Sivil tarih 10 yaşında

Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, daha kurulma aşamasında olduğu 1990 yılında 10. yıl faaliyet raporunu hazırlamıştı.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, daha kurulma aşamasında olduğu 1990 yılında 10. yıl faaliyet raporunu hazırlamıştı. Vakıf bu ironik ve sağduyulu katılım çağrısıyla, ağırlığını toplumbilimci ve tarihçi aydınların oluşturduğu bugünkü üye sayısında hatırı sayılır bir artışı sağlamıştı. 1991 yılının eylül ayında
264 aydının imzasıyla yola çıkan vakıf bugün 660 üyenin desteğiyle yoluna devam ediyor.
Bugün saat 16.00'da internet üzerinden hayata geçirilecek 'Sanal İstanbul Müzesi'yle vakıf, dünyaya açılarak 10. yılını kutlayacak.
Tarih Vakfı'nın genel sekreteri Orhan Silier, tarihi filmleri, romanları ve mekânları seven kitlelerin Tarih Vakfı'na da aynı ilgiyi gösterdiğini vurguluyor.
Tarih Vakfı'nın başarısının arkasında ne var?
Resmi ve özel kaynaklı birçok olumlu adımın
yanı sıra, Türkiye'de özellikle 1960'lı yıllardan, hele hele 1980'den sonra kültür ve bilim alanı terk edildi. Üniversiteler yoksullaştırıldı. Çaptan düşmelerine yol açılan kurumlar haline geldi.
TÜBİTAK benzeri bir Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Kurumu, Anayasa hükmünde yer aldığı halde kurulmadı. Dolayısıyla sosyal bilimler ve tarih alanının toplumsal yaşama yaptığı katkı payı son derece düşüktü.
Sorun, yaratıcı katkıydı. Tarih Vakfı, çok değerli insan sermayesiyle bu katkı payının bir örneğini oluşturdu. Ama Türkiye'nin bu gibi pek çok yatırıma ihtiyacı var. Tarih Vakfı Türkiye'de bilimsel üretimin demokrasiye yaptığı katkının bir aracı oldu.
Vakfın yeni binyıldaki hedefleri nedir?
Çok önemsediğimiz üç proje var. Bir tanesi, 'Tarihimizin 1000 Canlı Tanığı'. 2002 ve 2003 yılında yapacağımız sistemli bir çok yönlü tarama ile 75 yaşını aşan insanları dijital kamerayla kaydedip, 'Sözlü Tarih' çalışmamıza yeni bir boyut kazandıracağız. 200 bini bulan mevcut kitlenin sağlığı ve hafızası uygun olanlarından etnik, mesleki, dinsel ve sosyal geçmişleri doğrultusunda belirlediğimiz 1000 tanesini kaydetmek ve araştırmacılar, bilim adamları, belgesel film ve sinema yapımcılarının ilgisine sunmayı amaçlıyoruz.
İkinci projemiz, 'Anadolu Halk Kültürleri Araştırma Merkezi'. Bu merkez, vakfa bağışlanmış yapıtlardan oluşan üç arşivin geliştirilmesini amaçlıyor. Pertev Naili Boratav'ın vefatından önce bize bağışladığı arşivinin yanı sıra, daha önce Fransız Nanterre Üniversitesi'ne bağışlanan belge ve kitaplarının tamamı da kopyalandı, tasnif edildi ve arşivimize dahil edildi.
Boratav'dan sonra, öğrencisi İlhan Başgöz de kendi araştırmalarının tüm meyvelerini vakfa bağışladı. Merkeze üçüncü katkı ise bugün 80'lerinde olan Amerikalı kadın fotoğrafçı Josephine Powell'ın bağışladığı 35 bin fotoğraftan oluşuyor. Bu birikimin 1000 fotoğraflık bir kısmı ise Türk kadını ve yörüklerin folklorik, kırsal yaşam biçimlerini belgelemesi adına bir hazine değerinde.
Bu sözünü ettiğim üç arşiv ve malzeme topluluğu üzerine, kapsamlı alanlarda araştırma ve sergilemeye yönelik bir çalışma yürütüyoruz. Bu amaçla İstanbul'daki bir tarihi binanın topluma kazandırılabilmesi gayreti içindeyiz.
'Sanal İstanbul Müzesi'ni hangi gereksinimlerle hayata geçirdiniz?
Son 10 yılda gidip doğrudan gezdiğimiz, faaliyetlerine kendi varlığımızla katıldığımız müzeler dışında, sanal müzeler de yaygınlaşmaya başladı. Bu tür müzeler belli bir ihtiyaca hizmet ediyorlar.
Coğrafi uzaklıkları ve açık ya da kapalı olduğu saatler gibi sorunlar yaşanmadığı gibi, kendi tercihleriniz doğrultusunda gezebildiğiniz de bir yapı arz ediyorlar.
