Sinemanın karanlık yüzü!

Sinemanın karanlık yüzü!
Sinemanın karanlık yüzü!
İstanbul Modern Sinema, 6 Şubat- 8 Mart tarihleri arasında 'Gotik: Sinemanın Karanlık Yüreği' başlıklı programla, en karanlık arzu ve korkularımızla beslenen gotik hikayelerinden bir seçki sunuyor. gotik hikayelerden bir seçki sunuyor.

İstanbul Modern Sinema , British Council ve British Film Institute işbirliğiyle, gotik sinemanın gölgeli dünyasını kutluyor. 26 Şubat- 8 Mart tarihleri arasında “Gotik: Sinemanın Karanlık Yüreği” başlıklı programla, en karanlık arzu ve korkularımızla beslenen gotik hikayelerinden bir seçki sunuyor.

Vampirlerden kurtadamlara, hayaletlerden ıstıraplı ruhlara, program gotik korku ve romantik prototiplerinin bugüne kadar etkisini koruduğunu, en derin korkularımızı bize yansıtmaya devam ettiğini gösteriyor. İlk olarak 18. ve 19. yüzyıllarda Mary Shelley, Bram Stoker gibi yazarların olay yaratan romanlarıyla Britanya’da doğan Gotik edebiyatın uğursuz iskeletini, sinema ete kemiğe büründürür. Dracula ve Frankenstein gibi karakterleri kült figürlere dönüştüren Gotik Sinema, sessiz sinema dönemindeki köklerinden bugünkü alacakaranlık dünyanın yolunu bulur.

SEÇKİDE NELER VAR?
Seçkide yer alan filmlerden bazıları 1945 yapımı beş hayalet öyküsünden oluşan “Ölüm Gecesi”, Nicolas Roeg’ün Venedik’in karanlık sokaklarında çektiği psikolojik gerilim filmi “Karanlığın Gölgesi” (1973) ve David Lynch’in 19. yüzyıl sonlarında Londra’da gerçekten yaşadığı söylenen, hilkat garibesi görünümlü John Merrick adlı adamın öyküsünü anlattığı “Fil Adam” (The Elephant Man), Henry James’in “Yürek Burgusu” (The Turn of the Screw, 1898) adlı eserinden uyarlanan ve Martin Scorsese’nin “mükemmel çekilmiş ve çok korkunç” olarak yorumladığı hayalet hikayesi Jack Clayton’ın “Masumlar” (1961), İngiltere’nin “en iyi korku filmi” olarak ünlenen gerek Christopher Lee’nin performansıyla gerek de ele aldığı paganizm konusuyla sinema tarihinin en kült filmlerinden Robin Hardy’nin “Gizemli Ada” (1973) ve Bram Stoker’ın kült romanından uyarlanan Terence Fisher’ın “Dracula” (1958).

Program kapsamında 26 Şubat Perşembe saat 19.00’da Radikal yazarı Fatih Özgüven ve akademisyen Selim Eyüboğlu’nun katılacakları “Sinemada Gotik” başlıklı bir söyleşi gerçekleşecek.


KARANLIĞIN GÖLGESİ (DON’T LOOK NOW), 1973
İngiltere | 110’
Yönetmen: Nicolas Roeg
Oyuncular: Donald Sutherland, Julie Christie, Hilary Mason
Evli çift Laura ve John, trajik bir kaza sonucu kaybettikleri kızlarının yasını tutmaktadırlar. Venedik sokaklarında gezerken, ruhani güçleri olduğunu iddia eden, kör bir kadınla karşılaşırlar. Kadın, kızlarının onlarla iletişime geçmeye çalıştığını iletir. Her ne kadar John bunu inkar etse de, karşılaşacağı gizemli olaylar akıl sağlığını gitgide kaybetmesine neden olacak ve John büyük bir tehlikeye doğru sürüklenecektir. Nicolas Roeg’den, bilmece gibi anlatısı, esrarengiz ve gergin atmosferi, etkili oyunculuklarıyla psikolojik korku türünde yenilikçi bir film.

