Sur'daki o bakkal artık yok!

Sur'daki o bakkal artık yok!
Sur'daki o bakkal artık yok!
DEPO'da Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK projesi Türkiye'nin doğusundan ve batısından gençlerin bir arada yaptıkları çalışmalar üzerinden birlikte yaşam için umudunu tazeliyor.
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL- “Türkiye’de birbirlerinden haber alan ama haberdar olmayan gençler yaşıyor. Şimdi onlar birbirine temas etti” Bu sözler Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK projesi koordinatörü Latife Uluçınar’a ait.

İlk dönemi 2013-2014 yılında gerçekleşen BAK projesinde Türkiye’nin doğu ve batısından bir araya gelen gençler, birbirlerinin yaşadıkları şehirlerin hafızasına yolculuğa çıkıyor. Kent hafızası üzerine çalışan gençler şehirlerine dair hikâyeleri fotoğraf ve video çalışmasına dönüştürüyor.

İlk döneminde dört farklı şehirden 24 katılımcıyla gerçekleşen BAK ikinci döneminde çağrısını Aydın, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Diyarbakır, İzmir, Mardin, Muğla, Şırnak ve Urfa’dan 20-28 yaş arası video ve fotoğrafa ilgi duyan gençlere yaptı.

Latife Uluçınar, ilk atölye çalışmasını İzmir’de ikincisini Diyarbakır’da yaptıklarını anlatıyor. İlk iş olarak ‘bakmanın biçimlerini’ tartıştıklarını söyleyen Uluçınar, gençlerin daha önce önünden geçip gittikleri şehirdeki mekânları fark etmelerini sağladıklarını vurguluyor.

Gençlerden bazıları yapacakları projeyi kendi şehirlerinden seçmiş bazıları ise üçüncü bir şehirde yapmayı tercih etmiş.

HİKAYELER ÇEŞİTLENDİ

Uluçınar projeyi yaparken Anadolu şehirlerindeki genç insanlara alan yaratmayı ve ayrı şehirden gençleri bir araya getirerek temas etmelerini sağlamayı hedeflediklerini anlatıyor.

Projenin ilk dönemindeki işler o yılların ruhundan kaynaklı olarak daha çok doğu illeri ağırlıklı olmuş. Barış sürecinin hemen öncesinde batılı gençler doğuyu daha çok merak ettiği için böyle bir tablo ortaya çıkmış. Ancak Uluçınar, bu kez ortaya çıkan hikâyelerin çok çeşitlendiğini söylüyor: ‘Gündelik hayattan tutun da kent politikalarına, toplumsal hafızaya, kültürel çeşitliliğe çok fazla odak oluştu.’

Uluçınar projede ortaya çıkan hikâyelerden heyecanla bahsediyor. Sergide, ‘Zilan katliamından sonra sürülen Kürtler ne hatırlıyor’ düşüncesiyle yola çıkan post hafıza üzerine bir çalışma yer alıyor. Bu çalışmayı hazırlayan gençlerden birinin ailesi de Zilan katliamını yaşayanlardan.

Sergide yer alan işlerden biri ise dövmelerle ilgili. ‘Dövmelerin kimliğin nişanesi olduğu’ üzerinden giden ve üç hikâye anlatılıyor. Üç hikâyede üç farklı ölüm ve bu ölümlerin başkalarının bedenlerine bıraktıkları izler işleniyor”

Bu işleri ortaya koyarken iki yıl boyunca 10 kişilik danışman kadrosunun ve 24 katılımcının sık sık bir araya gelerek çalışmış. Uluçınar, birbirini dinleyerek ve anlayarak ilerleyen alternatif eğitim modeli geliştirmenin önemli olduğunu vurguluyor: “Geçen yıl projeye katılan gençlerden biri ‘biz birbirimizden çok farklı olduğumuzu düşünüyorduk yoksa çok benzermişiz’ dedi. Bu da birlikte yaşam umudu için çok şey vadeden bir cümle”

GÜNDELİK HAYAT PROJE SIRASINDA DEĞİŞTİ

Serginin ilginç yanlarından biri yapılan işlerin şimdiden yakın tarihe düşülmüş bir iz olması.

İzmir’den Sadi ve Diyarbakır’dan katılan Özlem ‘yansıtılan doğuda hep kargaşa ve acı var biz doğudaki gündelik yaşamı anlatalım’ düşüncesiyle ‘Olağan Haller’ projesine başlamışlar.

Diyarbakır, Mardin ve Şırnak’taki gündelik hayatı fotoğraflamak isterken proje sırasında gündelik hayatın akışı değişmiş. Sadi Şırnak’ı fotoğraflamak için gittiğinde otelden çıkamamış.

Aydın’dan Melike ve Diyarbakır’dan Recep ise Diyarbakır’da kentsel dönüşümle yok olacağını düşündükleri bir mahallede çalışma yaparken bir bakkala odaklanmışlar. Ancak son aylardaki operasyonlardan sonra Suriçi’nde çektikleri mekanların hiçbiri bugün yok. Uluçınar, ‘Olağan Haller projesi de Son Bakkal projesi de o mahallelerin hafızasına düşmüş birer imza oldu’ diyor.

 Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından yürütülen BAK kapsamındaki atölyeler, docİstanbul – Belgesel Araştırmaları Merkezi ve Geniş Açı Proje Ofisi ile işbirliği içinde düzenleniyor.

BAK projesi Charles Stewart Mott Vakfı, Açık Toplum Vakfı ve İsveç Başkonsolosluğu tarafından destekleniyor. Sergi 10 Nisan’a dek İstanbul DEPO’da görülebilir.