Sonisphere Rammstein'la alev aldı!

Sonisphere Rammstein'la alev aldı!
Sonisphere Rammstein'la alev aldı!
Sonisphere Festival'in birinci gününe endüstriyel metal'in dev grubu Rammstein damgasını vurdu. Rammstein'ın şovu baştan sona şok rock unsurlarıyla doluydu. Sahnede yanan 'dublör', en uzaktaki seyirciye bile sıcaklığını hissettiren alevler, uçuşan havai fişekler... Unutulmaz o kadar çok şey vardı ki...

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN

 

DOĞU YÜCEL

 

İSTANBUL - Geçen senenin Aralık ayında gezici rock-metal festivali Sonisphere’in İstanbul’da da yapılacağı açıklandığında duyduklarımıza inanamamıştık. Geçen süre zarfında festival ‘inanılmaz’lığını sürdürdü. Öyle ki; 25 Haziran Cuma günü Gümüşsuyu’ndan komşu ülkelerden de gelen yüzlerce siyah tişörtlüyle beraber İnönü Stadyum’una doğru yürürken hala kafamızda bir ‘Acaba?’ sorusu vardı. Fakat biz içerideki yerimizi, günün ilk ismi Ete Kurttekin ise sahnedeki yerini alınca artık şüpheye mahal yoktu; yıllardır hayalini kurduğumuz büyük bütçeli metal festivali başlamıştı ve bundan böyle müziği hiçbir yağmur, hiçbir önyargı durduramazdı.

Daha çok Özlem Tekin’in eski basçısı olarak tanınsa da Ankara’nın tarihe karışmış nefis metal grubu Mindvortex’ten de tanıdığımız Ete Kurttekin’i elinde bas olmadan izlemek bir tuhaftı. Kurttekin, modern ve karizmatik bir sound yaratmış kendine ama frontman duruşunun oturması için biraz daha vakit gerekiyor.
Daha sonra Black Tooth sahneye çıktı. Henüz albümü olmamasına karşın Ozzy Osbourne’un festivali Ozzfest’te, merhum Pantera gitaristi Dimebag Darrell anısına yapılan Ride for Dime’da çalmış, hatta Amerika’da turneye çıkmış bir grup Black Tooth. Coşturmayı biliyorlar. Pantera cover’ı ‘Walk’ ve Big Four anısına yazdıkları ‘On Your Knees’ sahada circle pit’lere (son yıllarda popülerlik kazanan bir metal dansı, olayı ise şarkının hızlanan bölümünde geniş bir çember şeklinde hep beraber koşmak. Katılması da izlemesi de çok eğlencelidir.) sebep oldu.

Ardından Stone Sour sahnedeydi, o da ne, sound birden kasetten CD’ye geçti sanki! Slipknot’ın vokalisti Corey Taylor ve gitaristi Jim Root’un grubu kendine has sert Amerikan rock icra etti. Corey Taylor geniş ses aralığı ve seyirciyle kurduğu iletişim ile kendine hayran bıraktı. Finaldeki ‘30/30-150’ harikaydı.
Yerli gruplar ses tesisatı ile boğuşurken yabancı grupların taş gibi sound’la çıkma adeti Alice in Chains’de de değişmedi. Grup ‘Them Bones’ ile sıkı bir açılış yaptı, ‘Rooster’, ‘Would’ ve yeni albümden ‘Check My Brain’ performansın doruk noktaları arasındaydı. Yeni vokalist William DuVall için tabii ki “Layne Staley’i aratmadı” diyemeyiz ama sahnede adım atmadık yer bırakmamasıyla ve vokal performansıyla geçer not aldı.

Endüstriyel metal’in tek dev grubu Rammstein’ın şovu baştan sona şok rock unsurlarıyla doluydu. Konserin başında sahneyi kapatan dev siyah perde açıldı, “Holey yihu” gibi nidalarla alkış tutarken o da ne; siyah perde yerini kocaman bir Almanya bayrağına bırakıyor! Bir süre asılı duran Almanya bayrağı karşısında ne yapacağımızı bilemezken o da açılıyor ve patlamalar eşliğinde Rammstein’ı sahnede görüyoruz.

Bu ilk şoktu ama 90 dakikalık performans boyunca dahası gelecekti. Mesela ‘Benzin’ çalınırken sahneye bir ‘hayran’ çıktı, Till Lindemann onu gördü ve hiç çekinmeden elindeki alev tabancasıyla hayran kılığındaki dublörü ateşe verdi. Adamcağız bir alev topu misali sahnede oradan oraya koştu, sonunda yandan birileri onun ateşini söndürdü.

Keyboardcu Christian Lorenz ile Till’in düellosu da süperdi. Till gariban Lorenz’i kaldırıp sahnedeki küvete attı, sonra 10 metre yükselen ufacık bir platformun üzerinden (ki orada nasıl dengede durdu anlayamadık!) ‘ateş suyu’ döktü. Lorenz bunu ‘parıldayan’ bir kostümle atlattı ama keyboard’una geri döndüğünde durduğu yer yürüme bandına dönüşmüştü! Lorenz sonlara doğru bir Zodiac bota bindi ve seyircilerin üzerinde ‘kürek çekti’, yarı sahaya kadar geldi, sonra sahneye geri döndü.

E bir de Till’in ‘Pussy’ şarkısında manidar bir roketin üzerine oturup seyircilerin üzerine ‘köpük’ fışkırttığı o unutulmaz sahne var. Peki ya o İkinci Dünya Savaşı filmlerinden çıkmışa benzeyen sahne tasarımı, ordan buradan uçuşan havai fişekler, en uzaktaki seyirciye bile sıcaklığını hissettiren alevler, oyuncak gibi kullandıkları mikrofon ayakları, Till Lindemann’ın teatral vokal performansı... Bu geceye dair unutulmayacak o kadar an, o kadar sahne var ki hangisinden bahsetsem bilemiyorum. Finaldeki şokla bitirelim o zaman. Tüm konser boyunca bir Nazi subayı kabalığında ve otoriterliğinde seyirciye şov yapan Rammstein üyeleri konserin sonunda sahnede yan yana dizildiler. Seyirciye son kez ezici bir karizmayla baktılar. Şimdi ne yapacaklar diye ‘tırsarken’ Rammstein üyeleri bir anda dizlerine çöküp eğildiler. Öyle durdular bir süre. Almanya bayrağı ile açılan konser Almanların diz çökmesiyle sona erdi. Gel de bu şovu unut!

Murat İlkan’ın jübilesi
Sonisphere’de Pentagram’ın konseri retrospektif tadındaydı. Grup önce geçen hafta açıkladığı yeni vokalisti, The Climb’dan tanıdığımız Gökalp Ergen ile sahneye çıktı. Gökalp’li Pentagram mayıs ayında ölen Dio’nun ‘All The Fools Sailed Away’, ‘Holy Diver’ ve Black Sabbath klasiği ‘Heaven and Hell’ şarkılarını potpuri şeklinde çaldı. Ekranlarda Dio’nun görüntüsü belirince büyük bir alkış koptu. Sağlık sorunları nedeniyle Pentagram’dan ayrıldığını açıklayan Murat İlkan’ın vedası hem grubun hayranları hem de grup üyeleri için son derece duygusal bir deneyim oldu. Yerli grupların buna benzer festivallerde yaşadıkları ses sistemindeki teknik sorunlar olmasa daha iyi olabilirdi tabii.