Sinema yazarlığının duayenine veda

Sinema yazarlığının duayenine veda
Sinema yazarlığının duayenine veda
Sinema kültürümüze yön verenlerden Rekin Teksoy'u 84 yaşında kaybettik. Teksoy, İtalyancadan yaptığı zorlu çevirilerle bu alanda da başyapıtlara imza attı
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Bugün 30’larını süren kuşağın, ‘Malta Şahini’, ‘Arsenik Kurbanları’ gibi klasikleri seyretme şansını bulmuş olmasında Rekin Teksoy’un payı malum. Teksoy’un, TRT 2 için hazırladığı ‘ Sinema ve Edebiyat’, televizyonda hizmet veren bir sinematek gibi aklımızda kalmış. Sinema kültürüne katkısı tabii ki bu programla sınırlı olmayan, zorlu çevirileriyle edebiyat dünyasında da etki sahibi Teksoy, 84 yaşında aramızdan ayrıldı. Bir süredir organ yetmezliği tedavisi gören Teksoy, dün Antalya’da toprağa verildi. Kapsamlı sinema tarihi araştırmaları, klasik metin çevirileri, ‘Rosa Luxemburg’ oyunu ve sayısız sinema yazısı miras kaldı.
1928 İstanbul doğumlu Teksoy, İstanbul Saint Michel Fransız Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Burslu olarak Roma Hukuk Fakültesi’ne gitti ve bu sırada RAI’de redaktör ve spiker olarak çalıştı. İstanbul’da avukatlık yapan Teksoy Yön, Sosyal Adalet, Ataç gibi yayınlarda sinema yazıları yazdı. Türkiye ’de sinema yazınının öncülerinden Teksoy, Arkın Yayınevi’nin Sinema Ansiklopedisi’nin, Cumhuriyet Ansiklopedisi’nin yayın yönetmenliklerini ve yazarlıklarını da yaptı. Calvino, Pavase, Fallaci, Pasolini gibi çağdaşların yanı sıra ‘Komünist Manifesto’, ‘Prens’ gibi yapıtları da Türkçeye çeviren Teksoy, bu alanda da başyapıtlara imza attı. Bocaccio’nun ‘Decameron’unun tamamını Türkçeye kazandıran yazar, bu çevirisiyle İtalya’dan Kültür Şövalyesi nişanı aldı. ‘İlahi Komedya’ (Dante) çevirisi ise İtalyan Senatosu Çeviri Ödülü’nü kazandı. Sinematek Derneği Yönetim Kurulu’nda ve TÜRSAK vakfının kurucuları arasında görev aldı. ‘Rosa Luxemburg’ oyunu Kücük Sahne’de uzun süre sahnelendi. ‘Rekin Teksoy’un Sinema Tarihi’ sinemaya dair Türkiye’de bulunabilecek en kapsamlı kaynaklardan. Teksoy, aynı zamanda 20 yılı aşkın İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ders verdi.

Sevİn Okyay
Her ölüm yara açar ama bazı kayıplar daha derin yaralar açıyor. Rekin benim has ‘hoca’larımdan biridir. Her şeyden önce, ilk çevirimi yaptığım Arkın’da ilk editörümdü. Altmış küsur kitaplık bir dizinin ‘İnsan Vücudu’ kitabını vermişti bana. Çevirene kadar perişan olmuştum. O beni hatırlamıyor tabii ama benim dün gibi aklımda. ‘İlahi Komedya’ ve ‘Dekameron’ çevirilerine ise ancak huşu dolu bir saygı duyabilirim. ‘Komünist Manifesto’ ile Calvino ve Pavese’leri de unutmuyorum. Sinematek hakkında bilir bilmez konuşanlara daha yeni, okkalı bir cevap vermişti. Ne çok şey seni hatırlatacak, Rekin! ‘Sinema ve Edebiyat’ programını çok severdim. ‘Rekin Teksoy’un Sinema Tarihi’, sahiden de bu konuda burada yazılmış en kapsamlı kitaptır. Ama ben seni en çok, dostum olan o esprili, zeki, ilgili, külyutmaz şahıs olarak hatırlayacağım herhalde.

