Şırıl şırıl akan bir ırmak gibi

Şırıl şırıl akan bir ırmak gibi
Şırıl şırıl akan bir ırmak gibi

DERYA BENGİ, GEORGE HARRISON BELGESELİNİ FİLM FESTİVALİ NDEN ÖNCE İZLEDİ, YAZDI

Martin Scorsese'nin İstanbul Film Festivali'nde gösterilecek belgeseli 'George Harrison: Fani Dünyaya Karşı', sakin, gürültüsüz, şırıl şırıl akan bir ırmak gibi. Bitince damakta buruk bir tat bırakıyor
Haber: DERYA BENGİ / Arşivi

Mick Jagger, Beatles’a ‘dört başlı ejderha’ diyordu. Halbuki görünüşe bakılırsa George Harrison, ejderha şöyle dursun, adeta kuzu gibiydi. Sessiz, sakin, kendi halinde, mülayim bir tip. Vazifeşinas bir gitarist.
Çok geçmeden kilit karakter olduğu anlaşıldı. Grubun akil adamı oydu. John Lennon ve Paul McCartney’nin çarpışan dehaları arasındaki sulh çubuğuydu. Bir rock yıldızı için fazla çalışkan, fazla disiplinliydi, ama yine de, her şeye rağmen ve her şeyden önce, o bir Beatle’dı: ‘Ben düzenli bir adamım. Karmaşadan hiç hoşlanmam. Plaklarımı plak dolabında tutarım. Çayı çay kavanozunda, marihuanayı da marihuana kutusunda.”
Martin Scorsese’nin ‘George Harrison: Fani Dünyaya Karşı’ (orijinal adıyla ‘Living in the Material World’) belgeselinde, Harrison’ın hayatına damga vuran ‘ne Beatles’la, ne Beatles’sız’ duygusu yoğun biçimde hissediliyor. 

Dylan gerçeğine uyandırdı
Kişisel meraklarını çaktırmadan diğer üçüne aşılayıp durdu. Grubu Bob Dylan gerçeğiyle tanıştıran da, Hint felsefesine uyandıran da Harrison oldu. Sınıf bilinci ve ‘Imagine’ yolunda Lennon’ın ayakları dibine ilk taşları döşerken, kendini bambaşka âlemlere, içsel yolculuklara, meditasyona vurdu. Dünyayı çoktan yerinden oynatmış, bir eli yağda bir eli balda dört İngiliz delikanlısının, Harrison önderliğinde, eski bir İngiliz sömürgesine sömürgeci üniformasıyla değil, birer hayran, birer öğrenci edasıyla gitmesi kuşakları adına bir kültür devrimiydi.
Beatles repertuvarına Hint esintili iki bestenin (‘Within You Without You’, ‘The Inner Light’) ardından peşpeşe üç hit (‘Here Comes The Sun’, ‘While My Guitar Gently Weeps’ ve Frank Sinatra’nın bile yorumladığı ‘Something’) armağan etse de, gölgede kalmaktan kurtulamadı. Cahil Sinatra ‘Something’ için ‘gelmiş geçmiş en güzel aşk şarkısı’ diyordu demesine ama, her seferinde adresi şaşırıp Lennon ve McCartney’e şükranlarını sunuyordu! 

Yeni bir yuva arayışı
Harrison’ın ne kadar dolup taştığı, Beatles dağılır dağılmaz üç plaklık bir solo albüm çıkarmasından belliydi. Albümünün adı, bütün dünyayı –başta kendini– Beatles’sızlığa alıştırma egzersizi olarak da okunabilir. ‘All Things Must Pass’. Mealen: ‘Aldırma be kalender/ Bu da geçer/ Geçer ama birader/ Deler de geçer’.
Belgesel, Harrison’ın Beatles sonrası yeni bir yuva arayışının altını ısrarla çiziyor. Ravi Shankar’la derin muhabbetini, komedi çetesi Monty Python’la sinema serüvenini, dervişan bandosu Traveling Wilburys’i yoktan var etmesini hep bu gözle görüyor.
Filmde Harrison’lı hatıralarını bizle paylaşanların listesi kabarık: Terry Gilliam, Klaus Voormann, George Martin, Phil Spector, Yoko Ono, Jane Birkin, Tom Petty, Eric Clapton, yaşayan iki Beatle Paul McCartney ile Ringo Starr ve elbette hayatının iki kadını: İlk karısı (Clapton’ın Layla’sı) Pattie Boyd ve Scorsese’ye bütün sandıklarını, çekmecelerini açan ikinci karısı Olivia Harrison… Ortak payda şu: ‘George kadar mütevazı, George kadar nüktedan biri bir daha zor gelir’.
Bugüne kadar The Band’den Rolling Stones’a, delta blues tarihinden Bob Dylan’a müziğin kahramanlarına cesaretle kamera tutan Martin Scorsese, Harrison filminden de yüzünün akıyla çıkıyor. Bitkilerin yavaş yavaş boy atmasına ve Formula 1 yarışlarının hızına aynı derecede tutkun, maddiyat ile maneviyat arasına sıkışmış, çift kutuplu, çift kanatlı, öncü bir müzisyenin evrak-ı metrukesi.
Herkesin belgeseli kendine benzer. Ya da herkes kendi belgeseline. ‘George Harrison: Fani Dünyaya Karşı’, sakin, gürültüsüz, şırıl şırıl akan bir ırmak gibi 208 dakikanın sonuna vardığında, damakta buruk bir tat bırakıyor. Wish you were here, keşke burada olsaydın… George Harrison gırtlak kanserine yenileli 11, John Lennon vurulalı 32 yıl oldu. ‘Kalan sağlar bizimdir’ demekten başka çare var mı? İsterseniz, İngiliz televizyoncu Victor Lewis-Smith’in insanı sinir eden küstahça şakasındaki haklılık payını da aklımızın bir köşesinde tutalım: ‘Beatles üyeleri yanlış sırayla ölüyor!’
------
‘George Harrison: Fani Dünyaya Karşı’, İstanbul Film Festivali’nde 6 Nisan ve 15 Nisan’da City’s’de, 8 Nisan’da Atlas’ta, 21.30 seanslarında gösterilecek…