Star olmayan aktör

Üç kişiydiler, üç travesti. Avustralya çöllerinde eflatun otobüsleri Priscilla ile geziyorlardı.
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

İSTANBUL - Üç kişiydiler, üç travesti. Avustralya çöllerinde eflatun otobüsleri Priscilla ile geziyorlardı. Kadın elbiseleri giyip, plaklarda çalan şarkılara ağızlarını uydurarak şarkı söyleyip dans ediyorlardı. Birini tanıyorduk, ikisini tanımıyorduk. Esas kız Bernadette'i, sert ve asi karakterlerin adamı Terence Stamp oynuyordu. Öteki ikisi, Avustralyalı iki aktördü. Tick/Mitzi'yi oynayan Hugo Weaving ile, Adam/Felicia rolündeki Guy Pearce. Yıl 1994'tü, keyifle seyrettiğimiz film de o yılın en tatlı sürprizlerinden 'Çöller Kraliçesi Priscilla/The Adventures of Priscilla, Queen of the Desert'. Kahramanları kadın kıyafetinde gezinmekten hoşlansa da bir travesti filmi sayılmazdı aslında; daha çok, orta yaşta yolunu şaşıran bir grup insanı anlatıyordu.
Sinemada varlıklarını gittikçe daha da fazla hissettiren Avustralyalı aktörlerin en iyilerinden Guy Pearce'ı ilk kez Priscilla'nın duyarlı karakteri olarak tanıdık. Oysa genç aktör, 'Priscilla'dan önce de üç film çevirmişti. Bu filmler, ülkesinde kaldı. Ama Stephan Elliott'ın filmi dünyayı dolaştı. Yıllar sonra, 'L.A. Sırları/L.A. Confidential' bomba gibi patladığında, ilk filmi izlemiş olanlar bile gözlüklü, namuslu, hırslı polis Exley'de onu tanımakta zorluk çektiler. (Hugo Weaving ise, 'Matrix'in baş kötü adamı olarak, aynı derecede hayret uyandırmayı başardı).
'Ravenous/Çok Aç'ta isteksiz bir yamyamı oynadı. 'Rules of Engagement/Vur Emri'nde, Samuel Jackson karakterini suçlayan sert ve namuslu savcı Binbaşı Mark Biggs olarak izledik onu. Geçen hafta ise yılın en iyi filmlerinden 'Akıl Defteri/Memento'da bu kez bambaşka birine dönüşmüştü. Guy Pearce, neredeyse her karesinde göründüğü filmde, kafasına aldığı bir darbeden itibaren en fazla son 15 dakikada olup bitenleri hatırlayabilen Leonard Shelby'yi oynuyordu.
Klasik bir Hollywood yakışıklısı
Karısının öldürülmesinden öncesini hatırlayan, ama 'şimdi'si birkaç dakikadan ibaret, sabık sigorta müfettişi Shelby. Zayıf hafızalı bir intikam meleği, yitirdiği bütünlüğün intikamını almaya çalışan, herkesin elinde oyuncak olan tehlikeli
ama istismara açık, korumasız kahraman.
34 yaşındaki Guy Pearce, aslında sert çeneli, düzgün hatlı, klasik yakışıklılığıyla Hollywood'un Altın Çağı'nın oyuncularını hatırlatıyor. Oysa modern bir aktör, hatta başrolde oynasa bile karakter aktörü özellikleri sergiliyor. Aslında, Mel Gibson gibi, Pearce da Avustralyalı değil. Ama Amerikan asıllı Gibson'ın aksine, o İngiltere, Cambridgeshire doğumlu. Kraliyet Hava Kuvvetleri'ndeki Yeni Zelandalı pilot babası, o üç yaşındayken ailesini Avustralya'ya taşıdı. Beş yıl sonra da bir uçak kazasında öldü. Guy daha o yaşlarda oyuncu olmaya karar vermişti.
Onbir yaşında sahneye çıktı. Sıska bir çocuk olduğu için vücut çalıştı, on beşinde ''Mr. Junior Victoria' vücut kralı oldu. Bu sayede de 'Neighbours' dizisindeki Mike Young rolünü kazandı. Mike, vücut yapısıyla da dikkati çeken, öğrenciyken öğretmen olmuş biriydi çünkü. Belki Avustralya televizyon endüstrisindeki herkese yazıp rol istediği mektupların da faydası olmuştur. Belki ikinci tutkusu müziğin de yararını görmüştür. Nereden baksanız Guy Pearce oyunculuğun yanı sıra şarkı söyleyen; gitar, saksofon ve piyano çalan, yüzlerce şarkı bestelemiş bir müzisyen. Zaten ilk filmi 'The Hunting/Av'da da kendi şarkılarını kendi söyledi. Altın Çağ'a bir selam da 'My Forgotten Man/Unutulmuş Adamım'da Errol Flynn'i oynayarak gönderdi. Şimdi dünya çapında bir oyuncu ama, bir Hollywood yıldızı olmaya meraklı değil. Melburn'de, 1997'de evlendiği çocukluk sevgilisi Kate Mestitz'le huzurlu bir hayat sürüyor. Buradan nereye mi gider? Kim bilir? John Waters'ın da dediği gibi, hem çok yakışıklı, hem iyi oyuncu, hem de perdede inanılmaz bir karizması var. Yani belli ki yolu açık...
***
Rol arkadaşları ne diyor:
Kevin Spacey: Guy Pearce...'devasa bir film yıldızı' olacak.
Russell Crowe: 'L.A.Sırları'nda oynamanın en iyi yanlarından biri Guy'la çalışmaktı. Onun gibi birinin bana yardımcı olması harikaydı. Bazen günler uzar, iş zorlaşır ve böyle anlarda hem harika bir oyuncu, hem harika bir adam olan birini yanında bulmak müthiş olur.
Kim Basinger: Hayatımda çok aktörle çalıştım. Russel ve Guy bu listenin en tepesinde. Gördüğüm en iyi aktörler ve en hoş insanlar arasında yer alıyorlar.
Terence Stamp: Guy Pearce bizi alay konusu olmaktan kurtardı... Öyle heteroseksüel ki.
Kylie Minogue: Guy Pearce 'Neighbours'da
çok iyi görünüyordu, nefis bir vücudu var. Yani bu vücut için ne kadar çalıştı bilmiyorum ama... leziz!
Çok iyi görünüyor, 'Priscilla'da da onunla iftihar ettim.