Sıradanlığa geçit yok

İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin ülkedeki beş ilde yer alan opera ve bale içerisinde ayrı bir yeri...
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

İZMİR - İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin ülkedeki beş ilde yer alan
opera ve bale içerisinde ayrı bir yeri, rengi ve misyonu olduğunu söylemek pek de yanlış bir kanı olmasa gerek. Önümüzdeki sezon 20. yılını kutlayacak olan İzmir Devlet Opera ve Balesi gerek sanatçı kadrosu, gerek oluşturduğu repertuvar, gerekse de seyirciyle buluşturduğu yapımların niteliğiyle özellikle son yıllarda başarılı bir grafik çizgisi yakaladı.
Bu başarıda büyük bir paya sahip olan ve altı yıl İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde müdürlük yapan Aytül Büyüksaraç'ın ayrılmasıyla göreve Hakan Aysev getirildi. Başarılı bir kariyere, yurtdışında sağlam bağlantılara sahip olan Aysev'in öğrencisi olduğu isimlerden biri de dünyaca ünlü tenor Luciano Pavarotti. Sezonu 'Carmen' operası ile açacaklarını söleyen, ilk kez idareciliğe İzmir gibi bir kentin opera ve balesinde soyunan genç sanatçı Aysev ile görüştük.
İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde yeni sezonda idari ve sanatsal manzaranın oluşturulması aşamasındaki hedefleriniz neler?
İzmir Devlet Opera ve Balesi ülkemizin çağdaş dünyaya açılan önemli bir penceresi. Bu güzellikleri İzmirli sanatseverlerle paylaşmanın yanı sıra dünyalı sanatseverlerin de izlenimine sunabiliriz diye düşünüyorum. İzmir'i Fransa'nın Nice ve İtalya'nın Napoli operalarına benzetiyorum.
O operaların eriştiği düzeye neden ulaşmasın. İzmir, coğrafi olarak harika bir yerde; bulunduğu bölge dünya sanatı ve biliminin yeşerdiği, olağanüstü güzelliklere sahip. Kent içinde en az dört beş antik gösteri mekânı var; Efes, Bergama, Torbalı...
Ancak kapalı mekân konusunda aynı iyimserliğim ne yazık ki yok.
Ama bu kentin halkı ve yöneticileri eminim kısa sürede bu soruna da bir çözüm bulacaklardır... Bundan sonra harika bir manzara veya manzaralar yaratmak düşüncesindeyiz. İzmir'in solistleriyle, balesiyle, orkestrasıyla, korosuyla, diğer sanatçı ve çalışanlarıyla yetenekli, deneyimi ve bilgi birikimi olan bir kadrosu var. Bu kadro ile birçok şey başarmaya adayız.
İzmir seyircisi hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz?
İzmir seyircisinin beğeni düzeyinin çok yüksek olduğunu biliyorum. Zira hem operadaki, hem de İzmir Senfoni Orkestrası'ndaki temsil ve konserlerde bunu gördüm; bizzat yaşadım. Genç ve çoksesliliğe açık bir kitle var burada. Tam da bu nedenle sıradan bir şeyi sunmak gibi bir lüksümüz olmadığını biliyorum.
Repertuvarda yerli yabancı eser ayrımı, orijinal dilde veya Türkçe oynama, balenin operanın gölgesinde kaldığı, yabancı yönetmen ve solistlere eserlerde rol verme gibi hassas konulardaki görüşleriniz nedir?
Bu tartışmalar hep yapıldı, yapılmalı da. Repertuvarınızda yerli oyunlar elbette olmalı; hatta bu, 'her yıl mutlaka bir Türk eseri sahnelemeyi ilke edinmek' diye de koşullandırılabilir. Ama dünya opera-bale repertuvarının başyapıtlarını da mutlaka sanatseverlerin beğenisine sunmak durumundayız. Öncelikle evrensel bir sanatı yaptığımızın bilincindeyiz.
Bu bilinçle bu normdaki ulusal yaratıları elbette değerlendireceğiz.
Operanın baleyi gölgelediği düşüncesine katılmıyorum. Bu dünyada nasılsa bizde de öyle. Bale repertuvarı ile ilgili olarak daha modern dansa yönelik çalışmaları artırabiliriz. Yabancı sanatçılara gelince; dünyaya nasıl entegre olacaksınız? Ben nasıl Almanya'nın Darmstat Operası'nda konuk sanatçı olarak temsil yapabiliyorsam, Alman rejisör Hannes Houska da gelip İzmir'de reji yapabilmeli.
Opera ve balenin geniş kitlelere ulaştırılması çerçevesinde -elbette estetik kaygı taşıyarak 'popülerleşme' adına projeleriniz var mı?
Dünyada olanlara kayıtsız kalamayız. Opera, dünyanın hemen her yerinde estetik değerlerden ödün vermeden daha geniş halk kitlelerine ulaşma yolunda sürekli bir çaba içindedir. Statik bakış ve sahneleme anlayışı değişmeye devam ediyor.
Dünyanın en meşhur opera sanatçıları klasik opera aryalarının yanı sıra çeşitli hafif müzik şarkılarını da seslendiriyorlar. Doğanın yasası gereği her sanat yaratısı, sanat üretenler, alıcısını çoğaltmanın yolunu bulmak zorundadırlar. Bizim de en önemli görevlerimizden biri budur; ama elbette estetik kaygı taşıyarak.