Sivas'a kadın eli değecek

Devlet Tiyatroları, Türkiye'de 12 ilde toplam 34 sahnede seyirciyle oyunlarını buluşturuyor.
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

SİVAS - Devlet Tiyatroları, Türkiye'de 12 ilde toplam 34 sahnede seyirciyle oyunlarını buluşturuyor. Kurumun bünyesine en son katılan dört ilden (Diğerleri Van, Erzurum ve Konya) biri olan Sivas Devlet Tiyatrosu yeni sezona 'sıkı' ve 'kadın' ağırlıklı giriyor. Sezona yeni bir müdür ile başlayan beşinci yılındaki Sivas Devlet Tiyatrosu'nda Sivas halkı dört kadın yönetmenden dört ayrı oyun izleyecek.
Müdürü de kadın olan Sivas Devlet Tiyatrosu'nda sezon Ayşenil Şamlıoğlu'nun sahneye koyacağı Behiç Ak'ın 'Bina' oyunuyla açılacak. Ayşe Emel Mesçi'nin yöneteceği Güngör Dilmen'in 'Kurban', Maral Üner'in sahneleyeceği Nazım Kurşunlu'nun 'Merdiven', Müge Gürman'ın yöneteceği Gogol'ün
'Müfettiş'i de bu yıl seyirci karşısına çıkacak yeni oyunlar. Yine bu yıl da minikleri unutmayan Sivas Devlet Tiyatrosu, Nil Banu Engindeniz'in 'Gökkuşağının Altında'yı ve doğaçlama çalışmalarıyla oluşuturalacak bir çocuk oyununu seyircinin beğenisine sunacak.
İç disiplin şart
Tiyatro ile iç içe geçen 30 yılın ardından, şairin "Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var" sözünü hatırlatan Sivas Devlet Tiyatrosu Müdürü Tomris Çetinel tiyatroculuk mesleğinde usta-çırak ilişkisinin ve iç disiplinin öneminin altını çizerken hem idari hem de sanatsal anlamda dinamik, saygın, estetik kaygıları olan, günü yaşarken çağı yakalamaya çalışan, geçmişle geleceği birbiriyle barıştıran, ulusaldan evrensele toplumdan kopuk olmayan bir manzara çizmeyi hedeflediklerini belirtiyor.
"Bölge tiyatrolarının bir köşede sıkışıp kalmış, kendi çalıp kendi söyleyen, eleştirilmeyen, giderek yaptığını beğenen, beğendikçe yeni şeyler üretemeyen yapısının dışında, yetinmeyen, doymayan, arayan, isteyen ve yılmayan bir inançla işlerine sarılmış oyuncu topluluğu olması gerektiğine inanıyorum" diyen Çetinel hedeflerini
"Çıtasını hep yüksekte tutan, kendine güvenen ama içinde bulunduğu, yaşadığı toplumu da yok saymayan, onunla kaynaşmış,
iyi tanıyan, gözleyen, kentin insanına sanat yapıyorum diye sırtını dönmeyen bir tiyatro yapmak" şeklinde özetliyor.
Peki 'gerçekten tiyatro yapmak gibi bir dertleri' olduğunu çoktan ispatlamış dört kadın yönetmenin Sivas'ta bir araya gelmesinin temelinde ne yatıyor?
Bu buluşmanın bir tercih değil tesadüf olduğunu belirten Çetinel oyunların ve yönetmenlerin seçimini şöyle anlatıyor:
"'Tiyatro gibi tiyatro' seyretmek isteyen Sivas halkına uygun bir oyun olan
'Merdiven'i yönetmesi konusunda Maral Üner'le anlaşmaya vardık. 'Bina' oyununu ise bize Ayşenil Şamlıoğlu önerdi. Oyunu toplumun ve bürokrasinin çarpık dokusuna sıcak, gülümseten bir gözle baktığı için benimsedik. Kültürümüz ve geleneğimiz içinde törensel gösterilerin çokça yeri var. Bir sanatçı olarak da ritüeller beni daima heyecanlandırmıştır. Bu nedenle repertuvarı oluştururken ritüeli olan bir oyun olması konusunda ısrarcı davrandım.
Güngör Dilmen'in Kurban oyunun böyle bir üsluba çok uygun olacağını düşündüm. Ayşe Emel Mesçi'nin bu oyunla yurtdışında yaptığı çalışmalardan da haberdar olduğum için de kendisini Sivas'a davet ettim. Sivas seyircisine bizden bir şey sunarken dünyadan da bir şeyler göstermeliydik. Bu nedenle Gogol'un Müfettiş isimli oyununu repertuvarımıza aldık. Daha önceki çalışmalarından üslubunu bildiğimiz Müge Gürman'la konuşup bu oyunumuzun yönetmenliğini de onun yapmasını sağladık."
Hedef halka ulaşmak
Sivas'ta tiyatroyu üniversite çevresi, kentin bürokratları ve askeri çevre için mi, Sivas halkı için mi yapıyoruz? sorusuna net bir yanıt vermek gerektiğini söyleyen Çetinel. "İlk grup seyirci için yerleşik tiyatroya gerek yok, turne tiyatrolarıyla sorun çözülebilirdi" diyor.
Tomris Çetinel amaçlarının Sivas halkına ulaşmak olduğunu ifade ediyor: "Evinde otururken hadi bu gece tiyatroya gidelim deyip buraya gelip gişeden bilet almaya başladıkları gün büyük kentlerle dünyaya aynı açılımla bakacaklarına inanıyorum. Mahalle mahalle dolaşıp onlarla sohbet edip ne istediklerini, ne istediğimizi anlatıyorum. Onlara misafir olu, onları tiyatroya davet ediyorum.
Yeni sezonla birlikte sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi her şeyin değişeceğini de sanmıyorum. Ama hiçbir çocuğun da ayakta durmayı öğrenmeden koşmaya başlayamayacağının farkındayım. Beşinci sezon... Bu bir tiyatro geçmişi değildir, biz daha yeni doğduk ve yolumuzun uzun olduğunu biliyoruz."