Tek sorun 'failatün' mü?

Uzmanlar liselerde Divan Edebiyatı'nın yoğunluğunun azaltılması tartışmasına katıldı: Öğretmenin yoksa, ne divanı ne çağdaş edebiyatı iyi öğretirsin.
Haber: ONUR GÜLEN / Arşivi
OLKAN ÖZYURT / Arşivi

İSTANBUL - Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) liselerde okutulan edebiyat dersinin müfredatını değiştirme girişimi, tartışmalara
yol açtı. Yeni müfredatta 'okullarda öncelikli olarak çağdaş yazarlar okutulması, Divan Edebiyatı'nın derslerdeki yoğunluğunun azaltılması' öngörülüyor. Bu nedenle de
'Failatün failatün failüne son' bu değişikliğin sloganı haline geldi.
Lise yaşamları boyunca dilini tam anlayamadıkları metinlerin vezinlerini çıkartmaktan yorgun düşen lise öğrencileri durumdan hayli hoşnut. Fakat yazarlar, eğitmenler ve uzmanlar hem değişikliğin bu slogana indirgenmesinden, hem de yeni programın yetersizliğinden yakınıyor. Aralarında görüşlerini aldığımız pek çok insanın da olduğu önemli bir kesim, sadece edebiyat alanının değil, eğitim sisteminin kökten bir değişikliğe ihtiyacı olduğu ve bunun da uzmanlarca yapılması gerektiği konusunda hemfikir. Kısaca 'failatün' meselesi daha uzun süre tartışılacağa benziyor...
Talat Halman (Bilkent Ü. Türk Dili Ed. Bölüm Bşk.)
Ben pek çok bakımdan ters buluyorum bu değişikliği. Müfredat değişikliğine genel olarak çok sevinmeme rağmen, önerilen değişiklikler ve onun ardındaki zihniyet bana ters düşüyor. Türk edebiyatı öğretiminde yapılacak değişiklik yalnızca dönemlerin yeniden isimlendirilmesi ve aruz vezninden vazgeçilmesi olmamalı.
Öğretim yöntemleri üstünde durulmalı. Okunacak malzemenin değiştirilmesi ve modern yazarların eklenmesi çok olumlu fakat önemli olan hangi parçaların nasıl seçildiği ve öğretildiği. Yaşayan yazarlardan metinler koyacağız demek yeterli değil.
Yeni müfredatın sistematiğinin hazırlanmadığını düşünüyorum. Her şeyin yeni baştan düzenlenmesi gerekiyor. Böyle bir çalışma, Türk edebiyatının kültürel
özellikleri ve edebiyatın nasıl öğretileceğini hakkında bilgi sahibi olan bir grubun çalışmasını gerektirir. Önemli olan aruz öğretmek ya da öğretmemek değil, öğrencilere edebiyatı sevdirmek olmalı.
Necdet Sakaoğlu (MEB Talim Terbiye Kurulu eski üyesi)
Önemli olan Divan Edebiyatı'nın müfredattan çıkartılmasından çok, derslerin ne tür kitaplardan, kimler tarafından okutulduğudur. Divan edebiyatı bir ses eğitimidir, müzikal eğitimdir. İyi bir öğretmen ve iyi bir programla yetişen öğrenciler, Türkçeyi mükemmel kullanabilecek düzeye gelirler. 21. yüzyılda, hâlâ ders programlarının sağlıklı bir yapıya kavuşturulamamış olması, eğitim sorunlarının askıya alınması en büyük sorun. Türkiye'de zaten 20 yıldır doğru dürüst edebiyat eğitimi yapılmıyor. Çözüm, 'şunu kaldıralım bunu kaldıralım'la olamaz. Önemli olan Türk edebiyatını ve dilini zenginleştirilmiş eserleri, ses ve anlam değerlerini göz önünde bulundurarak öğrenciye sunmaktır.
Güven Turan (Şair)
Ben meseleyi şu ya da bu edebiyatın öğretilmesi olarak değerlendirmiyorum. Yöntemin değiştirilmesi gerektiğinden yanayım. Divan Edebiyatı da okutulsa, çağdaş edebiyat da okutulsa, nasıl okutulduğu
önemli. Değiştirilmesi gereken de bu.
Benim eğilimim, çağdaş yapıtlardan klasiğe doğru gidilmesi, sadece metin ya da yazar üstünde durulmayıp bu yapıtların edebiyat tarihi çerçevesinde ele alınarak, kuramsal bilgiler eşliğinde verilmesi.
Oya Adalı (Edebiyat öğretmeni, ÇYDD Beyoğlu Şube Başkanı)
Edebiyatı derslerinin artık çağın gereksinimlerini karşılamadığı herkesin üzerinde birleştiği bir gerçektir. Son günlerde sorunun, 'Divan Edebiyatı okutulsun-okutulmasın', 'aruz vezni öğretilsin-öğretilmesin' gibi yüzeysel bir tartışmaya çekilmek istendiğini görüyoruz. Edebiyat sanat dalıdır, yapılan eğitim de bir sanat eğitimidir.
Edebiyat ezber bilgiler yığını değildir. Bugün, kısır tartışmalarla konuyu sulandırma zamanı değildir. Eğer gerçekten iyi bir şeyler yapılmasını istiyorsak bu konuda bilgisi ve düşüncesi olan herkes düşündüklerini ortaya koymalı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın çabalarına katkı bulunmaya çalışmalıdır. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) 2002 yılı şubat ayı içinde, konunun enine boyuna tartışılmasını sağlayacak bir panel düzenleme çalışması içerisindedir. Orhan Sinan Aktuğ (Fen Bilimleri Merkezi Dershanesi Türkçe Böl. Başk.)
Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu, bu net değil. İyi öğretemiyoruz diye mi? Üniversite sınavlarında öğrencilerin matematiksel başarı ortalaması yüzde 10 civarında. Bu daha başarısız bir durum. O zaman onlar da değişmeli. Burada temel olan müfredatı hangi bakış açısıyla işlediğiniz.
Sonuçta olumlu bir durum. Çünkü öğrenciler çağdaş edebiyata daha fazla ilgi duyuyor. Ama iş müfredat değişikliğiyle bitmiyor. Burada öğretmenin potansiyeli de çok önemli. Eğitim sistemi bütün dersler göz önüne alınarak yeniden tespit edilmeli, içerikleri değiştirimeli. Çağdaş, katılımcı 'ders işleme yöntemi' uygulanmalı.
Bahri Acar (MEF Okulları Edebiyat Bölüm Başkanı)
Edebiyat da ne anlatıldığı değil, nasıl anlatıldığı önemlidir. Bizim eğitimdeki temel sorunmuz da bu. Divan Edebiyatı'nı çağdaş bir bakış açısıyla öğrenciye anlatırsanız öğrenci konuya hâkimiyet kurabilir. Ama çağdaş edebiyatı parça parça öğrenciye anlatırsanız öğrenci konuya vâkıf olamayabilir. Yani bizim konuya bakış açımız ve yöntemlerimiz önem kazanıyor. Önemli olan öğrencinin edebiyattan zevk alması. Bunun için de eserin bir bütün olarak 'okunması' gerekiyor. Bu, öğrencinin eleştiri yeteneğini geliştirir.
Sezin Şahin (Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi 3. sınıf öğrencisi)
Ben olumlu karşılıyorum. Divan edebiyatında anlaşılması zor birçok terimin bulunması edebiyat dersine çalışılırken çok fazla zaman harcanmasına neden oluyor.
Merve Damcı (Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi 3. sınıf öğrencisi)
Türkiye'deki eğitim sisteminin düzensizliğine rağmen böyle bir değişiklik beni oldukça sevindirdi. Bunun edebiyat derslerine ilgimizi artıracağını düşünüyorum.
Gülden Aydın (Tuncay Azaphan Anadolu İletişim Lisesi 3. sınıf öğrencisi)
Çağdaş Türk edebiyatına ağırlık verilmesi bizim için daha faydalı. Fakat öğrencilerin edebiyatın yanında diğer derslerde de başarılı olması için derslerin öğrenciye sevdirilmesi gerekiyor. Bu olumlu bir adım.
Murat Belge
(İst. Bilgi Ü. Karşılaştırmalı Ed. Böl. Bşk., Yazar)

