Sinema sektörünün bol ödüllü 'artiz bekçisi'

Sinema sektörünün bol ödüllü 'artiz bekçisi'
Sinema sektörünün bol ödüllü 'artiz bekçisi'
'Artiz Bekçisi' olarak tanınıyor. Cast direktörlüğünü yaptığı 'Yeraltı', 'Gözetleme Kulesi', 'Babamın Sesi' ve 'Şimdiki Zaman' Altın Koza'dan ödüllerle döndü. Ezgi Baltaş'ı takdimimizdir...
Haber: ECE ÇELİK - ece.celikis@gmail.com / Arşivi

Kimdir Ezgi Baltaş? 
1983 Batman doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümü’nden mezun oldum, aynı zamanda Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde çift anadal yaptım. Şimdi de cast direktörlüğü yapıyorum. 

Son dönemde pek çok oyuncu röportajlarına size teşekkür ederek başlıyor. Nedir sırrınız? 
Sanırım onlara istedikleri gibi bir karakter oynama şansı yarattım ve sonrasında da arkadaş oldum. Bu teşekkürlerde bunun etkisi de vardır. Ama bunun dışında çoğu kişi yeni dönemde ödül alan pek çok filmde yeni bir cast anlayışı başlatmış olduğumu düşünüyor. 

‘Artiz Bekçisi’ hem şirketinizin ismi hem de sektördeki lakabınız. Kim buldu bu ismi? 
Seneler önce bir arkadaşım espri olsun diye “Artiz bekçisi sen de!” dedi. Çok hoşuma gitti. Beş senedir ‘Artiz Bekçisi’ diye biliniyorum. 

Cast konusunda Türkiye ’de işler eskiden nasıldı, sizin anlayışınız nasıl? 
Yenilik benimle ilgili değil, yönetmenlerin cesareti ve yeni bir sinema anlayışıyla ilgili. Eskiden yeni yüzlerle ya da amatör oyuncularla çalışmaya cesaret edemeyen yönetmenler ve yapımcılar yeni sinema anlayışıyla beraber bu riski almaya başladı. Bildiğimiz, güvendiğimiz, gişede belli bir getirisinin olacağını düşündüğümüz bir oyuncuyla çalışmak elbette konfor sağlıyor. Ama hiç tanınmamış bir oyuncuyla çalışmak büyük bir risk. Sanırım yönetmenleri ikna edebildiğim için farklı bir cast profili oluşuyor. 

Cast direktörü ne iş yapar? 
Birlikte çalışacağım yönetmenlere senaryoyu birkaç kez okuduktan sonra aradıkları karakterler için araştırma yaparım. Ajanslardan, tiyatrolardan, kimi zaman sokaktan, kimi zaman zaten aklımdadır... Yönetmenin karşısına, uygun olduğuna inandığım az sayıda oyuncu çıkarıyorum. Sonrasında yönetmenle birlikte kimi zaman deneme çekimleri yaparak kimi zaman bir oyununu izleyerek, tanışarak karakteri seçiyoruz. Bu iş öyle his işi ki bazen ilk gördüğüm oyuncu için “Bu oyuncu olacak” diyorum. Ancak yönetmen hemen ikna olmuyor ve ben aramaya devam ediyorum. Son dönemde en çok başıma gelen şey de benim hissettiğim o ilk oyuncunun, o karakteri oynaması... Oyuncu seçimi tamamlandığında da koordinasyonu sağlayarak oyuncunun ve bazen yönetmenin kendini daha iyi hissetmesi için sette bulunuyorum. 

Türkiye cast direktörlüğü kavramıyla ne zaman tanıştı? 
Harika Uygur, Renda Güner ve Tümay Özokur gibi bu işte çok eski ve profesyonel insanlar yıllardır var. Her geçen gün kalabalıklaşıyoruz ve bu, sektör için çok önemli. Çok yeni ve çok iyi cast direktörleri var. Fakat işimizdeki en önemli faktör yönetmen. ‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’ filmiyle tanıştığım Seyfi Teoman bana “Bu filmin cast direktörü sensin” dediği gün, işimi iyi yaptığıma ve yola devam etmem gerektiğine inanmıştım. Bu yüzden bu işi yaparkenki coşkum ve başarım Seyfi’ye olan minnettarlığımın da bir yansımasıdır. 

Sanat filmi yaptığını düşündüğünüz yönetmenlerin senaryolarına ünlü birilerini seçmekten çekiniyor musunuz? Ünlü isimler filmin önüne geçer mi? 
Benim için ünlü-ünsüz fark etmez, bu bir his meselesi. Maalesef ülkemizde gişe filmi ve sanat filmi diye bir ayrım var. Ben bir hayali olan, hikâyesini anlatmaya çalışan yönetmenlerin hayallerine ortak oluyorum. Dolayısıyla filme ve hikâyeye hizmet edecek en doğru oyuncu kimse onunla çalışmayı tercih ediyorum. Bu yüzden sırf ünlü olduğu ya da filme gişe katkısı sağlayacak diye filme ve hikâyeye zarar verecek kimseyle çalışmam.
Mesela Nihal Yalçın’ı bugüne dek hep komedi oynarken görmemize rağmen ‘Yeraltı’ filminde çok farklı bir rolde izledik. Oyuncuları dram oyuncusu ya da komedi oyuncusu diye ayırır mısınız? 

Oyuncu oyuncudur, kesinlikle böyle bir ayrım yapmam. Bu ayrımın da çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Komedi oyuncularının çok iyi dram oynadığını biliyorum. Nihal Yalçın’ın da çok iyi bir oyuncu olduğu ortada, şimdiye kadar yaptığı işler de... 
Altın Koza’nın gerçek kazananının siz olduğunuz söyleniyor. Cast’ını yaptığınız dört film ödül kazandı. Adana sizin için nasıl geçti?
Benim için de çok güzel geçen bir haftaydı. Cast’ını yaptığım filmlerin ödül alması, özellikle de oyuncu ödüllerini alması çok tatmin edici oldu.

‘Eğitim almamış kişi de şaşırtıcı performans sergileyebilir’ 

Amatör oyuncularla çalışmayı sevdiğinizi de biliyoruz…
Son dönemlerde yeni oluşan sinema akımında gerçeklik duygusu çok önemli. Yerel cast yapmayı çok seviyorum. Bir bölgede mesleği oyunculuk olmayan, eğitim almamış bir kişi bazen çok şaşırtıcı performanslar sergileyebiliyor. Çok yetenekli insanlar var ve bu yetenekleri keşfedip yönetmenlerle paylaşmak çok başka bir tatmin sağlıyor. 
Yerel cast yaparken insanları filmde oynamaya nasıl ikna ediyorsunuz? 
Son dönemde mesela Hüseyin Karabey’in ‘Sesime Gel’i için Gevaş’a gittim. Batmanlı ve Kürt olmam işime yarıyor. Kürt illerinde Kürtçe konuşuyorum. Onlardan biri olduğumu anlıyorlar ve bana güveniyorlar. Ayrıca insanlar artık teknolojiyi gayet iyi kullanıyorlar hiçbir şeyden habersiz değiller. İsmimi google’a yazıyorlar, bakıyorlar kimim, yaptığım işler neler, ona göre güveniyorlar ve örneğin küçük çocuklarını benimle sete gönderiyorlar. Ancak elbette ücra köylerde gidip kendimi tanıtmam güvenlerini kazanmam gerekebiliyor ve kazanıyorum da...