Sürekli bir acil durum halinde memleket

Sürekli bir acil durum  halinde memleket
Sürekli bir acil durum  halinde memleket
Radikal'de 'Güncel Sanat Kafası' köşesini yazan Işıl Eğrikavuk, Rampa'daki 'Karanlık Kütüphane' sergisiyle lanetlenmiş kitaplara dikkat çekiyor.
Haber: GÜLNAZ CAN / Arşivi

Bir kütüphane var, bir duvar kadar. Bu küçük gibi duran seçkide Hanefi Avcı ile Willam S. Burroughs’u yan yana görüyorsunuz. Farklı edebi tatlardan, ideolojik yaklaşımlardan, dini temellerden, sosyal inşa arayışlarından yaklaşık 400 kitap bir seçkide buluşuyor. Ortak noktaları Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yayımlanıp, yasaklanmak, yayıncısına, yazarına, çevirmenine dava açılması, toplatılmak ya da lanetlenmek. Işıl Eğrikavuk’un Rampa’daki ‘Karanlık Kütüphane’ sergisinin bir katmanı işte bu kitaplar.


Serginin interaktif bu bölümünde gerçek bir kütüphane oluşturulmuş. Raflardan zamanında toprağa gömülmüş bu kitaplar alınıp okunabilir. Toplumun her kesiminin, her yaştan insanın en az bir kitapla bir hikâyesi vardır sanıyorum. Bazıları için çocukluk anıları -ailenin gizli kütüphanesi-, bazıları için ise yeni edebiyat hevesleri –satırları çizili Oğlak Dönencesi-, bazıları için ise çok güncel hayretler –Ölüm Pornosu-… Bu sergi için üretilmiş kütüphane bir araştırma projesi değil; ki Eğrikavuk bunu özellikle vurguluyor. Bu aslında 2006 yılında başlamış olan bir projenin devamı. Katman katman derken aslında bundan da bahsediyoruz.
Yıllar önce Radikal okurlarının bu gazetede okuduğu bir haberi anımsatmak istiyorum. “O karanlık kütüphanede neler oldu?” başlığıyla verilen habere göre Eylül 1980’de 12 kişi evlerinden, elleri ve gözleri bağlanarak kaçırılır. Kendilerine söylenen tek şey “Acil bir durumla karşı karşıya” olunduğudur. Bu kişiler bir kısa seyahatin ardından gözleri açıldığında kendilerini dev bir kütüphanede bulurlar. Çok önemli bir görev için buraya getirildikleri söylenir onlara. 2 yıl süren ve bir gün yine böyle ansızın biten bu görev bazı arşiv ve kitapları imha etmektir. Sanatçı ve gazeteci Işıl Eğrikavuk bu olayı yaşayan ve kitaplaştıran Cengiz Çetin’in yazdıkları üzerinden haberleştirir.
Bu haber aslında 2009 İstanbul Bienali için, Eğrikavuk’un 2006 yılında yaptığı bir videoyu takiben üretildi. Rampa’nın duvarlarında bu gizemli olayın gazete kupürleri ve bir başka odada sergiye adını veren 8 dakikalık video da bu serginin diğer katmanları. 1980 yılında geçiyor bu hikâye. Toplumun her kesiminden, bir sağdan bir soldan silindiği gibi gençler, bu karanlık kütüphanedeki kitaplar da bir sağdan, bir soldan siliniyor satır satır. Tüm bu ağır gerçeğin üzerine, her şeye rağmen video da haber de şaşırtıcı ve absürd. Zira bir süre sonra videodaki hikâye Eğrikavuk ve ana karakter arasında geçen bir kamera arkası konuşmaya dönüşüyor. İkili bu tip hikâyelerin Batı’da ne kadar satacağı üzerine bir tartışmaya girişiyorlar.
Eğrikavuk bu gerçek ve kurgu yanılgısını özellikle yaratmak istediğini söylüyor:
“Bu bir araştırma projesi değil, bu bir kurgu. O hikâyeyi ben yazdım. Ama şu var tabii, gerçekle bunu harmanlayıp biraz seyircinin de kafasındaki gerçeklik algısını oluşturan etmenler ne, bunda medyanın ne kadar rolü var, bunları sorgulatmak istedim. Bir yandan da ikisi ayrı projeler. Kütüphane bu olayın gerçekliğine katkıda bulunmaya çalışırken, video aslında işin kurgu olduğunu açık ediyor. Ben gelenlere önce videoyu izletiyorum ama serginin belli bir gezme sırası yok.”
Kitaplıkta Haydar Dümen de var Che Guevara da Said Nursi de var Jean Paul Sartre da. İçinde “Bu da mı yasaklanmış?” diye hayrete düşeceğiniz kitaplar mevcut. Farklı nesillerin neleri okuyamadığını ortaya koyuyor aynı zamanda sergi. Eğrikavuk’a göre kitap yasakları bugün bir şekilde internete dönüşmüş durumda; aslında bugün de bunu yaşıyoruz. Yasaklar bir ekrandan, bir başkasına kayıyor. Tam seçim zamanı, YouTube ve Twitter yasaklarının tartışıldığı dönem hazırlıyor sergiyi ve zamanlamasıyla da manidar oluyor böylece.
Eğrikavuk medyanın manipülasyon yeteneğini –kendisi de gazetecilik yapmış biri olarak- iyi bilir ve işlerinde bunu işler. Videolarındaki durumlar bir röportaj, televizyon haberi gibi günlük medya dilinde verilir, ancak sanatçı performansına dahil ettiği kişiyle ‘off-the-record’ konuşmalarını da ekler videoya ve orada izleyicinin kafasını karıştırır ya da berraklaştırır. Bu sergideki video da böyle bir örnek. Eğrikavuk’un yine benzer biçimde bir TV programı gibi duran 2013 tarihli performansı ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak’, Almanya’nın Mannheim kentindeki Theater der Welt tiyatro festivaline davet edildi. Performans, 26 ve 27 Mayıs’ta üst üste iki gösterim yapacak. Eğrikavuk ilk kez bir tiyatro festivaline katılacak ve ekipçe hayli heyecanlılar. Bunun ardından ise Londra’da Delfina Foundation’ın residency davetlisi olarak 2 ay geçirecek, belki bu kez İngiltere medyasına el atacak.
‘Karanlık Kütüphane’ ise Rampa’da 24 Mayıs’a kadar açık kalacak. Türkiye’de her gün yeni yasakların konuşulduğu bu ortamda yasakların kütüphanesine gidiniz, en yasak cümleleri tweet’leyiniz. Hâlâ yapabiliyorken…