Sinemaya 'yeni soluk' getiren 15 film

Sinemaya 'yeni soluk' getiren 15 film
Sinemaya 'yeni soluk' getiren 15 film
10'uncu kez Akbank'ın sponsorluğunda düzenlenen 33. İstanbul Film Festivali'ne sayılı günler kaldı. 5 Nisan'da başlayacak festivalin Nescafé Gold'un sponsor olduğu 'Yeni Bir Bakış' bölümünde ilk ya da ikinci filmleriyle dünya festivallerinde dikkat çeken 15 film izleyicilerle buluşacak. İşte o filmler...

Bethlehem / Betlehem6 Nisan Pazar, 19.00, Nişantaşı City’s/ 7 Nisan Pazartesi, 19.00, Rexx/ 9 Nisan Cumartesi, 19.00, Feriyeİsrail gizli servisi tarafından muhbir olarak kullanılan Filistinli bir gencin sadakat konusunda yaşadığı çelişkili durumu anlatan Bethlehem, Yuval Adler’in ilk uzun metrajlı filmi. Yönetmenin, Shin Bet çalışanları ve Filistinli militanlarla uzun yıllar boyunca yaptığı görüşmeler ve araştırmalarının bir sonucu olan Betlehem, ahlaki ikilemlere ve kendi sadakatlerine karşı savaşırken birbirilerinden kopma noktasına gelen iki kardeşin hikâyesini alışılmamış bir açıdan anlatıyor. Film, En İyi Yabancı Film dalında İsrail’in Oscar adayı oldu ve Haifa Film Festivali’nde En İyi Film ödülünü kazandı.

The Major / Komiser8 Nisan Salı, 13.30, Rexx/ 9 Nisan Çarşamba, 11.00, Nişantaşı City’s/ 12 Nisan Cumartesi, 11.00, Atlas
Rus yönetmen Yuri Bykov’un aksiyon–gerilim filmi Komiser, yönetmenin ilk kez Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası’nda izleyici karşısına çıkan ikinci uzun metrajlı filmi. Oyuncu kadrosunda Denis Shvedov, Yuri Bykov ve Irina Nizina bulunuyor. İlk gösteriminin ardından Toronto Film Festivali’nde gösterim şansı bulan Komiser, Şangay Film Festivali’nde de En İyi Film Ödülü’nü kazandı. Komiser, Rus polis teşkilatındaki yozlaşmayı farklı bir bakış açısıyla ele alıyor.

Salvo
12 Nisan Cumartesi, 21.30, Atlas 2/ 15 Nisan Salı, 16.00, Nişantaşı City’s/ 18 Nisan Cuma, 13.30, Atlas 2
Avrupa ’da son yıllarda çekilmiş en başarılı kısa filmlerden biri olarak kabul edilen Rita (2009) ile isimlerini duyuran Fabio Grassadonia ile Antonio Piazza’nın ilk uzun metrajlı filmi Salvo, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yaptı. Filmin oyuncu kadrosunda Saleh Bakri, Luigi Lo Cascio ve Sara Serraiocco yer alıyor. Sicilya mafyası için çalışan yalnız, soğuk ve acımasız katil Salvo’nun, işini yapmak için bir gün gizlice girdiği bir evde kör bir genç kız olan Rita’yla karşılaşarak ve onu himayesine almasını izleyen film, Cannes’da Eleştirmenler Haftası Bölümü’nde Büyük Ödül, Ljubljana’da FIPRESCI Ödülü, Lodz’da ise En İyi İlk Film Ödülü’nü kazandı.

Liar’s Dice / Zar Oyunu
10 Nisan Perşembe, 16.00, Atlas/ 11 Nisan Cuma, 21.30, Feriye/ 16 Nisan Çarşamba, 16.00, Rexx
Aslen oyuncu olan senarist ve yönetmen Geetu Mohandas’ın ilk uzun metrajlı film Liar’s Dice / Zar Oyunu temel bir yol filminin öğeleri dışında gerilim unsurlarını da barındırıyor. Başrollerini Geetanjali Thapa ile ünlü Bollywood oyuncusu Nawazuddin Siddiqui’nin paylaştığı filmin kahramanı, Himalayalar’da yaşayan kendi başına buyruk, bağımsız bir kadın olan Kamla. Sundance’te Dünya Sineması Dramatik Filmler bölümünde gösterilen film, Kamla’nın köy büyüklerinin sözünü dinlemeyerek kayıp kocasını aramak üzere yollara düşmesini anlatıyor.