GİZEMLİ ADA (THE WICKER MAN), 1973
İngiltere | 88’
Yönetmen: Robin Hardy
Oyuncular: Christopher Lee, Edward Woodward, Diane Cilento

Polis memuru Howie, kaybolan bir kızı araştırmak için bir İskoç adasına gönderilir. Ada sakinleri böyle bir kızın hiç varolmadığını iddia ederek, soruşturmayı engellemeye çalışırlar. Howie ise sıradışı ayinler düzenleyen putperest bir tarikatın içine girerek, kayıp kızın izini sürmeye devam edecektir. İngiltere’nin “en iyi korku filmi” olarak ünlenmiş Gizemli Ada, gerek Christopher Lee’nin performansıyla gerek de ele aldığı paganizm konusuyla sinema tarihinin en kült filmlerinden. Filme yer yer uğursuz bir müzikal havası veren şarkıları da dikkate değer.

İBLİSİN GECESİ (NIGHT OF THE DEMON), 1957
İngiltere | 95’
Yönetmen: Jacques Touneur
Oyuncular: Dana Andrews, Peggy Cummings, Shay Gorman
Doğaüstü güçlere inanmayan bilim insanı John Holden, Julian Karswell adındaki şeytani tarikat liderinin foyasını ortaya çıkarmak için uğraşmaktadır. Bir gün Karswell tarafından evine davet edilir. Ancak ziyareti sırasında kitapları arasına karıştırılan bir parşömen, Holden’in başına tuhaf aksilikler açarak büyücülüğe ve doğaüstü güçlere inanışını sorgulamasına neden olacaktır. İnanç ile şüphe, gerçeklik ile fantezi arasında kurduğu diyaloglarla korku sinemasında önemli bir temel teşkil eden klasik, kimi sahneleriyle son derece şiirsel bir gotik film örneği.

DRACULA, 1958
İngiltere | 88’
Yönetmen: Terence Fisher
Oyuncular: Christopher Lee, Michael Gough, Peter Cushing
Jonathan Harker’ın saldırısından sonra vampir Dracula, kalesini terk eder ve avlanmak için Harker’ın nişanlısının yaşadığı kasabaya gider. Ailesinin tehlikede olduğunu farkeden Harker ise yakın arkadaşı Dr. Van Helsing ile birlikte Dracula’yı yok etmek için her şeyi deneyecektir. Bram Stoker’ın kült romanından uyarlanan filmde vahşiyken medeni, hiddetliyken düşünceli karakteriyle sinema tarihindeki Dracula’ların en karizmatiği Christopher Lee, hafızalarda silinmez bir yer ediniyor.

KURTLAR CEMİYETİ (THE COMPANY OF WOLVES), 1984
İngiltere | 95’
Yönetmen: Neil Jordan
Oyuncular: Terence Stamp, Stephen Rea, Brian Glover, Angela Lansbury

Genç bir kız rüyasında kendini masalsı bir ormanda bulur. Ancak bu orman göründüğü gibi değildir. Kalın kaşlı, tuhaf görünümlü adamlar kızların gönlünü çelmektedir ve her dolunay vakti bu kızlar ortadan kaybolmaktadır. Genç kız da bu adamlardan birine aşık olacak ve hayatı büyük bir tehlikeye girecektir. Gerçek ile hayal arasında gidip gelen anlatım biçimiyle gotik imgelemlerin yoğun olarak kullanıldığı “Kurtlar Cemiyeti”, kurtadamlardan Kırmızı Başlıklı Kız’a uzanan birçok karakterden esinleniyor. Neil Jordan’ın öte dünyaya dair yarattığı görselliği, sembolizmi yoğun olan, tekinsiz, hipnotik bir kabus etkisi yayan film, özünde bir büyüme öyküsü.

FİL ADAM (THE ELEPHANT MAN), 1980
İngiltere | 124’
Yönetmen: David Lynch
Oyuncular: Anthony Hopkins, John Hurt, Anne Bancroft

1880’lerin Londrası. Doktor Treves, gezici bir sirkte vücudu deforme olmuş hilkat garibesi görünümlü bir adama rastlar. Adı John Merrick olan bu adamı tedavi altına almak ister ve isteğine ulaşır. Treves, toplum tarafından dışlanmış bu korkunç görünümlü adamı tanıdıkça onun ne kadar hassas ve zeki biri olduğunu görerek, itibarını yeniden kazanmasına yardımcı olacaktır. David Lynch’in gerçek bir hayat hikayesinden uyarladığı film, Viktorya döneminin İngilteresi’nin karanlık atmosferini beyazperdeye yansıtıyor. John Hurt ise asalet ve cesaretle canlandırdığı Merrick portresiyle göz dolduruyor.

