'Şöhreti ciddiye almam'

Çeşme ve İstanbul'-
da birer konser verip giden Sting, televolecilere kızıp fotoğraf çektirmedi ama Radikal'e özel bir röportaj verdi.
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

İSTANBUL - "Milenyuma selam sayılır, evet. Yirmibeş yıldır müzik yapıyoruz, milenyumun son yılından beri de bu albümün turları sürüyor. Çok uzun bir turdu: 285 konser, 207 milyon kişi, 50 ülke. Para ödemeye hazırdılar, yeniden gelmek için çaba gösterdiler. Büyük bir turneydi."
Sting, bir buçuk yılı aşkın süredir devam eden 'Brand New Day' turnesinden hoşnut. Turne uzun, kendi yorgun olsa da, seyirci tepkisi hepsine değmiş. "Amerika'da bu albüm için üç turne yaptık. Üçüncüsünde bile bütün biletler satıldı, hatta daha önce gelmiş olan kişiler yeniden geldi."
Sting, ya da Gordon Matthew Sumner'la Çırağan Sarayı Kempinski Otel'de konuşuyoruz.
İzmir'deki talihsiz paparazzi takibinden sonra basın toplantısını iptal etti. Sadece iki söyleşi verdi. Bosphorus Room'un dışında havada gerginlik var. Nerde, geliyor mu, odasında mı, menajeri ters mi? Neyse ki, İKSV'den Nilgün Mirze gelerek sükûnetiyle yüreğimize su serpiyor.
Derken Sting'in kendisi görünüyor. Daha önceki stadyum konserine geldiğinden beri hiç yaşlanmamış sanki. İnce ve çevik vücut, yeşilmavi gözler (turuncu gözlükler altında gizli), birinci sınıf kemik yapısı olan anlamlı bir yüz. Neyse ki gülümsüyor.
Yeni milenyum için iyimser
'Brand New Day' gerçekten de yeni milenyumu mu kutluyor? "Şarkılar bir yıl önce, 1999'da yazıldı. Ben onlara, yeni milenyumun eskisinden iyi olacağına ilişkin bir iyimserlik duygusu yüklemek istedim." Ama o zaten iyimser biri. "Evet, öyleyim." Açık, kolay konuşulabilen bir insan aynı zamanda. Bu yüzden de basın toplantısı yapmamış olmasına üzüldük. Geçen seferki çok iyiydi. "Olabilir, ama sanırım bu sefer söyleyecek o kadar çok lafım yoktu." Stadyum konserinin ardından bu kez daha küçük bir yerde konser veriyor. Hangisini tercih eder? "Sanırım küçük yerleri tercih ediyorum. İnsan faktörü vurgulanıyor, müzik daha samimi, mahrem oluyor.
Büyük yerler, büyük jestler gerektiriyor. Örneğin, dün akşam İzmir'de birkaç bin kişiye çaldık. İyiydi." Sting büyük yerlerden, şovlardan, ışık oyunlarından hoşlanmıyor. "Bence bu da aklı müziğin kendisinden uzaklaştıran bir şey. Ben müzisyenim, sirk performansçısı değil. Işıkların iyi olması şovu güzel gösterir, bense insanların dinlemesini tercih ediyorum. Öyle devasa gösteriler, havaifişekler falan saçmalıktan ibaret."
'Şımarık veletlik etmem'
Oysa müzik endüstrisinin kendisi bir havaifişek gösterisi zaten. Para, şöhret ve başarının etkisinden uzak kalmayı becerebildi mi? "Bundan uzak kalabilecek kadar aklı başında bir insanım. Ne var ki, kendimi uzak tutmayı beceremediğim bir şey var, o da müzik yapma yeteneği. Müzik yapmaktan aldığım zevk benim için asla uzak kalamayacağım bir şey." Neden canım? Biz müzik yapmasını istiyoruz. "Yapacağım zaten. Şöhret bana nahoş gelmiyor, ciddiye de almıyorum. Bir yıldız gibi davranmıyorum, şımarık veletlik etmiyorum, normal bir insan gibi davranıyorum."
Megalomani yok yani. "Hayır yok, megaloman değilim. İnsanlara vakit ayırmaya çalışırım, bana kibar davranırsa ben de onlara kibar davranırım. Yani, bu şöhret işini pek ciddiye almıyorum." Almayınca, şöhretten olumsuz etkilenme ihtimali de zayıflıyor, değil mi? "Evet, öyle. Ben şöhretin
ödülü olarak kendilerini saklayan insanlar tanıdım. Kapalı kapılar ardında yaşıyorlar, korumaları var. Ben yurttaşlık haklarımı talep ediyorum. Bugün Sultanahmet Camisi'ne gittim. Herkes gibi, normal şekilde camiyi gezdim. Kimse beni rahatsız etmedi."
Sting bu albümün müziğini yapmış önce, sözleri sonra yazmış. Hep böyle mi çalışıyor? "Aslında şarkı yapmanın belli bir çalışma yöntemi olmaz. Bazen müziği önce bestelersin, bazen sözleri yazarsın. Şanslıysan, ikisini birden yaparsın. Ben 'Brand New Day'de önce müziği yaptım, hem de en küçük ayrıntısına kadar. Düşündüm ki eğer doğru bir yapı yakalarsam, bu yapıyı söze dökebilirim."