The Mute / Dilsiz6 Nisan Pazar, 11.00, Atlas 2/ 7 Nisan Pazartesi, 16.00, Atlas/ 8 Nisan Salı, 19.00, FeriyeOrtak yapımcılarından biri geçen yıl festivale konuk olan Carlos Reygadas olan Dilsiz’nin yönetmen koltuğunda Diego ve Daniel Vega yer alıyor. Oyuncu kadrosunda Fernando Bacilio,
Lidia Rodríguez ve Juan Luis Maldonado bulunuyor. Fernando Bacilio, Locarno Film Festivali’nde bu filmdeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Bu kara komedide yönetmenler Diego ve Daniel Vega, Meksika toplumundaki yozlaşmayı bir yargıç üzerinden ele alıyor.

The Amazing Cat Fish / Muhteşem Kedibalığı 8 Nisan Salı, 11.00, Atlas/ 12 Nisan Cumartesi, 11.00, Atlas/ 18 Nisan Cuma, 13.30, BeyoğluMeksikalı Claudia Sainte–Luce’nin filmi Muhteşem Kedibalığı, sıcak ve hüzünlü bir aile filmi. Locarno’da Genç Jüri Ödülü alan, Mar Del Plata’da En İyi Latin Amerika Filmi seçilen film, Claudia adında amaçsız bir genç kızın, tesadüfen tanıştığı kanser hastası Martha’nın ailesine dahil olma sürecini anlatıyor.

The Japanese Dog / Japon Köpeği
15 Nisan Salı, 19.00, Atlas 3/ 16 Nisan Çarşamba, 11.00, Atlas/ 17 Nisan Perşembe, 19.00, Feriye
Romen yönetmen Tudor Cristian Jurgiu’nun ilk uzun metrajlı filmi Japon Köpeği, bir baba ile oğulun basit öyküsünü beyaz perdeye aktarıyor. İlk kez San Sebastian’da izleyiciyle buluşan film, kendi yağıyla kavrulup giden gururlu Costache’nin bir sel felaketinde karısını, köpeğini ve evini kaybetmesiyle nasıl zorlu bir hayata sürüklendiğini anlatıyor. Bir aile dramını izlerken film, küresel krizin etkilerini Romanya’da da gözlemliyor. Tudor Cristian Jurgiu da festivale gelecek isimlerden biri.

Cracks in the Concrete / Betondaki Çatlaklar
14 Nisan Pazartesi, 11.00, Nişantaşı City’s/ 16 Nisan Çarşamba, 19.00, Rexx/ 19 Nisan Cumartesi, 16.00, Atlas
Umut Dağ, Kuma’dan sonra ikinci filmi Betondaki Çatlaklar’da da sorunlu aile ilişkilerine bakıyor. Hapishanede geçirdiği 10 yıldan sonra Ertan, suç dünyasından uzak durarak yeni bir başlangıç yapmak niyetindedir. Ancak kimse ona inanmaz. Yıllardır görmediği oğlu Mikail’i suç dünyasından korumak için kimliğini gizleyerek ona yaklaşmaya çalışır. İlk gösterimi Berlin Film Festivali’nde gerçekleşen bu baba–oğul hikâyesi, enerjik anlatımıyla beğeni topladı.

Medeas / Medealar
6 Nisan Pazar, 19.00, Feriye/ 7 Nisan Pazartesi, 13.30, Nişantaşı City’s/ 8 Nisan Salı, 13.30, Atlas
Andrea Pallaoro’nun Medealar’ı, ılık bir yaz akşamında pastoral bir aile portresiyle başlıyor. Zaten, bu aileyi son kez mutlu ve bir arada görüşümüz. Ödüllü sinema ve tiyatro yönetmeni Andrea Pallaoro’nun bu ilk uzun metrajlı filmi, çalışkan ve cesur mandıracı Ennis ile kulağı duymayan karısı Christina’nın, sıkıntıları arttıkça birbirlerinden ve beş çocuklarından adım adım kopuşunu izliyor. Prömiyeri Venedik Film Festivali’nin “Ufuklar” bölümünde yapılan Medealar’da yabancılaşma, samimiyet, tutku, umutsuzluk ve gönül yarasının nasıl algılandığı mercek altına alınıyor. Filmin yönetmeni Andrea Pallaoro da festivalin konukları arasında.

Wolf At The Door / Kurt Kapıda
6 Nisan Pazar, 13.30, Nişantaşı City’s/ 8 Nisan Salı, 19.00, Rexx/ 18 Nisan Cuma, 13.30, Atlas
Brezilyalı yönetmen Fernando Coimbra’nın ilk uzun metrajlı çalışması olan gerilim filmi Kurt Kapıda, Rio Film Festivali’nde En İyi Film ve San Sebastian Film Festivali’nde Latin Ufuklar ödülünü kazandı. Tüm insanların içinde var olan acımasızlık ve nefret duygularına parmak basan bu kapkara öyküde, her anne babanın en büyük korkusuyla karşılaşıyoruz: Çocuğun kaçırılması. Sylvia ve Bernardo, okul çıkışında, küçük kızlarını tanımadıkları bir kadının alıp gittiğini anladıklarında, elleri ayakları birbirine dolanır. Ama bu olayın arkasında, hiç kimsenin aklına bile gelmeyecek biri vardır, Bernardo’nun metresi Rosa.

