Sulukule'nin isyanı New York'ta yankılanıyor!

Sulukule'nin isyanı New York'ta yankılanıyor!
Sulukule'nin isyanı New York'ta yankılanıyor!
Sulukule'nin isyanı, New York'ta yankılanıyor! Hem de ikinci kez! Halil Altındere'nin ilkin 13. İstanbul Bienali'nde gördüğümüz 'Wonderland' videosu, MoMA koleksiyonuna dahil edilmiş, ardından da MoMa PS1 binasında sergilenmişti. Sulukuleli gençlerin kurduğu rap grubu Tahribad-ı İsyan ile birlikte çekilen 'Wonderland', MoMa'nın direktörü Klaus Biesenbach küratörlüğündeki 'Zero Tolerance' sergisiyle ikinci kez MoMA'da.
Haber: Fırat Demir - firatdemir@me.com / Arşivi

Önce bize tanıdık gelecek yanından bakalım: Sulukule’nin isyanı, New York’ta yankılanıyor! Hem de ikinci kez! Halil Altındere’nin ilkin 13. İstanbul Bienali’nde gördüğümüz “Wonderland” videosu, MoMA koleksiyonuna dahil edilmiş, ardından da MoMA’nın Queens’deki MoMA PS1 binasında sergilenmişti. Kentsel dönüşüm mağduru Sulukuleli gençlerin kurduğu rap grubu Tahribad-ı İsyan ile birlikte çekilen “Wonderland”in yolu yine MoMA PS1’a düştü; bu sefer MoMA’nın direktörü Klaus Biesenbach elinden çıkma grup sergisi “Zero Tolerance” ile.
“Wonderland”, geçen seneki bienalin en dikkat çeken işlerindendi. 13. İstanbul Bienali, barbarlık sorusunu anneye yöneltirken, Halil Altındere, soruya bile gerek koymadan önümüze koymuştu: İstanbul, sen bir barbarsın. Tahribad-ı İsyan, köklerinden sökülüp şehrin kaderinde kaybolmaya bırakılacak Sulukuleliler için, İstanbul’a ait herkes için ve giderek betonlaşan doğa için rap yapıyordu. Harikalar diyarına bile gözüne diken TOKİ için verilebilecek en organik karşılıktı bu video. Şehrin yalnız bıraktığı insanların verdiği karşılık. 

SULUKULELİ GENÇLERİN KOMŞUSU PUSSY RIOT 

“Zero Tolerance” sergisindeyse Sulukulelilere bir dolu arkadaş var. Onlar gibi kendi yaşamlarını için direnen dostlar var. “Zero Tolerance”, dünyanın her köşesinden sanatçılarla, tek bir meseleye odaklanmış bir sergi; mücadeleye. Serginin ismi de zaten bu mücadelenin muhatabına parmak sallıyor. Sıfır tolerans, 90’lı yıllarda New York’un en önemli meselelerinden biriydi. Katı bir polis-vatandaş dengesiydi; şehirdeki suç oranını sıfırlamak için, sıfır insaniyet. İşbu, Amerika şu günlerde Ferguson olaylarıyla toleransın pek de değişmediğini ele veriyor. Yani zaman fark etmiyor; gücün gölgesi hep üzerimize düşüyor. MoMA PS1’ın 8 Mart’a kadar görülebilecek “Zero Tolerance” sergisi, bu katı gerçeği bildiğinden, tek bir zamana ya da gerçeğe yaslanmak yerine, sanat içerisindeki politik direnme biçimlerine keskin ama bütünlüklü bir bakış sunmak istiyor. Bu bakış içerisinde, Sulukuleli Tahribad-ı İsyan’ın komşusu, Moskova’dan Pussy Riot olabiliyor.

BARIŞ İÇİN YATAKLARA DÜŞEN YOKO ONO
Evet, “Zero Tolerance” sergisi, karşı koyuşun yakın geçmişini deşiyor. Pussy Riot’ın meşhur kilise protestosu da burada, Yoko Ono’nun barış için yataklara düşmesi de, Joseph Beuys’un her bireye bir politik güç hediye eden özgürleştirici öğütleri de... Fakat serginin asıl etkileyiciliği, zaten halihazırda tanıdığımız işlerden değil de, politik hafızamıza yeni ilhamlar sunan işlerden geliyor. Mesela Polonyalı sanatçı Artur Zmijewski ‘nin “Democraties” isimli 25 kanallı video çalışması gibi. Zmijewski, dünya kıtası üzerinden tam 25 tane “halk” bütününü kameraya almış; hak savaşı da içerisinde, milliyetçilik için sokağa döküleni de, holiganı da. Sokağa dökülene bakmak, demokrasi dediğimiz amorf bütüne yaklaşmak demek oluyor.

TOLERANSI TANIMAYANA BİR ÖPÜCÜK!
Sokak demişken, Pussy Riot’un da kökü sayılabilecek sokak sanatçıları grubu Voina’yı anmak gerekiyor. Voina, tolerans tanımayana öpücükle karşılık veriyor. Voina’ın kadın üyeleri, Moskova sokaklarındaki kadın polis memurlarına köşede kıstırıp kıstırıp öpüyor. Zagreb çıkışlı Igor Grubic’in çift kanallı videosu da, benzeri bir romantik dile sahip. “East Side Story” isimli çalışmanın bir ekranında Belgrat ve Zagreb’deki LGBT yürüyüşleri sırasındaki Neo-Nazi grupların saldırıları gösterilirken; diğer yanda dansçılar kendi dilleriyle bedenin özgürlüğünü anlatıyorlar.Doğu Avrupa, Uzakdoğu’ya dönüyor; Song Dong, Chim-Pom ve Zhao Zhao gibi sanatçılar, serginin perspektifini genişletiyor. 


Halil Altındere
“WONDERLAND” SERGİYE SANAT DİLİ YÜKLÜYOR
Peki, böyle bir bütünlük içerisinde “Wonderland” nereye oturuyor? “Wonderland”, “Zero Tolerance” sergisine, dümdüz söylemek gerekirse, sanat dili yüklüyor. Keza grup sergisindeki çalışmalar her ne kadar etkili ve gerekli olsalar da, kimi zaman fazla doküman kalıyorlar. Eğer konu “mücadele” etmekse, aktarılan bu mücadele biçimlerinin, akla ve hayalgücüne uzanması gerekiyor. İşte bu noktada, Halil Altındere, sergi içerisinde yaratıcı bir yol açıyor. Videonun sergilendiği odaya dolan konuklar, cep telefonlarından TOKİ’yi google’larken, bir yandan da, Halil Altındere’nin alegorik anlatımına kapılıyorlar. Gülenler de oluyor, dans etmeye başlayanlar da, ciddiyetle parmağını çenesinin altına yerleştiren de. Sıfır toleransın olduğu bu dünyaya, birazcık nüans gerekiyor.