İstanbul Kent Müzesi'nin kurulması işini yaklaşık 8-9 yıldır sürdüren bir kuruluşuz. Bu müzenin fizik kuruluş planından bağımsız olarak, buna ait sorunları dikkate alarak hareket ediyoruz.
Sanal ortam vesilesiyle izleyiciye, sahip olduğumuz eşsiz görüntü ve bilgi birikimini bir yığın olarak devretmeyi amaçlamıyoruz. Biz aynı zamanda, bir sivil toplum kuruluşu olmanın özel işlevi içerisinde İstanbullu kişi ve kuruluşların katılabileceği bir ortam, bir 'sivil buluşma yeri' oluşturmak.
İkinci on yılda özellikle hangi alanlara odaklanacaksınız?
Vakıf olarak şunun farkına vardık: Türkiye'de tarihe ilgi duyan kitlelerin yöneldiği başlıca dört alan var. Türkiyeli tarih meraklısı, tarihi sinemaya ilgi duyuyor; tarihsel roman okuyor; tarihi mekânları geziyor. Ve tarihi ders kitaplarını
kullanıyor. Vakfın ikinci on yılda bu dört alanda yoğunlaşarak binlerin değil, milyonların bilincini etkileyecek şeyleri yapmasına çalışacağız.
Darphane-i Amire binalarına ilişkin olarak, Kültür Bakanlığı ile aranızda beş yıl önce oluşan pürüzler giderildi mi? Bu bakımdan Sanal İstanbul Müzesi, bir türlü açılamayan
İstanbul Kent Müzesi'nin alternatifi mi?
Sanal İstanbul Müzesi, İstanbul Kent Müzesi'nin alternatifi değil. İstanbul Kent Müzesi'nin Aralık 2001 tarihinde sonuçlanması
öngörülen restorasyonu bitmiş olsaydı dahi bu tür bir sanal müzeye yine ihtiyaç olacaktı. Şimdi birbirine yakın bu iki projenin bir ayağı, 'ne yap, ne yaptır' zihniyetinin bir sonucu olarak durmuş durumda.
Darphane Binaları, Balmumcu'daki yeni mekânına 1967 yılında taşınıp da Sultanahmet'in terk edilmesinden sonra, uzunca bir bölümü tam 28 yıl boyunca Kültür Bakanlığı'nın kullanımına tahsis edildi.
Bu süre zarfında Darphane boş dururken hiçbir sorun çıkmadı; Tarih Vakfı'nın girişimi söz konusu olunca da kimi çevrelerde
'Bu binalar elden gidiyor' paniğine yol açtı. İstanbul Kent Müzesi'nin farklı bir anlayışla ortaya çıkması müzecilikte 'İyisi de yapılabilir' zihniyetiyle önemli bir sarsıntıyı ortaya koyacaktı. Bu istenmedi.
İstenmediği için de bahaneler uyduruldu.
Neyseki sonunda Yargıtay, Tarih Vakfı'nın Darphane'yi boşaltması yönündeki isteğin haksız olduğu kararını verdi. Ama hâlâ en az bir, belki de birkaç yıllık bir hukuki belirsizlik dönemi yaşayacağız. Yine de İstanbul Sanal Müzesi'nin ardından kuracağımız İstanbul Kent Müzesi'yle iki projenin birbirini çok iyi biçimde destekleyeceğini düşünüyoruz.
Arı kovanı gibi vakıf
Sivil toplum kuruluşu olmanın sorumluluğunu ürettiği çalışmalarla yerine getiren vakıf, birçok projeye imza attı. 'İstanbul Ansiklopedisi' ve 'İstanbul' Dergisi,
'Cumhuriyet'in 75. Yılı Kutlama Etkinlikleri', Tarih Vakfı ve Yurt Yayınları adıyla yayımlanan 100'e yakın kitap, 'Sözlü Tarih' çalışmaları, yarışmaları, 'Bilgi Belge Merkezi' bunların bir kerede sayılabilecek birkaç örneği.
Vakıf yakın gelecekte, ilk aşamada yüzleri, daha sonra ise binleri bünyesine alarak yürürlüğe sokacağı 'Tarih Dostu' projesiyle de, kendi alanında profesyonelleşen tüm sorumlu yurttaşların deneyimlerini kitlelere mal edebilmesine aracılık edecek.
'Kent Tarihi' çalışmaları, 'Yerel Tarih' grupları, 'Liseliler Yerel Tarih Yarışması' gibi kollarla da tarih bilincini yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalar sürecek.
Tarih Vakfı Sanal İstanbul Müzesi bugünden itibaren 'www.istanbulmuzesi.org' da, Tarih Vakfı'nın 'Tarih Dostu' projesi ile tüm yayın ve etkinlikleri ise 'www.tarihvakfi.org.tr' adresinde ziyaret edilebiliyor