood bu iki kelimenin mucizesini bundan yıllar önce keşfetmiş olmalı ki, en sevdiği konular; savaş kahramanlıkları, kavuşamayan büyük aşklar... Son zamanlarda, romantik komedilerin ortaya çıkmasıyla, aşk filmleri daha 'hafif' bir boyut kazandı. Oscar 'amca' da burun kıvırdı aşk filmlerine.
Şavaşlar ise belki de en çok Hollywood'u sevindiriyor. Savaş filmleri, sinema dünyasının her zaman 'ağır topu' oldu. En çok da Vietnam ve İkinci Dünya Savaşı filmleri... Şu sıralar österimdeki 'Kapıdaki Düşman' da, yakında gösterime girecek olan 'Pearl Harbor' da İkinci Dünya Savaşı'nı anlatıyor.
Ünlü sinema dergilerinin okuyucuların oylarıyla belirlediği 'sinema tarihinin en iyi savaş filmleri'nin neredeyse üçte ikisi İkinci Dünya Savaşı filmi: 'Das Boot' (1981), 'Büyük Kaçış' (The Greate Escape, 1963), 'Kwai Köprüsü' (The Bridge on the River Kwai), 'Kelly's Heroes' (1970), 'From here to Eternity' (1953), 'Where Eagles Dare' (1969), 'Stalingrad' (1992), 'A Midnight Clear' (1992), The Hill (1965) gibi... Günümüzün savaş filmleri de adlarını bu klasiklerin arasına yazdırmaya niyetli.
Şu sıralar gösterimdeki 'Kapıdaki Düşman' ile 25 Mayıs'ta ABD'de gösterime girecek olan ve haziran ayında Türkiye sinemalarında görmeyi umduğumuz 'Pearl Harbor' vesilesiyle son yılların unutulmaz İkinci Dünya Savaşı filmlerine bir göz atalım.
Kapıdaki Düşman (Enemy at the Gates): İkinci Dünya Savaşı'nın en kanlı çatışmalarından Stalingrad kuşatması, Jean-Jacques Annaud'un yorumuyla beyazperdede. Başrollerini Joseph Fiennes, Jude Law, Rachel Weisz, Bob Hoskins ve Ed Harris gibi ünlü isimlerin paylaştığı film, İkinci Dünya Savaşı'nda 100'ün üzerinde Alman askerini öldüren Rus keskin nişancı Vassili Zaitsev'in gerçek yaşam hikâyesinden beyazperdeye uyarlandı.
U-571 (2000): Jonathan Mostow'un yönettiği film, denizler altında geçen bir savaşı anlatıyordu. Başrollerde Matthew McConaughney, Bill Paxton ve Harvey Keitel oynuyordu. Tarihi çarpıtmakla suçlanan filmde Amerikalılar, bir Alman denizaltısının batığından savaşın gidişatını değiştirecek şifre çözücüyü çıkarmaya çalışıyor. Filmin neden tarihi çarpıttığına gelince İngilizlere göre konu edilen olayı kendileri gerçekleştirmişti.
İnce Kırmızı Hat (The Thin Red Line, 1998): Usta yönetmen Terrence Malick, 20 yıl aradan sonra 'İnce Kırmızı Hat'la beyazperdeye muhteşem bir dönüş yapmıştı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Guadalcanal'da bir grup askerin yaşadıklarını gözler önüne seren film kimilerine göre şimdiye kadar yapılmış en iyi savaş filmiydi. Başrollerinde James Caviezel, George Clooney, John Cusack, Nick Nolte, Sean Pean gibi Hollywood'un birbirinden ünlü oyuncularının yer aldığı film, James Jones'un romanından uyarlanmıştı.
'Er Ryan'ı Kurtarmak' (Saving Private Ryan, 1998): Bir kişi için sekiz hayat feda etmeye değer mi? Usta yönetmen Steven Spielberg 'Er Ryan'ı Kurtarmak'la işte bu soruya cevap arıyordu. Sekiz asker, düşman hattında kaybolan er Ryan'ı bulmak için baştaki 'büyük adamlar'ın emriyle kendilerini zorunlu bir ölüme atıyordu. Tom Hanks ve Matt Damon'un rol aldığı film, En İyi Yönetmen dahil beş Oscar'a değer bulundu.
Hayat Güzeldir (Life is Beautiful, 1997): Bir babanın çocuk sevgisini ve komedi öğelerini de bir araya getiren bir savaş filmine ne dersiniz? Roberto Benigni'nin hem başrolünde olduğu, hem de yönettiği 'Hayat Güzeldir', İkinci Dünya Savaşı yıllarında soykırımın had safhada yaşandığı zamanlarda geçiyordu. Filmin kahramanları
ise küçük bir çocuk ve oğluna her şeye rağmen hayatın güzel olduğunu göstermeye çalışan Yahudi babaydı. Filmde bol gözyaşı döken seyirci, babanın çocuğuna her şeyin bir oyun olduğunu düşündürmek için yaptığı numaralara da gülmeden edemedi. Sonuç En İyi Erkek Oyuncu dahil üç dalda Oscar...
İngiliz Hasta (1996): Anthony Minghella'nın 'İngiliz Hasta'sında savaşın 'ölümcüllüğünden' çok aşkın ölümsüzlüğü konu edilmişti. Ralph Fiennes, Kristin Scott Thomas, Juliette Binoche'un rol aldığı filmde, uçağı düşüp bütün vücudu yanan adamın esrarı çözüldükçe, büyük ve yasak bir aşkın sırları da bir bir ortaya dökülüyordu. Bu aşk onun vatan haini sayılmasına, Nazilerin işkencelerine katlanmasına yol açmıştı. Film dokuz dalda Oscar kazandı.
Schindler'in Listesi (1993): Steven Spielberg'in bu ünlü filminde başrollerde Liam Neeson, Ralph Fiennes ve Ben Kingsley yer alıyordu. Seyirciyi Yahudi soykırımının o acı dolu günlerine götüren film, bir Alman fabrika sahibinin Yahudileri kurtarmak için verdiği inanılmaz mücadeleyi anlatıyor. 'Schindler'in Listesi'nde savaş,
alanlarda değil, sokak aralarında, fabrikalarda, toplama kamplarında ve gaz odalarında geçiyordu. Sonuç, yedi dalda Oscar...
Derleyen: Gül Altan


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    Türkiye

    ,

    İstanbul

    ,

    Hollywood

    ,

    Jude Law