MAÇA KIZI (THE QUEEN OF SPADES), 1949
İngiltere | 85’
Yönetmen: Thorold Dickinson
Oyuncular: Anton Walbrook, Edith Evans, Anthony Dawson
Varlıklı dostları tarafından dışlanmış olan Herman, kabul görülebilmek için kumar oynayarak zengin olmaya çalışan bir askerdir. İskambil oyunlarında daima kazanabilmek için şeytanla anlaşma yapıp, ruhunu ona teslim eden yaşlı bir kontesten haber aldığında ise sırrını öğrenmek için elinden geleni yapacaktır. İnsanoğlunun para ve itibar için yapabileceklerini gözler önüne seren tüyler ürpertici bu gotik aşk filmi, gösterildiği yıl Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül’e aday olmuştu.

MASUMLAR (THE INNOCENTS), 1961
İngiltere | 100’
Yönetmen: Jack Clayton
Oyuncular: Deborah Kerr, Peter Wyngarde, Megs Jenkins
Viktorya döneminin İngilteresi’nde ihtişamli bir malikanede yaşayan aile, yetim kalmış yeğenlerini bir dadıya teslim eder ve onlardan ayrılır. Ancak malikanede geçirdiği süre boyunca dadı, insan silüetleri görmeye başlar ve çocukların da garip davranışlar sergilemesiyle bir iblisin onlara musallat olduğu kanısına varır. Artık çocukları da ikna edip, iblisten kurtulmaktan başka çaresi kalmamıştır. Henry James’in Yürek Burgusu (The Turn of the Screw, 1898) adlı eserinden uyarlanan ve Martin Scorsese’nin “mükemmel çekilmiş ve çok korkunç” olarak yorumladığı bu hayalet hikayesi, psikolojik korku türünün öncülerinden. Gösterildiği yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışmıştı.

ÖLÜM GECESİ (DEAD OF NIGHT), 1945
İngiltere | 104’
Yönetmenler: Robert Hamer, Basil Dearden, Charles Crichton, Alberto Cavalcanti
Oyuncular: Robert Wyndham, Anthony Baird, Mervyn Johns
Mimar olan Walter Craig bir çiflik evinde çalıştığı sürede, her akşam gördüğü bir kabusun giderek gerçeğe dönüştüğünü farkeder. Sonunu bildiği bu kabusun bitmesi için gerilim dolu bir bekleyişe geçecek ve evin diğer sakinleri ile beraber geçireceği bu süre boyunca onların anlattığı, tüyler ürpertici doğaüstü hikayelere maruz kalacaktır. Son derece korkutucu, beş karanlık hikayeden oluşan “Ölüm Gecesi”, rüyayla gerçeğin, bilimle doğaüstünün, akıl ile histerinin birbirine geçtiği bir karabasan sunuyor. Komedi filmleriyle tanınan Ealing Stüdyoları’nın savaş sonrası ürettiği ilk yapım olan filmdeki nevroz ve saplantıya dair öyküler, tam da savaş yıllarının travmasına cevap gibi.

ÖKSEOTU DALI (THE MISTLETOE BOUGH), 1904
İngiltere | 9’
Yönetmen: Percy Stow
Bir gelin, düğününde saklambaç oynadığı sırada bir sandığın içinde hapsolur ve yıllar boyunca bulunmayı bekler. 18. yüzyılda yazılmış bir halk şarkısından esinlenerek çekilmiş bu kısa film, gotik sinemanın ilk örneklerinden kabul ediliyor. Tarihin en eski korku filmlerinden olan “Ökseotu Dalı”na, Saint Etienne topluluğundan Pete Wiggs’in müzikleri eşlik ediyor.