Söyle sazım ne söylersin?

Fikret Kızılok'u da apansız kaybettik. Kalbinden rahatsız olduğu biliniyordu...
Haber: NAİM DİLMENER / Arşivi

İSTANBUL - Fikret Kızılok'u da apansız
kaybettik. Kalbinden rahatsız olduğu biliniyordu, bir-iki ay evvel Bodrum'da fenalaşıp hastaneye kaldırılmış, kalbine takılı pil yenilenmişti ama yine de insana apansız görünüyor gidişi. Çok sevdiğiniz, sizi çok etkilemiş, şarkıları eşliğinde çok şey görüp geçirmiş olduğunuz star'ların bu dünyaya vedası, (önünde sonunda her insanın varacağı bir nokta olsa da) ölüme daha güçlü bir lanet okutuyor size. Tek yapabileceğiniz yine şarkılara sığınmak oluyor.
En son 'Kumsalda'yı yapmıştı Sertab Erener'e. Herkesin sevmiş olduğu bir şarkı haline gelen 'Kumsalda'nın keyfini çıkaramadı Kızılok. Şarkı her yerde çalarken o, teknesi ve hastaneler arasında gidip gelmişti. Oysa, Fikret Kızılok gibi efsane bir ismin, günümüz genç şarkıcılarından biri ile çalışmayı kabul etmesi çoğu insanı ümitlendirmişti. Bir başlangıç gibi gözükmüştü herkese. Yıllardır herkesten uzak, sessiz sedasız bir ömür süren sanatçının yeniden gün ışığına çıkması, yüzünü güneşe çevirmesinin ilk işareti gibi gelmişti hepimize.
Gün ola devran döne
Anadolu Pop akımının öncülerinden biri olan Fikret Kızılok'un müziğe girişi oldukça eskilere dayanmakta. Amatör olarak müziğe başlaması 50'lerin ortasına dayanıyor. Sanatçı, 60'ların sonunda çıkarmaya başladığı bir dizi 45'lik ile süperstar mertebesine erişmiş ve 70 ortalarına kadar bu konumunu sürdürmüştü.
Epeyce plak yapmış ve bunların tamamına yakını, plak satış rakamlarının binler ile ifade edildiği yıllarda, yüz binlere yakın satmıştı. 'Yumma Gözün Kör Gibi', 'Söyle Sazım', 'Emmo', 'Gün Ola Devran Döne' ve 'Leylim Leylim' adlı 45'likleri ise milyon sınırına yaklaşıp sanatçının firması ile birlikte korsanları da ihya etmişti.
Çok sert ve prensiplerinden bir milim olsun caymayan bir insan olarak nam salmış olan Fikret Kızılok, Türk popunun, arabeskin kollarına atılmaya niyetlendiği günlerde hiçbir öneriyi kabul etmeyerek bile isteye geri çekilmişti. Diğer arkadaşlarının yaptığı gibi, arabesk olmasa bile, sağından solundan böyle tınılar sarkan şarkılara bulaşmamış, kendini çocuk şarkılarına vurmamış, şarkılarını domates, biber ve patlıcanlı manav raflarına çevirmemişti. Şöhretini, parayı, ışıltılı bir dünyayı umursamadan geri çekildi Fikret Kızılok. O güne kadar yaptıklarının önemini bilerek, geri kalan yaşamında da, onu ayakta tutabilecek yeterli bir güce sahip olarak uzaklaştı müzik piyasasından...
80'lerin başında döndüğünde, kaldığı yerden devam etmeyi aklından dahi geçirmedi. O karanlık günler ile baş edebilmeye yarayacak çalışmalara girişmişti sanatçı. Bostancı-Çatalçeşme'de kurmuş olduğu Çekirdek adlı kendi mekânında, Bülent Ortaçgil ile son derece deneysel, bir o kadar da insanı belalı 12 Eylül günlerinde ayakta tutmaya
yetecek şarkılar üretti. Dönemin şartları gereği geniş yığınlara değil de ancak çok dar bir çevreye ulaşabilmiş bu çalışmalar sonrası Fikret Kızılok, Kalan Müzik'in gayreti ile 'Zaman Zaman' ve 'Yana Yana' adlı iki albümle çıkmıştı herkesin önüne.
Dinlediğiniz anda bağlandığınız şarkılardan oluşan her iki albüm, şimdi artık tam anlamıyla klasik haline geldi zaten.
Bir-iki yıl önce de, yine Kalan Müzik, Fikret Kızılok'un paha biçilmez dönemi olan 60 ve 70'li yıllarını 'Söyle Sazım' adlı albümde toplamıştı. Bu albüm ve arkasından gelen 'Kumsalda', gerisinin de geleceğini, Fikret Kızılok ile daha çok şey yaşayıp görüp geçireceğimizi düşündürmüştü hepimize ama olmadı.
Gün olur devran döner, sevdiklerimizden ayrı düşer, bir başka gün bu diyardan gidermişiz. Fikret Kızılok geriye, her biri çok kıymetli yüzlerce şarkı ve müziğe, en az kendisi kadar tutkun oğlu Yağmur'u bırakıp gitti. Ne diyelim, böyle paha biçilmez bir miras bırakarak şu dünyaya veda etmek herkese kısmet olmaz...