Taş binanın insanları

Taş binanın insanları
Taş binanın insanları

?Son Bir Kez?, sözü ayakta kalmaya çalışan insanlara veriyor.

Tiyatro Oyunevi'nin 'Son Bir Kez'i aralarında Aslı Erdoğan, Murat Uyurkulak, Bejan Matur, Ece Temelkuran gibi isimlerin yer aldığı altı yazarın metnine ve altı yönetmenin rejisine yer veriyor. Tiyatroyla edebiyatın dostluğunu tazeleyen oyun, bugün festivalde
Haber: CEYDA AŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Kolektif bir yaratım biçimi, tiyatronun doğasına en uygun üretimdir... Ama ne yazık ki Türkiye’de tiyatrolar ne bir araya gelip ortak ruh , ortak yaratım sağlayabiliyorlar, ne de sorunlarında birbirlerine yeterince destek olabiliyorlar. 
Mahir Günşiray ve Tiyatro Oyunevi, kendi üretim biçimlerine dair de olsa, yalnızlık duvarlarını yıkarak ortak bir yaratımda bulunuyor ve bir umut ışığı yakıyor. Yönetmen olmak isteyip de bir türlü profesyonel şansı bulamayanlara sahnesini verirken, yazarların tiyatro metnine, tiyatro metninin ise yazarlara kazandırılmasıyla edebiyat ile tiyatronun dostluğunu tazeliyor. Mahir Günşıray,  Aslı Erdoğan, Bejan Matur, Beliz Güçbilmez, Ece Temelkuran, Murat Uyurkulak, Şâmil Yılmaz ve Ümit Kıvanç gibi yazarlardan ‘son bir kez’ konsepti çerçevesinde birer monolog yazmalarını istemiş. Kural olarak birbirlerinin metinlerini  görmedikleri ya da kitaplarından hangi bölümü gönderecekleri bilinmediği halde, böylesi parçalı bir yapıdan,  ‘ölüm’ teması çerçevesinde dolaşan bütünlüklü bir metin ortaya çıkmış. Oyun, geçen hafta Ankara’da Domus Sanatevi’nde sahnelendi, bugünden itibaren İstanbul Tiyatro Festivali’nde...
Yerde, kan lekeleri gibi kırmızı çiçekler. Sahnede, yaşayan ölüler gibi dolaşan, mağduriyeti, öfkeyi, tecavüzü, savaşı, ölümü, ayrılığı deneyimlemiş, bir parçaları bir yerlerde alıkonmuş gibi bölünmüş, eksilmiş, acıyla, çaresizlikle ayakta durmaya çalışan insancıklar. İç seslerini haykırırken onlar, biraz ironik, ukala ve bilge bakışlara sahip, hepsinden birer parça taşıyan ilginç bir melek figürü aralarında dolaşıyor. Aslı Erdoğan’ın “Hepimiz gördük meleği... Hiçbirimiz uzun uzun bakamadık ona” cümleleri eşliğinde... Metinler kimi zaman aksiyon doğuramayacak kadar içselken, kimi zaman ise takip edilebilir bir öykü sunarak, ölümcül bir anın öncesine ve sonrasına uzanıyor. Örneğin, Beliz Güçbilmez’in bir kızın babasının ölümünü hayal ettiği güçlü metni ile Şâmil Yılmaz’ın tecavüze uğrayan bir kadını kara bir dille anlatan metni, Nalan Kuruçim ve Neslihan Derya Demirel’in gözyaşlarıyla teslim alan oyunculukları sayesinde, sahneyi görülebilir imgelerle dolduruyor. Metinler birbirine trajik bir dokuyla bağlanıyor. Parçalar, gerçek dünyaya ve gerçek savaşlara göndermeler içermesine rağmen, düşsel bir tınıya sahip. Ümit Kıvanç’ın oyunu sonlandıran metni ise gündelik bir zemine ayaklarını basarak seyirciye ironik ve tanıdık bir yüzleşme yaşatıyor. Sigarayı bırakıp, son bir sigara içme kararı kadar basit bir noktayı çıkış noktası olarak alan metin, Banu Fotocan’ın rahat oyunculuğuyla projenin tür ve biçim çeşitliliğini arttırıyor.

Proje yönetmeni Günşiray
Mahir Günşıray, “Monologlardaki figürler, Aslı Erdoğan’ın ‘Taş Bina ve Diğerleri’ adlı kitabında sözü geçen taş bina insanlarının ruhuna çok uygundu. Karakterler, olmak isteyip de olamadıkları ile hesaplaşırken, onları biraz daha anlama ihtimalimiz doğabilir” diye tanımlıyor ‘Son Bir Kez’i. Olmak istediğimizi olma yönünde oyuncularına, yönetmen adaylarına ve seyircilerine geniş ve boş bir alan sunuyor Günşıray. Bu ‘boş alanı’ ruhların boşluğunu göstererek dolduran oyunda, Yaman Ceri, Ezgi Çelik, Gökçe Yiğitel, Bedir Bedir, Neslihan Derya Demirel, Nalan Kuruçim ve Banu Fotocan  yer alıyor. Monologların yönetmenleri Mahir Günşıray, Bedir Bedir, Fırat Aygün, Ezgi Yentürk, Nilay Erdönmez, Serhat Erekinci ve Nalan Kuruçim. Sahne tasarımı ise Tiyatro Oyunevi’nin daimi dahisi Claude Leon’a ait. 

‘Son Bir Kez’, bugün saat 20.30, yarın saat 18.30 ve 20.30’da.