'Müzik keyifli bir macera'
Hikâyeleri ona müzik mi anlattı? "Evet, ima etti. Müzik bana karakterler, hikâyeler, mısralar verdi. İşini iyi yaparsan soyut müzik sana sözlere dönüştürebileceğin duygular verir. Çok keyifli, yaratıcı bir maceraydı."
İyi de bir albüm. "Teşekkür ederim."
Peki, Police günlerini hiç özlemiyor mu? Ben 'Ghost Stories' şarkısını duyunca hemen eski grubu Police'in 'Ghost in the Machine' albümünü hatırladım. "O babam hakkında bir şarkı. Ben de o grubun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Uzun süre birlikte çalıştık, yedi yıl sanırım. İyi şarkılar yaptık, sonra da kendi başımıza bir şeyler yapma şansımız oldu." Gene de, yeniden bir araya geleceklerine ilişkin dedikodular bitmiyor. "Doğru ama, bu saçma bir şey. Geçmişi yeniden yaratamazsın, bu imkânsız. Aynı nehre iki kere giremezsin."
Sting, yapmak istediğini yapan bir kişi. Buna karşılık, kişisel olarak ifade ettiği şeyleri evrensel kılmayı başarmış. Nasıl? "Sezilerimi izledim. Onlar beni belli bir yola götürdü. Talihliyim, seçtiğim yolda birçok kişi beni izledi. Bu macerayı paylaştılar. Bir keşif yolculuğu: Dünyayı, hayatı, kendimi keşfetme. İnsanlar da bu yolculukta benimle geldi. Büyük bir ayrıcalık ve harika bir yaşama biçimi. Bunun onlar açısından fedakârlıklar gerektiğini biliyorum. Çocuğa bakacak birini buluyor, seyahat ediyor, arabayı park etmeye çalışıyor, para ödüyor ve iki saat oturup dinliyorlar. Az şey mi bu?" Hatta aynı albümün konserine üç kere bile geliyorlar. "Doğru, geliyorlar. Gerçekten çok şanslıyım. Yapmayı sevdiğim bir işim var, bir de bana zaman ve para ayıran insanlar."
'Hep öğrenci olarak kaldım'
Hayat bir keşif yolculuğu. Sting de öğrenmeyi seviyor, bilgi nerdeyse oraya gidenlerden. Acaba hiç aynı hatayı iki kere işlediği oldu mu? "İki, belki. Ama üç değil. Hatalara fazla kafayı takmamak gerek. Kimse kusursuz bir hayat süremez. Pişman olmanın da zararı yok, bir şeyler öğrenirsiniz. Ben hep öğrenci olarak kaldım."
Berklee müzik okuluna da hayli ileri çağında gitmişti. "Doğru ama ne mahzuru var? Ben çok okurum, bulduğum her şeyi okurum. İnsanı canlı tutuyor." Ya sanat-eylem bileşimi? Yağmur Ormanı Vakfı ve Uluslararası Af Örgütü çalışmaları? "Bu konuda bana soru sorulmazsa, kendiliğimden bir şey anlatmıyorum. Medyanın bazı konulara ilgisini çekmek için şöhretimden yararlandım. Konuşmuyorum, sadece çalışıyorum. Bazen de insanların fark etmesini sağlayabiliyorum."
Bach üzerinde çalışıyor
Yeni projeleri neler? "Brand New Day'in live biri kaydını yapacağız. Ben başladığımız yerde, yüz kişilik samimi bir şov istiyorum. Müziği yeniden yorumlayacağımız, bu turnenin deneyimini katacağımız kişisel bir konser. Bir de Bach var, benim saplantım, hocalarımdan biri. Bana çok şey öğretiyor, ne olduğunu size söyleyemem ama, kesinlikle bir disiplin veriyor."
Broadway'de oynadığı 'Üç Kuruşluk Opera'dan çok memnun. Gerçi epeyce geride kalmış bir tecrübe ama heyecan verici buluyor. Yeniden denemeye hazır. Sinemaya gelince (14 filmi var), kendi görüşünce bir çırak, oyuncu değil. Böyle bir arzusu olmamış. Ama doğal bir yeteneğiniz var, Mr. Sting. "Benim doğal yeteneğim, müziğe." Ben sinema eleştirmeniyim
ve sizin hayli yetenekli olduğunuzu düşünüyorum. Hiç de fena değilsiniz. "Eh, sinema eleştirmeni olarak böyle diyorsanız, öyleyim demektir."
Peki ya futbol? Gerçekten hocalık yaptı mı? Profesyonel takımlara değil ama, okulda öğrettiğim şeyler arasında futbol da vardı. Okulda hocalık yaptım." Şimdi de ilgili mi? "Elbette." Hangi takımı tutuyor?
"Galatasaray." Kahkahayı basıyor. Hayır, efendim. Kendi ülkenizde. "Newcastle United."
Son bir soru: 'Desert Rose'un lüks bir araba reklamı için kullanıldığı doğru mu? "Evet." Ama siz yıllar önce, bir Japon bira reklamında kullanıldığı için 'We'll Be Together'ı sevmediğinizi söylemiştiniz." Aslında onu da severim. Bu seferki bedava reklamdı, milyonlar izleyecekti. Ruhumuzu kısa süreyle şeytana sattık işte."