Aslında önemli olan derslerin içeriğinden çok, bu derslerin nasıl verildiği. Edebiyat eğitimine ulusal edebiyattan başlanır aslında, edebiyatın tarih ve kendi içindeki değeri verilir. Önemli olan o değere nüfuz edebilme yöntemidir. Bunun için de edebiyatı sevdirmek gerekir.
Türkiye'de yapılamayan da bu. Divan Edebiyatı'na büyük bir ağırlık tanındı. Fakat sevdirilemedi ve bir yöntem çerçevesinde ele alınmadı. Edebiyat öğretmeni de bu konuda bilgisiz olunca, vezin ön plana çıktı. Vezin aslında bir ahenk kavramıdır, bu ahenk verilemediği sürece bir yere varılamaz. Bu değiştirilemiyorsa Divan Edebiyatı yerine Nâzım Hikmet okutulunca da bir yere varılamaz.
Edebiyat eğitiminin amacı edebiyatı sevdirmek ve edebiyattan zevk aldırmak olmalı. Öğrencinin metinlerle birebir ilişki kurmasını sağlamak gerekli. Öğrenciyi edebi metin içinde keşfe çıkarabilmektir önemli olan.
Füsun Akatlı (Yazar)
Çağdaş Türk edebiyatı ürünlerinin lise müfredatında yer almasını olumlu karşılıyorum, fakat bunun başarıyla uygulanabileceği ve edebiyat öğretmenlerinin çağdaş Türk edebiyatıyla tanışıklıkları konusunda kuşkularım var. Yapılması gereken, müfredata bazı isimler eklemek değil, bir kültür seferberliği şeklinde, tüm kültür derslerini yeniden gözden geçirmek. Divan Edebiyatı da gençlerin edebiyat beğenisini geliştirebilir, onlarda bir edebiyat bilinci oluşturmaya zemin hazırlayabilir, fakat yeter ki doğru öğretilsin, kalıplar içine sıkıştırılıp, 'failatün'den ibaret gibi gösterilmesin.