Tanrı bir kayıt aletidir

Tanrı bir kayıt aletidir
Tanrı bir kayıt aletidir
Zazaca müziğin en önemli isimlerinden Mikail Aslan, Başbakan'ın Dersim açıklamasını önemli bulduğunu belirtiyor. Aslan'a göre Dersimliler o dönemde yaşanan iç ihanetleri de sorgulamalı
Haber: KENAN BAŞARAN - kenan.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

1999’daki ‘Agerayis’ (Dönüş) ismini verdiği ilk solo albümünü yapan Mikail Aslan, Zaza müziğinin en önemli temsilcilerinden biri… Dersim coğrafyasının müzikal anlamdaki her tınısını albümlerine taşıyan Aslan, geride kalan altı albümle şimdiden önemli bir miras oluşturdu. Anonim eserlerden bestelere kadar, Zaza müziğine yeni bir soluk kazandıran Aslan, müziğimizin dervişlerinden Erkan Oğur ile de halihazırda ‘Çeşm-i Dıl’ (Gönül Gözü) ismiyle konserler veriyor.

Mikail Aslan, çalışmalarında Dersim coğrafyasının ensturmanları arasında bir ‘ayrım’ yapmıyor. Zaza Alevilerinin kutsal saydığı üç telliyi de ‘govend çalgısı’ denilerek hafif küçümsenen klarneti de kullanıyor. Onun itinayla sakındığı en önemli şey ise ‘Batı armonisi’; üstelik Batı müziği eğitimi almış biri olarak! Bu konudaki tutuculuğunu da saklamıyor: “Dışarıdan müdahale ile değiştirme ve başkalaştırmaya tepkiliyim. Bu yüzden biraz gelenekçi bir yapım var. Batı kafasıyla Doğu müziği harmonize edilemez diye düşünüyorum. Kendi üç telimizle bir yere varacağımızı düşünmediğimizden altına iki gitar harmonisi koyup evrenselleşeceğimizi sanıyoruz. Gereksiz ispatlama girişimleri...”

‘Dersim müziğinin özü itikatsaldır’
Anadolu’daki birçok halkın müziğiyle alışverişte olan Zaza müziğinin özünde var olanı ise şöyle anlatıyor Aslan: “Özellikle Dersim müziğinin özü itikatsaldır. Hatta bu diğer müziği de küçümsemiştir. Bağlamayı (tembur) kutsal görür. Keman ve klarneti ise kutsamaz…” Zazacadan her geçen gün bir kelime eksiliyor. Dil ölüyor. Aslan, kabahatin büyüğünü Zazalarda arıyor: “Çocuğuna Zazacayı öğreten bir tek anne göremiyorum artık. Asimilasyon süreci tamamlanmış diye düşünüyorum. Kimlik arayışı diyasporada daha canlı. Buradaki insanlar bir dilin toplum üzerinde ne kadar etkili olduğunun farkında değil. Sistem öyle bir asimilasyon uyguluyor ki bizzat mağdur artık bu role soyunuyor.”

‘İdam edilen dayım Atatürk ’ün arkadaşı’
Mikail Aslan’ın müziğini konuşmak ayrıca Dersim’in acılarını da konuşmaktır. ‘Kilite Kou (Dağların Anahtarı) bu acıların müziğe döküldüğü en bariz albümüdür. Aslan, ta 38 öncesi Dersim mağdurlarından. Trablusgarp cephesinde Mustafa Kemal ile silah arkadaşlığı yapan Binbaşı Hasan Hayri, büyük büyük dayısıdır: “İlk Meclis’te vekildir. Lozan görüşmeleri sırasında Atatürk, Hasan Hayri’ye ‘Gel Meclis’te Kürtçe konuş’ diyor. Yerel giysileriyle konuşmasını yapıyor. Ama heyet gittikten iki gün sonra Hasan Hayri, Divan-ı Harbe veriliyor. Ordudaki arkadaşları gitmesini öneriyor. Rivayetlere göre Hasan Hayri ile Atatürk birbirine girmiş. Başında sandalye kırdığı bile anlatılır bizde. Hasan Hayri, Dersim’e dönüp bir sene kadar dağlarda kaçak yaşıyor. Affedilecek diye kendisine mektup geliyor. ‘Affedilecek bir şey yapmadım’ dese de gidiyor ve Elazığ’da 1924’te idam ediliyor.” Aslan, bu yıl, aile içinde büyük bir tabu olan Hasan Hayri’nin mezarını ilk kez ziyaret ediyor.

