Söylemez'e iki ödül birden

Antalya'nın 'esas' festivali'nin, yani 38'inci Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin hazırlıkları sürdürülürken...
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

ANTALYA - Antalya'nın 'esas' festivali'nin, yani 38'inci Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin hazırlıkları sürdürülürken, 7'nci Uluslararası Kısa Film ve Video Yarışması da 18-21 Eylül arasında sessiz sedasız tamamlandı. Bu yarışmadan en kazançlı çıkan ise ana jürinin hem Belgesel, hem de deneysel dallarında birinci seçtiği Belmin Söylemez oldu.
Aslında sessiz sedasız tamamlandı diyoruz ama, biz, yani iki jüri üyeleri ve izleyiciler, bayağı heyecanlandık. Ana Jüri tabir edilen jüri, Prof. Dr. Yüksel Bingöl, ODTÜ öğretim görevlisi ve has sinemacı Thomas Balkenhol, yapımcı Kenneth J. Dakan, sanat tarihçisi-yazar Sandra Harrison'dan ve naçiz yazarınızdan oluşuyordu.
Yarışmaya 15 ülkeden 184 film başvurmuş, ön jüri bu sayıyı 30'a indirmiş. Doğrusu, 'final'e kalamadığı halde gösterilmeye layık bulunan 39 filmden bazılarının bizde 'keşke yarışmada olsaymış' dileğine yol açtığını saklamayacağım. Ama jürilerin sağı solu belli olmuyor. Nitekim, bizim birincilerimizle, Kültür Bakanlığı temsilcisi Fırat Doğançay başkanlığındaki Kent Konseyi'nin (Hülya Abanozoğlu, Abdullah Şanal, Ertekin Kaya, İsmet Aydın) birincileri de, canlandırma dalı hariç, birbirini tutmuyordu. Bizim jürinin başkanı, titiz ve disiplinli bir şahıs olması nedeniyle, Thomas Balkenhol'dü.
Doğrusu, güzel bir festivaldi, jürimiz de uyumlu bir jüriydi. Besbelli benzer şeylere önem verip benzer şeylerden duyarlanıyormuşuz
ki, kavgasız dövüşsüz, ağız dalaşsız tarafından kısa sürede 'oybirliğiyle' sonuca vardık. Canlandırma dalında birincimiz, metnini ve dublajını küçük çocukların üstlendiği, Nogar Begiashvili'nin yönettiği yalın ve çarpıcı Gürcü filmi 'Pontos-Kara Karadeniz' (Pontos-Shavi Shavi Zgva) oldu.
Dramatik dalda ise, bizim jürimiz Gabriele Neudecker'in birinci sınıf filmi 'Freaky'yi, Kent Konseyi jürisi de Özün Süzen'in yönettiği 'Gece Martıları'nı seçti. Diğer favorilerimiz arasında iki Macar filmi: 'Day After Day' ve 'Assorted Letters', İlana Navaro'nun dokunaklı 'Beni Almaya Geldiler'i ve Hakan Emre Koca'nın 'Weites Meer'i de vardı. Tertemiz bir filmdi, çok beğendik. Neredeyse yönetmensiz festivalde, Koca'nın kendisi de (nazar boncuğu gibi) hazır ve nazırdı.
Belgesel ve deneysel dallarında ise,
Ana Jüri'den Belmin Söylemez çıktı. Esprili, özgün 'Bıyık'ı belgesel, 'Zap'i de deneysel dallarında birinci oldu. Ayrıca, final aşamasına kalamayıp sadece gösterilen filmler arasında da çok iyi üç belgesel varmış (Kaynak: Thomas Balkenhol), onları sonradan izleme durumumuz söz konusu:
'F', 'Hayaller Birer Kırık Ayna', 'Rıbat'. Yönetmeni konusunda bir anlaşmazlık çıkan 'Gayrımuayyen' de, malzemesi itibarıyla
çarpıcı bir filmdi. Kent Konseyi jürisi, bu iki dalda Ahmet Utlu'nun 'Doğa'nın Çocukları'
adlı Aborijin belgeseliyle Alain Pelletier'nin 'Die Dyer'ını seçti.
İyi filmler vardı, memnun kaldık. Araçtı, yemekti, filmdi diye koşuşturan Başak ile Ayhan bize çok iyi baktı doğrusu. Bürodaki çocuklar ve Dedeman'dan Banu hanım ise, bana zor günümde bilgisayar bile buldu. Ayrıca, son akşam bowling'e götürülmemizi de takdirle anıyoruz. Ken, Sandra ve ben bu işe İstanbul'da devam etmeye karar verdik.
Festivale ise, teşekkürlerimizin yanı sıra, halisane bir tavsiyemiz olacak: Altyazı çevirisi parası göze çok görünse de, aslında en önemli harcamalardan biridir. En iyisi de, çevirileri bu işe yabancı kişilere değil, altyazıları perdenin altına yansıtan
'launching' ekibine vermek. Bu sayede Türk'üyle, yabancısıyla jüri üyelerinizin ve izleyicilerin de duasını alırsınız.