Sinema Kürtler için bir çığlıktır


Sinema Kürtler için bir çığlıktır

Sinema Kürtler için bir çığlıktır
Antalya'nın ulusla yarışma filmlerinden Annemin Şarkısı ve Balık (Derviş Zaim) dün gösterildi. Annemin Şarkısı'nın yönetmeni Erol Mintaş, Kürtler için müziğin bir çığlık olduğunu belirterek, "Bugün sinema böyle bir mecraya dönüştü" dedi.

Altın Portakal’da dün Annemin Şarkısı ve Balık filmlerinin galası yapıldı. Erol Mintaş’ın yönettiği Annemin Şarkısı Saraybosna Film Festivali'nden En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleriyle ayrılmıştı. Merakla beklenen filmin Antalya’daki gösterimi de ilgi gördü. Filmi izleyenler arasında Ulusal Uzun Metraj yarışmasının jüri başkanı Yılmaz Erdoğan'ın Antalya'da yaşayan babası Nazım Erdoğan ve annesi Süheyla Erdoğan da vardı. Gösterimin yapıldığı Aspendos Salonu'nda hemen oğullarına ayrılan koltuğun arkasına oturan Erdoğan çifti, Yılmaz Erdoğan'ı salonda alkışlarla karşıladı. Erdoğan, salonda karşılaştığı annesine ve babasına sarıldı.
Başrollerinde Feyyaz Duman, Zübeyde Ronahi, Nesrin Cavadzade'nin yer aldığı film, genç öğretmen Ali ve yaşlı annesi Nigar'ın 90'lardan bu yana Kürt göçmenlere ev sahipliği yapan İstanbul 'un Tarlabaşı semtinden kentsel dönüşüm projesiyle çıkmak zorunda kalmasının yarattığı gerilimi anlatıyor. 



KOBANİ'YE DESTEK İSTEDİ
Gösterimin ardından düzenlenen söyleşi, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda yer alan 9 filmden 15 ismin imzasının bulunduğu sansüre karşı ortak bildirinin yönetmen Erol Mintaş tarafından okunmasıyla başladı. Mintaş, metnin ardından Kobani'de devam eden süreç nedeniyle çok karışık duygularla bu festivale geldiklerini belirterek, "Her yerde bir fırın açılabiliyorsa sinemalar da devam etmeli. Eğer bir yerde son fırın kapanıyorsa sinemalar o zaman kapanmalı bence. Burada olmamız bu anlamda festivale sahip çıkmak adınadır" diye konuştu. Mintaş ayrıca change.org üzerinden devam eden ve Kobani'ye insani yardım koridoru açılmasını talep eden imza kampanyasına destek istedi.
Erol Mintaş, filmde öğretmen Ali'nin annesinin aradığı şarkıya ilişkin de Kürtler için müziğin bir çığlık olduğunu belirterek, "Bugün sinema böyle bir mecraya dönüştü. 90'lardan ve öncesinde anadilimizle bütün bağlar kesilmişken elimizde annemiz ve şarkılarımız vardı. Bunlar bizi canlı tuttu. Gönül borcu olarak da filmi okuyabiliriz" diye konuştu.
Mintaş, bir soru üzerine Kürt sorununda ileriye giden her adımı desteklemeye hazır olduklarını belirterek, "Normalleşme en çok biz Kürtler için önemli. Savaş bitmedi ama bir sakinleşme, konuşma durumu var. Bunun devam etmesi gerekiyor. Olan şey çok basit, durduk ve birbirimizi dinlemeye başladık. Geriye dönüşlerin önünün açılması gerekiyor. Yeniden dönmek, köylerini kurmak istiyorlar. Yeniden dönüş yeniden bir inşadır. Bizi yeniden inşa edecek her şeyin önünün açılması gerekiyor" dedi. 



DERVİŞ ZAİM: AMACIM KİMSEYİ AĞLATMAK DEĞİL
Derviş Zaim'in yeni filmi ‘Balık'da dün gösterildi. Gösterime festivalinin onur konuğu İranlı yönetmen Abbas Kiyarostami de katıldı.
Gösterimin ardından yapılan söyleşide Derviş Zaim, bu filmin başka bir kompartımana geçmiş gibi görünmesine yol açabileceğini belirterek, "Ama eşyalar, masalar tanıdık. Aynı olan bir şey gelenekten yararlanma" dedi. İnsan doğa ilişkisini konu alan filmin gelenekten beslenen tarafları olduğunu belirten Zaim, "Filmin konusu ve yoğunlaşması insan ve doğa. Bunu insanlığını en önemli meselesi olarak görüyorum. Benim amacım bir baba hasta kızını iyileştirmek için neleri göze alabilir sorusuna cevap bulmak değildi. Bir babanın kızı için her şeyi yapmasını anlatmak, kızını kurtarmak için doğayla olan özel ilişkiyi anlatmak istedim. Yoksa baba banka soyarken vurulur ve ölür kız da ağlar biz de 1 milyon seyirci yapardık ama benim böyle bir niyetim yok. Böyle bir işi yapmaya kalkanlara saygım var, yardım da ederim ama bu film o film değil. Amacım kimseyi ağlatmak değil" diye konuştu. Doğa üçlemesinin ilk ayağı ‘Devir' filminin gösterime girdiği gün Gezi Parkı olaylarının patlak verdiğini ve filmin Türkiye'de gösterime girdiği her sinemanın 100 metre ötesinde olayların yaşandığını belirten Zaim, şöyle konuştu: "Bu nedenle hakkıyla izlenilmiş bir film değil. Bizimde içinde olduğumuz gelişmekte olan ülkelerse, gelişmeyi tamamladıktan sonra olan oluyor ortalığı mahvetmiş oluyorsunuz, bu duyarlılığın gösterilmesi gerekiyor."
Filmde konuşamayan küçük bir kızı canlandıran Miray Akay, rolüne çalışmadığını belirterek "Sessiz kalmanın nasıl olduğunu merak ettim, sessizce oynadım" dedi. (AA)