‘Başbakan’a müteşekkirim’
Ve 38… Aslan, metaforik bir yaklaşımla, yapılın bütün haksızlıkların bu dünyada bir göz tarafından kaydedildiğini söylüyor: “Kâinatta yankılanmış hiçbir ses kaybolmaz. Bir çocuğun bağırtısı, gülüşü ve süngü ucuna takılmış bir çocuğun çığlığına kadar her şey kayıt altındadır. Ben Tanrı’yı bir kayıt aletine benzetiyorum. Her şeyi kaydediyor. Ondan dolayı tarihte yapılmış hiçbir şey kaybolmaz. Şimdi önce mağdurlar bu acıyı çekiyor. Gün gelecek bu katliamı yapanların çocukları bunun utancını yaşamak zorunda kalacak. ” Aslan, Dersim 38’e dair açıklamalarından dolayı Başbakan Erdoğan’a müteşekkir olduğunu da açıkça dillendiriyor: “En azından Dersim kelimesini ağzına alarak Kayseriliye, Konyalıya da ‘Dersim’ diye bir yerin varlığını aşikâr etti ve olanları katliam olarak ifade ederek ocağımıza düşen ateşi onlara gösterdi. Biz söylediğimizde Türkler inanmıyordu.”
Aslan, Dersim’le ‘öteki yüzleşme’nin de şart olduğunu söylüyor: “Dersim’de iç ihanet daha sorgulanmadı. Bir altın için üvey kardeşinin başını kesip devlete teslim edenler, katliamda bizzat ordunun önüne geçerek ‘isyancıları’ın yerlerini gösteren milisler, hükümetle uzlaşıp
Ankara ya telgraf çeken aşiretler…” Ya, Erdoğan’ın Dersim açıklamalarına “Bu Başbakan bu millete yakın gelecekte Ermeni soykırımı iddialarını dayatırsa şaşırmayın” diyerek tepki gösteren Kılıçardoğlu için ne düşünüyor? “Kendisiyle aynı kökenden olup olmadığım konusunda şüpheye düşüyorum.” Aslan, Dersimlilerin ilericiliğinin nereden kaynaklandığını da bir soru olarak ortaya atıp şu cevabı veriyor: “Bu ilericilik devletsiz bir komünal yaşam sürmelerinden mi, yoksa Kemalizme hızlı bir şekilde uyum sağlamaları mı? Bence ikincisidir. Cumhuriyetle çabuk entegre oldukları için ilerici sayıldılar. Güzel türkçe kullanıyoruz, laikliğe bağlı olduğumuz için...”

Erkan Oğur’un dinleyicisinden protesto
Erkan Oğur ile Çeşm-i Dıl (Farsçada Gönül Gözü) bir konseptle konser dizisi yaptık. Son olarak Dersim’deydik. 25 konserle 25 bin kişiye ulaştık. Bizim bütün idamlarımız, cenazelerimiz Harput’ta olmuştur. Ama Harput’tan bir isimle (Oğur) müzik yapmak benim için olağanüstü. Benim dinleyicilerim Erkan Hoca’yı benden de çok severler ama onun dinleyicilerinden bazıları Antalya’da salonu terk etti; bir Zaza ile bir Türk birlikte müzik yapıyor diye! Erkan,“Bu toplum nasıl bu hale getirildi ki kendi coğrafyasında yaşayan insanların diline tahammül edemiyor” diyor.

Sanat merkezi kuracak
Şu sıralar enstrümantal müzik üzerine yoğunlaşıyorum. Onun dışında da barajlar ve tabiatla ilgili temalar var... Ayrıca şimdiye kadar seslendirdiğimiz ezgileri kitap haline getirdik, bir ay sonra Mikail Aslan ‘repertuvar’ olarak çıkacak. Ayrca genel müzik eğitiminin verileceği ve dil atölyesinin de olacağı bir kültür sanat merkezi kurmak istiyorum İstanbul ’da.