Sınırlarla derdi olan biriyim

Sınırlarla derdi olan biriyim
Sınırlarla derdi olan biriyim

Fotoğraf: MARCOS

Tiyatro Avesta, Tiyatro Festivali kapsamında bu akşam 20.30'da Garajistanbul'da 'Daf' (Kapan) adlı oyunlarını sahneliyor. Oyunun yazarı Aydın Orak, 'Daf' için "Militarizm eleştirisi" diyor
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

Aydın Orak’ın yazdığı, Murat Garipağaoğlu’nun yönettiği ‘Daf’ (Kapan), kumun üzerinde oynanıyor. Dekorun bir sınır teli olduğu ve bu telin hem sahneyi hem de seyirciyi ikiye ayırdığı sahnede, toprağa çizilen sınırların anlamsızlığı absürd bir anlatımla dile getiriliyor. Oyunu, yazarı ve Tiyatro Avesta’nın yürütücüsü Aydın Orak anlattı. 

Tiyatro Avesta, 2003 yılında kuruldu. Oyunlarınızı da genelde Kürtçe sahneliyorsunuz…
Evet ama son iki oyundur Türkçe üstyazı kullanıyoruz. 2005’te Gogol’un ‘Bir Delinin Güncesi’ oyununu Kürtçe sahneye taşıdık. 2007’de Aziz Nesin’in ‘Sen Gara Değilsin’ oyununu Turgay Tanülkü rejisiyle sahneledik. 2008’de Musa Anter’in yaşamını anlatan ‘Araf/İki Ülke Arasında’ adlı tek kişilik oyunu sahneledik. Dört yıldır Araf’ı sahnelemeye devam ediyoruz. 2009’da Harold Pinter’in ‘Dağ Dili’ ve Mehmed Uzun’un ‘Bir Yiğidin Ölümü’ adlı iki ayrı eserini ‘Bir Dilin Ölümü’ adıyla çapraz kurguyla sahneledik. Şimdi de yazdığım ve Murat Garipağaoğlu’nun yönettiği ‘Daf’ (Kapan) oyununu 18. İstanbul Tiyatro Festivali için sahneliyoruz. 

‘Daf’ nasıl çıktı?
Mardin’in Nusaybin ilçesinin Suriye sınırında doğup büyüdüm. Sınır ve mayınlarla derdi olan biriyim. Bu yüzden yıllarca bu oyunu yazdım, yazdım, tekrar yazdım. 

Yani kendi gördüklerinizden yola çıkarak yazdınız...
Evet ve bu gördüğüm şeyler gerçek şeyler. Sınır, mayın, toprak... 16 yaşıma kadar o sınır boylarında yaşadım. Oyunda geçen her bir konu tamamen gerçekler üzerinden inşa edilip yazıldı. Biz zaman zaman absürd anlar, durumlar koyduk. Fakat hepsi gerçeklik üzerinden gelişti. Provaya gelen dostlarımızın bazıları “Bu kadar olmaz, bu kadar da abartı olmaz” dediklerinde gerçek video görüntülerini izlettiğimizde “Tamam, gerçeklik daha absürd, daha abartılıymış” diyorlar. Hakikaten gerçeklik çoğu zaman tiyatrodan daha daha gülünç, daha absürd, daha acı. Yani hayal gücümüz çoğu zaman gerçekliğin yanından bile geçemiyor. Fakat ‘Daf’ oyununda neredeyse hiçbir sahne hayal gücü ile yazılmadı. 

Sizce bu oyun seyirciye ne söyler?
‘Daf’, militarizm, emperyalizm eleştirisi yapıyor ve savaş karşıtı bir oyun. Haksız ve gereksiz toprağa çizilen sınırların anlamsızlığını absürd bir anlatımla sahneliyoruz. Oyunda belki de şunu demek istiyoruz: Köle değil, tahakküm kuran; özgürlüğü zapt eden, özgür olamaz.