Mütevazı, içten, örnek ve bilge
Atİlla Dorsay: Türk sinema yazınının duayenlerinden olan ve bu alanda yarım yüzyıla yakın hizmet veren ve ayrıca vaktiyle TRT2’de yaptığı programlarla birçok önemli filmi geniş kitlelere ulaştıran Rekin Teksoy, aynı zamanda çok iyi bir çevirmendi. Sinema içi veya dışı temel kitaplara güzel Türkçesiyle kazandırdığı yorum kolay unutulmamalı. Rekin Abi genç – yaşlı hepimizin yıllardır izlediği ve örnek aldığı bir sinema adamıydı. Yerinin doldurulması hiçbir biçimde mümkün gözükmüyor. 

Murat Özer: Giderek küçülen ‘insan olma’ durumunu ‘büyük’ tutmaya çalışanların nesli tükeniyor, Rekin Teksoy da bu ‘azınlık’ı en iyi temsil edenlerden biriydi kuşkusuz... Radikal Kitap’a ‘Rekin Teksoy’un Sinema Tarihi’ için kaleme aldığım yazıya şöyle girmiştim, virgülüne dokunmadan aktarıyorum: “Rekin Teksoy’un yazılarıyla tanışmam, içimde bir yerlerde beslenip duran ve giderek semiren ‘sinema canavarı’nın su yüzüne çıktığı 1980’lerin ilk yarısına denk gelir. Kendisiyle tanışıp el sıkıştığım 1990’ların başlarından itibarense, kaçınılmaz biçimde hem meslekî hem de sosyal hayatımın ‘örnek’ şahsiyetlerinden biri olmuştur, ki nikâh şahidim olmayı kabul ederek bu durumu perçinlemiştir üstat.” Lafın özü, bir şekilde hayatlarına dokunabildiği herkes gibi ben de sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum Rekin Bey’e... 

Cem Altınsaray: Rekin Teksoy’un İtalyan edebiyatının en zor metinlerini Türkçeye tercüme ederken adeta baştan yazmış ne usta bir çevirmen olduğu, sinema kültürümüze yaptığı katkılar yazılıp çizilecek bir süre. İsmi çınlayacak kulaklarda birkaç günlüğüne. Ya sonra? Çekilecek yine köşesine. Meşhur sessizliğine. O insanlara yaklaşmaktan sakınmayan, lakin kendi kalabalığından mutlu haliyle, erinç içindeki hayatına geri dönecek. Unutturacak kendini... Geri durmayı sever kimi insan. Dili varıp da ben diyemez bazısı. Ben diyemeyenlerin de en diyemeyeniydi benim gözümde. Tevazu ve içtenlikle anlamlanan bilgeliği, bilgiyi paylaşma yeteneği ve hepsinin üstünde, gencecik bir insanın karşısında bile biliyor olmaktan gelen gizli bir mahcubiyeti vardı. Çok şey öğrendim ondan. Ve çok sevdim. Elverir ki, hatırlayalım. Unutmayalım tabii... 

Tunca Arslan: Rekin Teksoy, sade kişiliğinin ardındaki derin entelektüel birikimi, çalışkanlığı ve esprili kişiliğiyle, her kuşaktan sinema yazarının örnek aldığı bir isimdi. Akademisyen sıfatıyla yetiştirdiği binlerce öğrencisiyle, sinema tarihine ilişkin ortaya koyduğu devasa yapıtlarla, televizyon programlarıyla, sinema kültürünün Türkiye’de yerleşmesinde öncü rollerden birini üstlenmişti. Yalnızca TRT için hazırlayıp sunduğu “Sinema ve Edebiyat” programı bile kim bilir kaç insanın sinemasever haline gelmesine yol açmış, kim bilir kaç kişiyi bilinçli okur katına yükseltmiştir… Bu beklenmedik bir ölüm değil belki ama gerçekten çok üzgünüm, onu çok özleyeceğiz. 

Alİn Taşçıyan: (Bugün Star’da yayımlanan yazısından) 
Rekin Teksoy, benim sevgili sinema hocamdı. Bu ülkenin kendisinden genç kuşaklarında sinemaya dair bir şeyler öğrenmiş herkesin hocasıydı. Dün sessiz sedasız Antalya’da toprağa verildi vasiyeti üzerine. Kimseyi rahatsız etmek, kimseye yük olmak istemezdi Rekin Hocamız… Verdiği derslerde ya da yaptığı sohbetlerde kurduğu her cümle bir pencere açardı size. O cilt cilt kitaplarının, aydınlatıcı makalelerinin, örnek eleştirilerinin ve özgün yapıtın hakkını veren çevirilerinin her bir satırı diğerinden değerliydi.