Coherence / Paralel Evren8 Nisan Salı, 19.00, Nişantaşı City’s/ 10 Nisan Perşembe, 13.30, Atlas/ 15 Nisan Salı, 19.00, Rexx
Bir kuyrukluyıldızın dünyanın yakınından geçtiği o gece, yakın dostlar keyifli bir akşam yemeği için toplanmış. Ancak, gerçekliğin ve ilişkilerin yavaş yavaş kırılmaya başlayacağını az sonra anlayacaklar. Mahallede elektrik kesilince, yemekleri yarım kalıyor. Sadece az ilerideki tuhaf evde elektrik var. Ardı ardına gizemli olaylara tanık olan bu konuklar aslında hiçbir gücün çözemeyeceği bir muammanın içine düştüklerinin er geç farkına varacak. Alacakaranlık Kuşağı’ndan esinlenen Paralel Evren insanı saran, düşük bütçeli, doğaçlamaya dayanan, senaryosuz bir bilimkurgu.

We All Want What’s Best For Her / Her Şey Onun İyiliği İçin
7 Nisan Pazartesi, 11.00, Atlas/ 11 Nisan Cuma, 11.00, Rexx/ 19 Nisan Cumartesi, 16.00, Nişantaşı City’s
İlk filmiyle Goya’dan En İyi Çıkış Yapan Yönetmen ödüllü Mar Coll, yer yer kara mizah öğeleri içeren ikinci uzun metraj filmi Her Şey Onun İyiliği İçin ‘de, geçirdiği trafik kazasının ardından toparlanmaya çalışan Geni’yi yeni bir yaşam arayışında izliyor. Kazanın ardından Geni hayatına kaldığı yerden devam etmekte zorlanmaktadır. Kimseye söylemeden işinden ayrılır, ama kız kardeşi sayesinde yeniden ararken bulur kendini. Ailesi ona yol göstermeye devam ediyor olsa da, bir çıkış yolu bulmakta zorlanır. Herkes onun iyiliğini isterken, Geni’nin tek isteği eski hayatından kaçmak ve kendini bulmaktır.

I’m Not Angry / Sinirlenmeyeceğim!
12 Nisan Cumartesi, 16.00, Feriye/ 14 Nisan Pazartesi, 16.00, Atlas 2/ 15 Nisan Salı, 11.00, Atlas
Reza Dormishian’ın Berlin Film Festivali Panorama bölümünde prömiyerini yapan toplumsal dramı Sinirlenmeyeceğim! Berlin’de yer alan tek İran filmiydi. Hikaye, Tahran’da yaşayan İranlı Kurt Navid ile Setare etrafında donuyor. İkili, 2009 seçimlerinden sonra patlayan gösteriler sırasında tanışır. Navid okuldan atılana kadar üniversitede aktivizme devam eder. Tüm bunların üstüne bir de Setare’nin babası, fakir olduğu gerekçesiyle ona kızından uzak durmasını söyler. Navid aşkını bırakmamaya kararlıdır. Filmde genç adamın gurultulu ve karışık Tahran’da yolunu bulmaya çalışmasını ve öfkesinin şiddete dönüşmesini izliyoruz.

Things The Way They Are/ Her şey Olacağına Varır
16 Nisan Çarşamba, 11.00, Feriye/ 17 Nisan Perşembe, 19.00, Nişantaşı City’s/ 18 Nisan Cuma, 16.00, Rexx
Ağzından pek bir laf çıkmayan, fazlasıyla içine kapalı Jeronimo, yurtdışından gelen gençlerin kaldığı bir pansiyon işletmektedir. Pansiyonun yeni konuğu Norveçli Sanna ise gettolardaki çocuklar için düzenlenen bir oyunculuk atölyesinde eğitmenlik yapmak için bir sureliğine Şili’dedir. Diğer konuklar tatile çıkınca, Jeronimo ve Sanna evde yalnız kalırlar. Ketum ev sahibi konuğunu giderek takıntı haline getirir ve özel eşyalarını karıştırırken, Sanna da eve beklenmedik bir misafir getirir. Lavanderos’un ilk uzun metraj filmi olan Her şey Olacağına Varır, kültürel çatışmalar üzerine mütevazı bir dram.